<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090</id><updated>2011-08-02T20:25:53.790-07:00</updated><category term='medya'/><category term='muzik'/><category term='cengiz algan'/><category term='ermeni sorunu'/><category term='videolar'/><category term='antikapitalizm'/><category term='marksizm'/><category term='din'/><category term='yeni sol'/><category term='kitap'/><category term='savas'/><category term='zatturi'/><category term='küresel ısınma'/><category term='sinema'/><category term='bilim'/><category term='kriz'/><category term='yolsuzluk'/><category term='sanat'/><category term='ortadogu'/><category term='akp'/><category term='stalinizm'/><category term='e'/><category term='chp'/><category term='spor'/><category term='milliyetcilik'/><category term='sol'/><category term='kürt sorunu'/><category term='feminizm'/><category term='darbe/ergenekon'/><category term='işçi hareketi'/><category term='dunya'/><category term='temel haklar'/><category term='kemalizm'/><category term='çeviri'/><category term='ucanbalik'/><category term='aktivizm'/><category term='ekoloji'/><category term='kapitalizm'/><category term='seçimler'/><category term='islam/laiklik'/><category term='militarizm'/><category term='sansür'/><category term='azinliklar'/><category term='ulusal sorun'/><category term='homofobi'/><category term='tekno-hayat'/><category term='hira'/><title type='text'>ANTİCA BLOG!</title><subtitle type='html'>Antikapitalist hava sahası hareketi</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>192</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-7500395201496671405</id><published>2009-09-12T14:24:00.000-07:00</published><updated>2009-09-12T18:02:18.116-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeni sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zatturi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='militarizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hira'/><title type='text'>DARBECİLERİ YARGI, "SOLU" HALK YARGILAMALI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SqwTXLFsquI/AAAAAAAAB7I/KiapuXJpQB8/s1600-h/militarism.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 178px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SqwTXLFsquI/AAAAAAAAB7I/KiapuXJpQB8/s200/militarism.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380696943635507938"/&gt;&lt;/a&gt;Aradan 29 yıl geçmesine karşın darbecilerin lideri, zamanın genelkurmay başkanı Kenan Evren hâlâ yargılanamadı. En küçük bir rahatsızlığında devletin kaynaklarıyla hemen tedavi edilip yaşamını sürdürüyor. Pek tabi tedavi olsun, her şeye rağmen insandır ama yaptığı darbenin yanlış olduğunu, cezalandırılması gerektiğini hem kendisi, hem de kamuoyu bilmelidir. Darbenin mahkum edilememiş olması bu konuda toplumsal bir talebin oluşmadığını da göstermektedir. Pek çok ülkede askeri darbe gerçekleştirenler ülkelerinde yargılandılar. &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül darbesinin getirdiği ’82 anayasası 29 yıl geçmesine karşılık köklü olarak değiştirilemedi. Darbeciler bu anayasayla kendilerini güvence altına aldıklarından, 29 yıl boyunca toplum sık sık darbe tehdidine maruz kalabildi. 28 Şubat bu güvencenin verdiği cesaretle gerçekleştirilmiştir. 28 Şubat darbecileri de yargılanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven darbe girişimcileri ise bugün Ergenekon sanığı olarak tutuklu yargılanmakta. Onlar yargılanırsa 1980 askeri diktatörlüğü ve diğer darbelerin yargılanmasının da önü açılacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümeti darbe teşebbüsçülerinin yargılanmasının önünü açmıştır. Ergenekon savcılarınının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından görevden alınmaya çalışılmasına karşı çıkarak soruşturma sürecini desteklemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk solu bu süreçte darbecilerin yargılanmasını istemeli ve Ergenekon soruşturmasının peşini bırakmamalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;’80 askeri darbesinin hala sürdüğünü iddia etmek siyasi gelişmeleri anlamamak anlamına gelir. Bir kere, askeri diktatörlüğün sürdüğünü ima etmek demektir. Aradan bunca yıl geçti; sendikalar, siyasi partiler kuruldu ve seçimlere katıldılar. Bu seçimlere sol ve sosyalistler de katıldı. Bu süreçlerin yaşandığı yerde 12 Eylül’ün devam ettiği söylenemez, devam etseydi bırakın seçimleri hiçbir muhalif ses duyamazdınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darbe anayasası temel maddelerde değiştirilememiştir. Bu doğru. Ancak değiştirilemedi diye 12 Eylül sürüyor demek, sınıf mücadelesinin, insan hakları ve demokrasi mücadelesinin kazanımlarını görmezden gelmek demektir. Sermaye sınıfının değişen ihtiyaçlarını bile doğru dürüst kavrayamamak demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Silivri’de darbeciler yargılanıyor. Eğer onlar yargılanıp cezalandırılırsa; 12 Eylül, 12 Mart ve 1961 darbelerinin yargılanmasının önü açılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa kendini solda gören anlayışılar 12 Eylül darbesinin yargılanmasıyla kendilerini sınırlı tutarak 28 Şubat ve 4 askeri darbe girişiminin üzerini örtmeye çalışmaktadır. Son 10 yıldır yaşananlar sanki yaşanmamış gibi davranılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;12 Eylül öncesi sermaye örgütleri TİSK, MESS ve TÜSİAD darbenin gerekli olduğuna dair birçok kampanyanın altına imza atmışlardı. Darbe öncesi TİSK Başkanı Halit Narin bu durumu veciz bir şekilde  “Devlet güvenlik mahkemeleri olmadan üretim olmaz” diye açıklamıştı. Darbenin hemen ardından yine Halit Narin; “Şimdiye kadar biz ağladık, onlar güldü. Şimdi sıra onlarda” ve Vehbi Koç, “12 Eylül devletin yeniden kurulmasıdır.” açıklamalarını yapmışlardı. Darbelerin yalnızca askerlerin veya ABD’nin kafasından çıkmadığının, sistemin ürettiğini birer sonuç olduğunun güzel kanıtları…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SqwT1bGy6jI/AAAAAAAAB7Q/X1pyBP-CNK4/s1600-h/gulen.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SqwT1bGy6jI/AAAAAAAAB7Q/X1pyBP-CNK4/s200/gulen.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380697463331154482" /&gt;&lt;/a&gt;Eğer darbenin 29. yıldönümünde “AKP 12 Eylül faşizminin devamıdır” veya “29 Yıldır 12 Eylül - Darbeciler Hesap Verecek” afişlerinin içine Evren, Özal ve Erdoğan’ın resimlerini yan yana koyarsanız; siyaseten, sapla samanı karıştırmış olursunuz. TKP ve ÖDP bunu yapmaktadır. Bu iki afiş Türk solunun neden milliyetçi konuma düştüğünün tipik göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;2 Eylül askeri darbesini faşizmle özdeşleştirip AKP’yi bunun bir devamı olarak görürseniz sadece şu anki hükümeti düşman belirler, öncekileri ve sistemin bütününü gözlerden kaçırır ve siyasetinizi bunun üzerine kurarsınız.&lt;/span&gt; Evren, Özal ve Erdoğan resimlerini yan yana koyarak siyasi gelişmelerin anlaşılmasının önünü kapatırsınız.  AKP’yi 12 Eylül cuntansının ortaya çıkardığını söyler toplumun büyük çoğunluğunun bu partiyi neden desteklediğini anlayamazsınız. 1979'dan beri Kürtlerle yürütülen kirli savaşı açıklayamazsınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP de 12 Eylül’ü farklı değerlendirmiyor. AKP’yi 12 Eylül darbesinin bir ürünü olarak görüyor. Türk solu ve sosyalistlerinin pek çoğu, toplumu anlamak gibi bir dertleri olmadığından, geniş kitlelerin kandırılmış cahiller olduğunu düşünür. Böylece, CHP, TKP ve ÖDP aynı kulvarda at koşturur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Darbeye Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu&lt;/span&gt; geçtiğimiz yıl 21 Haziran gösterisinde binlerce kişiyi darbeye karşı harekete geçirdi. Türk solu ve sosyalistlerinin önemlice bir kesimi bu koalisyona ‘İslamcılar’ ile birlikte eylem yapılmayacağını öne sürerek katılmamışlar ve eleştirmişlerdi. Oysa Türk solu ve sosyalistleri darbe başta olmak üzere birçok tehdide karşı en ön saflarda kampanyaların bizzat örgütleyicisi olmalıdır. Irkçıların dışında herkesle siyaset etmeyi, demokrasi kavgasını yapmayı öğrenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon soruşturmasının önemini, barışın önemini görmez, Ermeni soykırımına karşı derin devletin tutumunu benimserseniz, demokratik kazanımların önemini hiç mi hiç anlayamazsınız. Cumhuriyet mitinglerinin darbeci karakterini anlayamazsınız. Nitekim Türk solunun varlığını hissettirebilen genişçe bir kesimi milliyetçilerin ve darbecilerin yanına düşmüştür. Barış sürecine milliyetçi çıkarlar temelinde yanıt üretmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül darbecileri bir sistemin ürünüdür. 12 Eylül ancak demokrasinin yanında yer alarak, darbe girişimlerinin yargılanması konusunda açık tutum alarak ve Kürtlerin yanında barışın tarafında tutum alarak yargılanabilir. En önemlisi de milliyetçilikten sıyrılarak tüm darbelerin yargılanmasının önü açılır. Solcular bu demokrasi mücadelesinin en ön saflarında çarpışmak zorundadır. Yeni sol ancak bu mücadelelerin içinden çıkacaktır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-7500395201496671405?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/7500395201496671405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/darbecileri-yargi-solu-halk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/7500395201496671405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/7500395201496671405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/darbecileri-yargi-solu-halk.html' title='DARBECİLERİ YARGI, &quot;SOLU&quot; HALK YARGILAMALI'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SqwTXLFsquI/AAAAAAAAB7I/KiapuXJpQB8/s72-c/militarism.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-4491553651362816750</id><published>2009-09-11T16:37:00.000-07:00</published><updated>2009-09-11T16:51:45.896-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><title type='text'>TAMAM YAVRUM, METELİĞİMİZ YOK; AMA YAĞMURUMUZ VAR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SqriAnf0Z_I/AAAAAAAAB6Y/uhGpKiPAOfQ/s1600-h/Bukowski.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SqriAnf0Z_I/AAAAAAAAB6Y/uhGpKiPAOfQ/s200/Bukowski.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380361205077796850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;sera etkisi deyin ne derseniz deyin &lt;br /&gt;eskisi gibi yağmıyor işte yağmur. &lt;br /&gt;özellikle büyük kriz zamanındaki &lt;br /&gt;yağmurlar geliyor aklıma. &lt;br /&gt;kuruş para yoktu ama bolbol &lt;br /&gt;yağmur vardı. &lt;br /&gt;öyle bir gece veya bir gün &lt;br /&gt;değil, &lt;br /&gt;7 gün ve 7 gece &lt;br /&gt;YAĞARDI &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve Los Angeles'in yağmur ızgaraları &lt;br /&gt;bu kadar çok yağmuru emebilecek &lt;br /&gt;şekilde yapılmamıştı &lt;br /&gt;ve yağmur KALIN &lt;br /&gt;ve KARARLI &lt;br /&gt;ve DÜZENLİ yağardı &lt;br /&gt;ve damlaların çatılara çarpışını &lt;br /&gt;oradan da oluk oluk &lt;br /&gt;toprağa akışını DUYARDINIZ &lt;br /&gt;ve DOLU, &lt;br /&gt;büyük BUZDAN KAYALAR &lt;br /&gt;patlayan &lt;br /&gt;oraya buraya saçılan havada uçuşan; &lt;br /&gt;ve yağmur &lt;br /&gt;kısaca &lt;br /&gt;DURMAZDI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bütün çatılar akardı - &lt;br /&gt;evin her tarafına &lt;br /&gt;tencereler, &lt;br /&gt;kapkacaklar serilir &lt;br /&gt;TIP TIP sesleri bütün eve yayılırdı; &lt;br /&gt;ve kaplar boşaltılır, &lt;br /&gt;boşaltılır &lt;br /&gt;ve tekrar boşaltılırdı. &lt;br /&gt;kaldırımların üstünden geçerdi yağmur, &lt;br /&gt;bahçelerin içinden; ve merdivenleri tırmanıp &lt;br /&gt;evlere girerdi. &lt;br /&gt;el bezleri vardı, banyo havluları, &lt;br /&gt;ve yağmur genelde &lt;br /&gt;tuvaletlerden girerdi: köpüre köpüre, kahverengi, küçük girdaplarla &lt;br /&gt;ve külüstür arabalarla dolu olurdu sokaklar &lt;br /&gt;güneşli bir günde &lt;br /&gt;marş basmayan arabalarla, &lt;br /&gt;ve işsiz adamlar &lt;br /&gt;sanki canlılarmış gibi duran o eski arabaların &lt;br /&gt;can çekişmelerine bakarlardı &lt;br /&gt;pencereleri önünden; &lt;br /&gt;işsizler, &lt;br /&gt;yenik bir zamanın yenik insanları &lt;br /&gt;hapsolurdu evlerine &lt;br /&gt;karıları ve çocukları &lt;br /&gt;ve kedi köpekleriyle. &lt;br /&gt;kediler ve köpekler &lt;br /&gt;dışarı çıkmamak için diretir &lt;br /&gt;evin garip garip yerlerine &lt;br /&gt;pisliklerini bırakırlardı. &lt;br /&gt;işsiz adamlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir zamanlar güzel olan karılarıyla &lt;br /&gt;evde tıkılıp kalmış olmaktan &lt;br /&gt;çıldırırlardı. &lt;br /&gt;korkunç tartışmalar yaşanırdı &lt;br /&gt;haciz ihtar mektupları &lt;br /&gt;kondukça posta kutularına. &lt;br /&gt;yağmur ve dolu, bezelye kutuları, &lt;br /&gt;yavan ekmekler; kızarmış &lt;br /&gt;yumurta, rafadan yumurta, haslanmış &lt;br /&gt;yumurta; fıstık ezmesi &lt;br /&gt;sandviçleri, ve her tencerede &lt;br /&gt;görünmez bir tavuk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;babam, kesinlikle iyi biri olmayan babam &lt;br /&gt;her yağmurda, en iyi ihtimalle, &lt;br /&gt;annemi döverdi, &lt;br /&gt;kendimi üzerlerine atardım, &lt;br /&gt;bacaklar, dizler, &lt;br /&gt;çığlıklar &lt;br /&gt;ta ki &lt;br /&gt;birbirlerinden &lt;br /&gt;ayrılana kadar. &lt;br /&gt;"Gebertic'em seni, " bağırırdım "Bi' kez &lt;br /&gt;daha vurursan ona öldürürüm seni!" &lt;br /&gt;"Çabuk bu orospu çocu'unu &lt;br /&gt;çıkar burdan!" &lt;br /&gt;"hayır, Henri, annenin &lt;br /&gt;yanında kal!" &lt;br /&gt;evet, bütün evler kuşatma altındaydı &lt;br /&gt;fakat sanırım bizim evdeki dehşet &lt;br /&gt;ortalamanın üstündeydi. &lt;br /&gt;ve geceleri &lt;br /&gt;uyumaya çalıştığımızda &lt;br /&gt;yağmur yağmaya devam ederdi &lt;br /&gt;ve karanlıkta &lt;br /&gt;suların odama girmemesi için &lt;br /&gt;cesurca direnen penceremden &lt;br /&gt;ayın yağmur sularıyla bulanık &lt;br /&gt;görüntüsünü seyrederken &lt;br /&gt;Nuh'u hayal ederek &lt;br /&gt;ve Gemisini &lt;br /&gt;tekrar oluyor galiba &lt;br /&gt;diye düşünürdüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepimiz düşünürdük &lt;br /&gt;bunu. &lt;br /&gt;ve sonra, birdenbire, &lt;br /&gt;dinerdi yağmur. &lt;br /&gt;galiba hep &lt;br /&gt;sabaha doğru &lt;br /&gt;5, 6 sularında dinerdi, &lt;br /&gt;huzur çökerdi her yere, &lt;br /&gt;ama tam bir sessizlik değil &lt;br /&gt;çünkü hala devam ederdi &lt;br /&gt;tip &lt;br /&gt;tip &lt;br /&gt;tip &lt;br /&gt;sesleri &lt;br /&gt;ve sonra sis ve duman &lt;br /&gt;dağılırdı &lt;br /&gt;ve sabah 8'de &lt;br /&gt;gözleri kamaştıran sapsarı bir güneşışığı &lt;br /&gt;düşerdi yeryüzüne, &lt;br /&gt;Van Gogh sarısı&lt;br /&gt;çılgın, köredici! &lt;br /&gt;ve ardından &lt;br /&gt;sağanaktan kurtulan &lt;br /&gt;çatı olukları &lt;br /&gt;güneş altında &lt;br /&gt;genleşmeye başlardı: &lt;br /&gt;PENG!PENG!PENG! &lt;br /&gt;ve herkes kalkıp dışarı bakardı &lt;br /&gt;hala yağmuru içine çeken &lt;br /&gt;bahçeler &lt;br /&gt;hiç bu kadar yeşil olmamış &lt;br /&gt;bir yeşil içinde &lt;br /&gt;ve kuşlar &lt;br /&gt;bahçelerde &lt;br /&gt;deli gibi cıvıldayan kuşlar, &lt;br /&gt;7 gün 7 gecedir &lt;br /&gt;yere konup da &lt;br /&gt;adamakıllı bir şey yiyememiş &lt;br /&gt;tohum yemekten &lt;br /&gt;bıkmış kuşlar &lt;br /&gt;solucanların &lt;br /&gt;toprak üstüne çıkmasını beklerlerdi, &lt;br /&gt;yarı boğulmuş solucanların. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kuşlar solucanları önce topraktan çekip &lt;br /&gt;havaya kaldırır &lt;br /&gt;sonra da midelerine indirirlerdi; &lt;br /&gt;karatavuklar ve serçeler olurdu. &lt;br /&gt;karatavuklar serçeleri uzaklaştırmaya &lt;br /&gt;çalışır &lt;br /&gt;ama serçeler, &lt;br /&gt;açlıktan delirmiş, &lt;br /&gt;daha küçük ve çabuk, &lt;br /&gt;kendi paylarını &lt;br /&gt;kotarırlardı. &lt;br /&gt;erkekler verandada durur &lt;br /&gt;sigaralarını içerlerdi, &lt;br /&gt;şimdi kapı kapı dolaşıp &lt;br /&gt;büyük olasılıkla hiç bir kapı ardında &lt;br /&gt;bulamayacakları bir &lt;br /&gt;iş arayacaklarının, &lt;br /&gt;büyük olasılıkla çalışmayacak arabalarını &lt;br /&gt;çalıştırmaya uğraşacaklarının &lt;br /&gt;bilincinde. &lt;br /&gt;ve bir zamanlar güzel olan &lt;br /&gt;karıları &lt;br /&gt;banyoya girer &lt;br /&gt;saçlarını tarar, &lt;br /&gt;makyajlarını yapar, &lt;br /&gt;dünyalarını tekrar &lt;br /&gt;biraraya getirmeye çalışırlardı, &lt;br /&gt;onları saran korkunç mutsuzluğu &lt;br /&gt;unutmaya çalışarak, &lt;br /&gt;kahvaltı için &lt;br /&gt;ne hazırlasam diye &lt;br /&gt;telaşlanarak. &lt;br /&gt;ve radyo &lt;br /&gt;okulların &lt;br /&gt;açıldığını söylerdi. &lt;br /&gt;ve &lt;br /&gt;ardından &lt;br /&gt;işte ben &lt;br /&gt;yine okul yolundaydım, &lt;br /&gt;yollarda kocaman &lt;br /&gt;su gölcükleri, &lt;br /&gt;tepemde yeni bir dünya gibi &lt;br /&gt;güneş, &lt;br /&gt;evde annemler, &lt;br /&gt;okula &lt;br /&gt;zamanında vardım. &lt;br /&gt;Bayan Sorenson bizi &lt;br /&gt;"bugün tenefüs yok, &lt;br /&gt;yerler çok ıslak" &lt;br /&gt;diyerek karşıladı. &lt;br /&gt;çocuklar "AOF" &lt;br /&gt;bağırdı bir ağızdan. &lt;br /&gt;"fakat tenefüs saatinde &lt;br /&gt;çok farklı birşey &lt;br /&gt;yapacağız," dedi, &lt;br /&gt;"ve çok zevkli &lt;br /&gt;bir şey!" &lt;br /&gt;hepimiz merak ettik &lt;br /&gt;bu çok zevkli şeyin &lt;br /&gt;ne olduğunu &lt;br /&gt;ve o iki saat &lt;br /&gt;Bayan Sorenson &lt;br /&gt;dersini anlatmaya &lt;br /&gt;devam ederken &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir türlü geçmek bilmedi. &lt;br /&gt;Küçük kızlara baktım, &lt;br /&gt;çok tatlı ve temiz ve &lt;br /&gt;dikkatli görünüyorlardı, &lt;br /&gt;uslu ve dik &lt;br /&gt;oturuyorlarken sıralarında &lt;br /&gt;ve saçları &lt;br /&gt;Kaliforniya &lt;br /&gt;güneşi altında &lt;br /&gt;çok güzeldi. &lt;br /&gt;sonra tenefüs zili çaldı &lt;br /&gt;ve hepimiz eğlenceyi &lt;br /&gt;beklemeye koyulduk. &lt;br /&gt;ardından Bayan Sorenson sınıfa seslendi: &lt;br /&gt;"şimdi ne yapacağız &lt;br /&gt;biliyor musunuz, birbirimize &lt;br /&gt;yağmur sağanağı sırasında &lt;br /&gt;neler yaptığımızı anlatacağız! &lt;br /&gt;en ön sıradan başlayıp &lt;br /&gt;arka sıralara doğru devam edeceğiz! &lt;br /&gt;hadi Michael, sen başla!..." &lt;br /&gt;ve hepimiz &lt;br /&gt;hikayelerimizi &lt;br /&gt;anlatmaya başladık, Michael başladı &lt;br /&gt;ve herkes sırayla kalkıp devam etti, &lt;br /&gt;ve sonra farkettik ki &lt;br /&gt;hepimiz yalanlar söylüyorduk, tamamen &lt;br /&gt;yalan sayılmaz ama &lt;br /&gt;çoğunlugu yalandı &lt;br /&gt;ve oğlanlardan bazıları pis pis &lt;br /&gt;gülmeye başladığında kızlar onlara &lt;br /&gt;kötü bakışlar fırlattı ve &lt;br /&gt;Bayan Sorenson "tamam!" diye bağırdı &lt;br /&gt;"tam bir sessizlik istiyorum! &lt;br /&gt;Siz merak etmeseniz de &lt;br /&gt;ben &lt;br /&gt;neler yaptığınızı &lt;br /&gt;öğrenmek istiyorum!" &lt;br /&gt;böylece biz de hikayelerimize &lt;br /&gt;devam ettik &lt;br /&gt;ve hepsi de hikayeydi. &lt;br /&gt;bir kız gökkuşağı &lt;br /&gt;ilk çıktığında bir ucunda &lt;br /&gt;Tanrı'nın yüzünü &lt;br /&gt;gördügünü söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir tek hangi ucu olduğunu söylemedi. &lt;br /&gt;bir oğlan oltasını &lt;br /&gt;pencereden sarkıtıp &lt;br /&gt;bir balık yakalayıp &lt;br /&gt;kedisini &lt;br /&gt;beslediğini söyledi. &lt;br /&gt;hemen hemen herkes &lt;br /&gt;bir yalan uydurdu. &lt;br /&gt;gerçek &lt;br /&gt;fazla acı &lt;br /&gt;ve utandırıcıydı. &lt;br /&gt;sonra zil çaldı &lt;br /&gt;ve tenefüs bitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"teşekkür ederim," dedi Bayan &lt;br /&gt;Sorenson, "hepsi çok &lt;br /&gt;hoştu. &lt;br /&gt;yarına kadar &lt;br /&gt;yerler &lt;br /&gt;kurur ve &lt;br /&gt;kullanılabilecek &lt;br /&gt;hale gelir." &lt;br /&gt;çocuklardan bir &lt;br /&gt;gürültü koptu. &lt;br /&gt;küçük kızlar &lt;br /&gt;dimdik ve uslu &lt;br /&gt;oturuyorlardı, &lt;br /&gt;çok tatlı ve &lt;br /&gt;temiz ve &lt;br /&gt;dikkatli, &lt;br /&gt;saçları dünyanın bir daha &lt;br /&gt;asla göremeyeceği bir güneşin &lt;br /&gt;ışıkları altında &lt;br /&gt;çok güzel &lt;br /&gt;görünüyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Charles Bukowski&lt;br /&gt;Çeviri: Cem Duran &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-4491553651362816750?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/4491553651362816750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/tamam-yavrum-meteligimiz-yok-ama.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4491553651362816750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4491553651362816750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/tamam-yavrum-meteligimiz-yok-ama.html' title='TAMAM YAVRUM, METELİĞİMİZ YOK; AMA YAĞMURUMUZ VAR'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SqriAnf0Z_I/AAAAAAAAB6Y/uhGpKiPAOfQ/s72-c/Bukowski.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-2670800449824265161</id><published>2009-09-11T14:14:00.000-07:00</published><updated>2009-09-11T14:23:27.464-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='küresel ısınma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='videolar'/><title type='text'>UYAN, KAFAYI YE, SONRA DA AYAĞA KALK!</title><content type='html'>&lt;object width="400" height="225"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1709110&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=ff9933&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1709110&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=ff9933&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="225"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/1709110"&gt;Wake Up, Freak Out - then Get a Grip&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user432587"&gt;Leo Murray&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-2670800449824265161?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/2670800449824265161/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/uyan-kafayi-ye-sonra-da-ayaga-kalk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2670800449824265161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2670800449824265161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/uyan-kafayi-ye-sonra-da-ayaga-kalk.html' title='UYAN, KAFAYI YE, SONRA DA AYAĞA KALK!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3089666363096586903</id><published>2009-09-10T02:37:00.000-07:00</published><updated>2009-09-10T03:01:52.638-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kriz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zatturi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='küresel ısınma'/><title type='text'>DOĞAL OLMAYAN AFETLER: KATİL SEL , IMF VE DÜNYA BANKASI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/Van'da%20sel%20felaketi/01.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 264px;" src="http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/Van'da%20sel%20felaketi/01.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sanayileşmiş ülkeler başta olmak üzere 178 ülke için artık bağlayıcı olan Kyoto protokolü ne yazık ki küresel iklim değişikliği için gerekli önlemleri almamaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trakya ve Marmara bölgesinde 30 kişinin üzerinde ölüme neden olan sel felaketi bu önlemlerin alınmadığını ortaya koymuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 saat için metrekareye 120 kilogram yağmur düştü. Bu düz bir alanda 6 saatte suyun 120 santimetre yükselmesi demektir. Bu ilk anda, işine gitmekte olan insanların, kamyonetlerin içinde bulunanların ve zemin katta yaşayan birçok insanın suların altında boğulmaları anlamına geliyor. Derelerin taşması buna eklendiğinde binlerce insanın canı ve malı tehdit altında kalıyor.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Meteoroloji uzmanları bu yağışlardan daha yoğununu bekliyoruz derlerken gelecekteki felaketleri şimdiden duyurmuş oldular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim insanlarının tüm uyarılarına karşın fosil yakıtlarından vazgeçilmiyor. Güneş ve rüzgar enerjisi büyük şirketler tarafından engelleniyor. Karbondioksit gazı gezegenimiz için en önemli tehdit haline dönüştü. Küresel ısınmadan dolayı buzullar her geçen gün hızla eriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye sera gazı etkisini yaratan gazları atmosfere en fazla  yollayan ülke. Bilim insanları sera gazlarının yüzde 90 azaltılmasını istiyor. 12 Aralık’ta Kopenhag’da yapılacak yeni iklim zirvesine katılacaklar bilim çevrelerince uyarılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel ısınmanın nedeni küresel sermayedir. Hükümetler gezegenimizi her geçen gün felakete sürükleyen küresel sermayeye karşı yeni önlemler almalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomik kriz nedeniyle şirketler kurtarılıyor, bütçeden savaşa sürekli para aktarılıyor. Deprem dışında meydana gelen felaketlerin, küresel ısınmaya karşı alınmayan tedbirlerin sonucu olacağı 17 yıl önce Kyoto protokolü hazırlanırken tartışılmıştı. Rusya’nın 2005 yılındaki imzasının ardından 2005'te Birleşmiş Mitler içindeki ülkeler tarafından bağlayıcı hale geldi. Türk Hükümeti geç de olsa bu yılın Şubat ayında bu protokolü imzaladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Protokol, iklim değişikliklerin nedeni olan CO2 ve sera etkisine neden olan diğer beş gazın salınımını azaltmayı hedefliyordu. Bilim insanları protokole uyulduğu takdirde yalnızca sorunu ‘yüzeyine temas edilebilir’ uyarısında bulunuyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar duyarsız olabilirler ama bu küresel felaketin mağdurları duyarsız kalamazlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;IMF ZİRVESİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IMF ve Dünya Bankası temsilcileri 6-7 Ekimde İstanbul’a geliyorlar. Küresel sermayenin yeniden yapılanması, kârlarına kâr katmak için uluslararası işbirliğini güçlendirmeye çalışacaklar. Krizden kurtarmak için milyarlarca dolar şirketler için harcandı. Bankalar kurtarıldı. Kriz bir doğal felaket gibi sunulmaya çalışıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ne sel ne de ekonomik kriz doğaldır! Sel küresel ısınmadan kaynaklanır, ekonomik kriz dünya kapitalizminden. Tüm bunların tek nedeni var, o da küresel sermayedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IMF ve Dünya Bankası her yıl mutabakata vardıkları konularla milyarca insanı fakirleştiriyorlar. Bu yetmezmiş gibi gezegenimizi yok etmeye çalışıyorlar. Küresel ısınmayı hızlandırıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşı geliştirilen kampanyalar yeni solun sesini şimdiden duyurur gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuru ve içi boş bir anti-emperyalizm söylemiyle menkul Türk solu umarız bu süreci en azından 1 Mayıs gösterilerinde harcadığı emekle karşılar ve tüm kampanyaların örgütleyicisi ve destekleyicisi olur!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3089666363096586903?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3089666363096586903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/dogal-olmayan-afetler-katil-sel-imf-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3089666363096586903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3089666363096586903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/dogal-olmayan-afetler-katil-sel-imf-ve.html' title='DOĞAL OLMAYAN AFETLER: KATİL SEL , IMF VE DÜNYA BANKASI'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-695260814409745928</id><published>2009-09-08T13:13:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T13:29:52.485-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cengiz algan'/><title type='text'>İLK ANTİKAPİTALİST</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.toonpool.com/user/356/files/uncle_marx_257105.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://www.toonpool.com/user/356/files/uncle_marx_257105.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;1818'de, yani günümüzden 191 yıl önce doğmuş olan bir adamın fikirleri bize ne anlatabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüfeklerin henüz tek kurşun atabildiği bir çağın insanı, bugünün uzaktan güdümlü füzeleriyle yüzbinlerce insanı, tek bir düğmeye basarak yok edebilme kudretine sahip emperyalizmle mücadelede, bize ne kadar yol gösterebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buharlı gemilerle, o da yalnızca gelişmiş ülkelerde, seyahat edilen bir devrin adamı, uzay mekikleriyle aya turistik seyahat düzenlenen 21. yüzyıl düzenine ne derece hakim olabilir? Telgrafın daha yeni yaygınlaşmaya başladığı, uzun yazışmaların, alıcısına haftalar sonra ulaştığı mektuplarla yapıldığı bir dönemde doğmuş biri, interneti beş yaşında çocukların bile kullandığı "enformasyon çağı"nı nasıl çözümler? &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paris'teki 1848 Şubat devriminin haberini, günler sonra Brüksel'in Nord garında bir tren makinistinden alan bir insan, birkaç dakika önce dünyanın bir ucunda yaşanan herhangi bir olayı TV'nin uzaktan kumandasına basarak haber alabilen kalabalıklara ne kadar yol gösterebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;191 yaşında bir ihtiyar olmasına rağmen fikirleri bütün toplum kesimlerince tartışılan; kimilerince sahiplenilip geliştirilen, kimilerinin beğenmeyip saldırdığı; kimilerince korkulup yasaklanan, kimilerinin sırtını güvenle yasladığı Karl Marks halâ dünyamızın işleyiş biçimini açıklamaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Antikapitalist hareket?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yılların en hararetli tartışmalarına yol açan anti kapitalist harekete neden anti kapitalist hareket diyoruz? Örneğin yalnızca nükleer santrallerin yasaklanması için mücadele eden kimi küçük gruplar neden anti kapitalist oluyor ki? Onlar varolan kapitalist sistemi yıkıp yerine başka bir sistem kurmaktan söz etmiyorlar ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece, İztuzu sahillerinde deniz kaplumbağalarının yumurtlama haklarını savunan bir grup çevreci nereden anti kapitalist oluyormuş? Kendilerini yalnızca kadın hakları mücadelesiyle sınırlayan, hatta kadının kurtuluşunu sosyalizmde gören sosyalistlere şiddetle karşı çıkan feminist grupların anti kapitalistliği nereden geliyor? Onlar varolan iktidarlardan bazı iyileştirmeler talep ediyor, o kadar!&lt;br /&gt;Protesto gösterilerine "Biz eşcinseliz, bu dünyada biz de yaşıyoruz" demek dışında bir taleple gelmeyen gay ve lezbiyenler mi anti kapitalist?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır "eşit, bilimsel, parasız eğitim" sloganından başka bir şey üretmemiş öğrenciler mi anti kapitalist? Onların eşit ve parasız olmasını istedikleri eğitimi yine bu düzen vermeyecek mi? Öyleyse onlar anti bu düzenci değiller!&lt;br /&gt;Her fırsatta üyelerini satan sendikalara kim anti kapitalist diyebilir? Kapitalistlerle masaya oturup uzlaşan onlar değil mi? Ya onların üyeleri, işçiler? İkide bir sokağa çıkıp bu düzenin bekçilerinden üç kuruş fazla para dilenen, biraz daha az çalışıp yaratacakları boş zamanlarda aylaklık etmek için çalışma saatlerinin kısaltılmasını isteyen şu cahil işçiler mi anti kapitalist?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komünistlere lafımız yok. Onların anti kapitalistliği tescilli. Zaten yıllardır kapitalizmi yıkmak istediklerini bağıra çağıra söylüyorlar. Üstelik şimdilerde moda olan "Başka bir dünya mümkün" gibi muğlak bir sloganı değil, programı, kuruluş ve geçiş aşamaları 150 yıldır saptanmış olan "Sosyalizm!" sloganını getiriyorlar toplumun önüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Nasıl antikapitalist olunur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki öyleyse bu sayılan insanlara biz neden anti kapitalist diyoruz? Şöyle bir toplantı hayal edelim: birbirinden çok değişik sorunlar yaşayan ve bu sorunlara duyarlı, çözülmesi için bir şeyler yapılması gerektiğine inanan bir grup insan bir araya gelmiş. Kimi nükleer santrallerin hayatımızı tehlikeye attığını ve her şeyden önce buna engel olunmazsa hepimizin yok olacağını anlatıyor. Biri çıkıp İztuzu sahillerindeki kaplumbağaların soylarını tüketmeye kimsenin hakkı olmadığını, bunu mutlaka durdurmak gerektiğini anlatıp duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğeri kadının toplumda çektiği acılar sona erdirilmeden başka hiçbir kazanımın önemli olmadığını; başkası eşcinseller özgürleşmeden kimsenin özgür olamayacağını söylüyor da başka bir şey demiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir öğrenci kalkıp her şeyin eğitim sisteminde başladığını, bu eğitim sistemini değiştirmeden başka hiçbir şey yapılamayacağını anlatıyor. İşçiler yaşam standartları düzelmeden mücadele etmenin anlamı olmadığını duyuruyor. Birileri de kalkıp "İlle de sosyalizm! Hepinizin derdi sosyalizmde çözülecek, merak etmeyin!" diyor; Nuh diyor, peygamber demiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bunların hepsinin anlattığı sorunların sebebi düşünülüyor, araştırılıyor. Herkes elindeki verileri bir araya getirip ortaya koyuyor ve anlaşılıyor ki tüm sorunların kaynağı aynı: kapitalizm. Her taşın altından aynı mantık çıkıyor: kâr ve rekabet hırsı. O zaman karşı çıkılan şey de aynı: kapitalizm. İşte bu insanları fikirleri aracılığıyla ve yaşadıkları sorunlar nedeniyle bir araya getiren şey ortada: kapitalizm. Bu insanlar ortak bir mücadeleye yöneldiklerinde -ki Seattle'dan beri böyle- ortak bir düşmana zarar vermeye başlıyorlar: kapitalizme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İlk antikapitalist&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;188 yaşındaki ihtiyarın bu mücadelenin ilk anti kapitalist aktivisti olmasının nedeni de tam da burada yatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığımız sorunların kaynağının bizzat yaşadığımız çağı idare eden sistem olduğunu bilimsel yöntemlerle ilk ortaya koyan kişi o oldu. Tüm bu sistemin çarklarının emeğin sömürüsünden akan terle döndüğünü o kanıtladı: artı değer teorisini ortaya koydu. Kadim dostu Engels'le birlikte hayatın hemen her alanındaki -edebiyattan felsefeye, ekonomiden siyasete, işçi sorunlarından çevreye kadar- sorunlara yanıtlar üretmeye gayret ettiler. Örneğin (küçük bir ayrıntı) dönemlerinde popüler olan Eugene Sue'nun romanlarındaki ahlakçılığı onlar açığa çıkardı. Oysa dönemin eleştirel felsefi akımının yaratıcıları bu romanlardan belirsiz sonuçlar çıkarıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feministlerin iddialarının aksine, kadın sorununa duyarlıydılar ki Kutsal Aile adlı ortak eserlerinde şöyle diyorlardı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tarihsel değişimi belirleyen kadınların özgürleşme oranıdır. İnsanlığın zorbalığa karşı kazandığı zaferin bulunduğu nokta, kadının erkekle, zayıfın güçlüyle karşılaştırıldığında ortaya çıkan durumdur. Kadının özgürlük derecesi toplumsal özgürlüğün doğal ölçüsüdür."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka pek çok konuda söylediklerini bulmak için yazdıkları koskoca bir külliyat var, hepsini burada ele almanın imkanı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünün süratle değişen dünyasını Marks'ın fikirleriyle anlamanın imkansız olduğunu düşünenlere şöyle denebilir: giderek hızlanan bu değişimin nedenini bizzat Marks'ta bulabilirsiniz. Tarihteki tüm egemen sınıfların tersine, burjuvazi ancak üretim güçlerini sürekli yenileyerek, sürekli devrimci dönüşümlere tabi tutarak egemenliğini sürdürebilen bir sınıftır. Bunu söyleyen ben değilim (İyi ki de değilim, yoksa bu olguyu 150 yıl önce değil, daha yeni kavramış olacaktık). Ve bir devrimci olan Marks, devrimci dönüşümler yaptığını söylediği bu sisteme karşı, hayatı boyunca mücadele etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Aktivist Marks&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devrim başladığında sürgüne yollandığı Brüksel'den Fransa'ya koşan, Paris Komünü'nde (1871'de Parisli işçileri 72 gün iktidara taşıyan ve sınıfsız toplumun temellerine çekirdek oluşturan devrim) barikatların arkasında işçilerle birlikte savaşan Karl Marks ilk anti kapitalist aktivistti gerçektende.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyi dostuyla birlikte yazdığı kitap (Komünist Manifesto) bize daha o günlerden bugün de yaşadığımız sorunların kaynağı olan kapitalizmi teşhir etti ve gelecek dünyanın ipuçlarını verdi. Alt tarafı 40 sayfalık bir metin olan bu kitap (belki tek tanrılı dinlerin kutsal kitapları hariç -onları da kaç kişi sonuna kadar okuyup anlamıştır 'tanrı' bilir) dünyada en çok dile çevrilmiş ve en çok satmış ve halâ satmakta olan bir abidedir. Çünkü halâ yüzbinlere esin kaynağı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarhoşluktan ve halkın huzurunu bozmaktan hapse de düşen, sevgilisine yazdığı aşk şiirlerini yaşlılıklarında birlikte gülerek de okuyan Mağripli (esmer olduğu için dostları Marks'a Le Muare, Mağripli derdi) aktivist halâ uslanmadı. Aramızda dolaşıp gülümseyerek sözünü söylemeye devam ediyor: "Filozoflar dünyayı çeşitli biçimlerde yorumlamakla yetindiler; oysa asıl önemli olan dünyayı değiştirmektir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cengiz ALGAN&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-695260814409745928?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/695260814409745928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/ilk-antikapitalist.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/695260814409745928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/695260814409745928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/ilk-antikapitalist.html' title='İLK ANTİKAPİTALİST'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-5286033039953580399</id><published>2009-09-08T12:45:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T12:58:58.320-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><title type='text'>ANTİKAPİTALİST GÜNLER</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.basin-is.org/duyuru/imf2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 238px; height: 276px;" src="http://www.basin-is.org/duyuru/imf2.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;Tarih 6 Ekim’ i gösterdiğinde IMF ve Dünya Bankası İstanbul’ da toplanacak. 185 ülkeden Merkez Bankası başkanları, Maliye Bakanları, finans şirketlerinin temsilcileri ile beraber  13 bin kişi krize karşı çözüm diyerek faturayı yoksullara ödetmek için bir araya gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IMF ve Dünya Bankası tüm dünyada gittiği her yere yeni liberal politikaları götürüyor. Güney Kore, Endonezya, Afrika ve IMF’ nin elinin değdiği diğer ülkelerin her birinde açlık, yoksulluk, borç batağı, işsizlik ve daha fazlası var. Eğitimi ve sağlığı paralı hale getirdiler. Paran yoksa  “okuma”, hastaysan “öl” dediler. Sosyal hakları özelleştirmeleri dayatarak yok ettiler. Çalışanların ücretlerini düşürdüler. İşçilerin, öğrencilerin, emekçilerin haklarını ellerinden aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama her yerde kazanamadılar. Direnişlerle, isyanlarla karşılandılar. 2000’ de Prag’ da günlerce protesto edildiler. Küreselleşme karşıtları toplantı yapılan binaları sardı. Paranın patronlarına karşı sokağa çıktılar. Grevler yaptılar. Venezüella, Güney Kore, Bolivya’ da büyük isyanlar yaşandı. Kaçmak zorunda kaldılar. &lt;br /&gt;Şimdi Türkiye’ ye geliyorlar.&lt;br /&gt;IMF ve Dünya Bankası’ nın 13 bin kişilik heyetinin kalacağı otellerin şimdiden dolmuş olması krizde sevindirici bir habermiş gibi gösteriliyor. Oysa yapılan organizasyonun parası emekçilerin cebinden çıkan vergilerle ödenecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dünya satılık değildir.&lt;br /&gt;Hayatlarımızı IMF ve Dünya Bankası Kurulları belirleyemez.&lt;br /&gt;Kan emicilerin kârları değil, 6 milyar insanın yaşamı önemlidir.&lt;br /&gt;Kapitalizmin efendilerine dur demek için dünyanın gerçek sahipleri;&lt;br /&gt;İşçiler, öğrenciler, emekçiler, kadınlar, yoksullar, sendikalar, emekten yana olan tüm güçler  “IMF ve Dünya Bankası” na karşı antikapitalist harekette birleşelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onları İstanbul’da görmek istemeyen herkes,&lt;br /&gt;Harekete geçelim. Kazanmak mümkün!&lt;br /&gt;6 milyarın sesini ve taleplerini yükseltelim.&lt;br /&gt;6-7 Ekim’de sokaklarda sermayenin değil, emeğin rüzgarını estirelim.&lt;br /&gt;Antikapitalist Blok, kâr değil insan diyen herkesi büyük bir karşı koyuş gerçekleştirmeye çağırıyor.&lt;br /&gt;Antikapitalist günler başlıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kampanya &lt;a href="http://antikapitalistblok.org/"&gt;web adresi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kampanya &lt;a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=100073819298&amp;ref=search&amp;sid=629749717.2284399462..1"&gt;Facebook adresi&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-5286033039953580399?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/5286033039953580399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/antikapitalist-gunler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5286033039953580399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5286033039953580399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/antikapitalist-gunler.html' title='ANTİKAPİTALİST GÜNLER'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-2245923216332302393</id><published>2009-09-05T07:13:00.000-07:00</published><updated>2009-09-05T10:01:08.231-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stalinizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zatturi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemalizm'/><title type='text'>KEMALİZM, STALİNİZM VE ÖDP'NİN BOYASI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SqJ1cacWKEI/AAAAAAAAB5w/7zW6okRxKm8/s1600-h/odp-tkp.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 149px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SqJ1cacWKEI/AAAAAAAAB5w/7zW6okRxKm8/s200/odp-tkp.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377990036028794946" /&gt;&lt;/a&gt;Türk solu ve sosyalistleri aslında hem sosyolojik hem de örgütsel açıdan ciddi bir güce sahiptir. Türk-İş içinde kendini sol/sosyalist olarak ifade eden sendika yöneticileri yaklaşık 100 bin işçiye önderlik ediyor. DİSK içinde 150 binin üzerinde örgütlü işçi var ve sendikal önderliği sol ve sosyalistlerden oluşuyor. Bir diğer emek örgütü KESK’te yaklaşık 250 bin kamu çalışanı örgütlü ve önderlik sosyalistlerin elinde. Bunun yanında birçok siyasal parti mevcut. CHP, ÖDP, TKP ve diğerleri. Bu tabloyu inceleyince insan solun sosyolojik ve siyasal gücü olduğunu rahatlıkla görebilir. Bunun yanında Türk solunun ittifak olarak görebileceği Kürt hareketi var. Yaklaşık 30 yıldır Türk hükümetlerini siyasi açıdan sıkıştıran ve son seçimlerde 21 milletvekili çıkarmış güçlü bir sol Kürt muhalefeti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa Türk solu siyasi acizliğini  1980 askeri darbesine ve dünyada sosyalizmin popülerliğini yitirmesine bağlıyor. Eğer durum bu denli vahim olsaydı az önce sözü edilen kitle örgütlerinde Türk solunun mevcudiyetinden söz edilemezdi. Darbenin ardından neredeyse 30 yıl geçti ve hâlâ gerçek anlamda sol bir muhalefet şekillenemedi. Bunun sancılarını son 20 yıldır katmerleşen acılarla yaşıyoruz. Önce ‘89 bahar eylemeleri, özelleştirmelere ve mezarda emeklilik yasasına karşı gelişen işçi sınıfının mücadelesinde yaşadık. Ardından barış talebini dillendiren Kürt hareketi, 28 Şubat ve bir dizi darbe teşebbüsü, Hrant Drink cinayeti ile gelişen toplumsal tepki ve duyarlılık içinde sol gözlemci pozisyonuyla bu muhalefetin dışında bıraktı kendini. Son olarak hükümetin barış girişiminde de, sol, gözlemci niteliğinden barışa engel bir tutumun içine doğru yuvarlandı.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bugün Türk solu ve sosyalist solunun büyük gövdesi siyasi alanda varlığını egemen sınıfın en gerici kanatlarının yanına düşerek gösteriyor.&lt;/span&gt; Bunların en belirgin örneği CHP ve Perinçek’in liderliğindeki İP’dir. CHP ve İP önce Refah Partisi’nin, ardından AKP’nin yükselişine karşı ucube bir ‘laiklik’ anlayışıyla demokratik mücadelenin dışına düştü. Önce Refah Partisi’ni  ardından AKP’yi ‘şeriatçı’ olarak değerlendirerek askeri darbeye zemin hazırlamaya çalışanların ekmeğine yağ sürüldü. O bilinen görkemli Cumhuriyet Mitinglerini düzenleyerek askerler darbeye açıkça davet edildi. Baykal, Ergenekon soruşturmasında dava sanıklarının avukatlığına soyunarak derin devletin bir partisi gibi tutum aldı. Sol partiler olarak anılan CHP ve İP, hükümet Kürt açılımını telaffuz ettiği an sıkı bir Kemalist çizgi ile barış karşıtı tutum aldı. Sol olarak algılanan CHP ve İP Kemalist, Ergenekoncu ve barış karşıtı olarak siyasi yaşamımızda yerini perçinlemiş oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sosyalist solda kendini tarif eden TKP de Kemalizm’in tamamlayıcı ideolojisi olarak Stalinizm ile sıkı bir bağ kurmuştur.&lt;/span&gt; TKP gelişen toplumsal muhalefete göre bazen katıksız bir Kemalizm, bazen de katıksız Stalinizmi savundu. “Barış süreci ABD plânı” diyerek ‘Türkiyeli Açılım’ önererek ve Kürt hareketinin taleplerini dikkate almayarak barış karşıtlığına savruldu. Barış sürecinde ezilen halkın yanında bir siyaset geliştirmeyerek Kürt hareketini köşeye sıkıştırma siyaseti olan Kemalist eksende durmayı benimsedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ÖDP, Refah Partisi’nin iktidarında ‘Ne şeriat, Ne darbe’ perspektifiyle siyasi açıdan ortada durarak sürece seyirci kalmıştı.&lt;/span&gt; Ergenekon sürecinde de yeni ÖDP başkanı Alper Taş, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;“28 Şubat’ı gerçekleştirenlerle Ergenekon operasyonunu yürütenler aynı kişiler. Ergenekon konusunda tereddütlü görünmemizin nedeni iktidar güçleri arasındaki çarpışmada taraf olarak görünmek istememizdir” &lt;/span&gt;gibi açıklamalar yaparak sağa kayışın en belirgin örneğini sundu. 28 Şubat’ta sesiz kal, Ergenekon konusunda sessiz kal, yani siyaset yapma! Peki, ÖDP ne işe yarar? Nasıl solculuk yapacak? 28 Şubat’ta hesap sorma, darbecilere ses çıkarma, Ergenekon cinayet örgütü bizi ilgilendirmez, diye kestirip at! Sol bir siyasal önderliğin nasıl inşa edileceği konusu ÖDP örneğinde tam bir muamma olarak karımıza çıkar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam Hatip mezunu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Alper Taş&lt;/span&gt;,  &lt;span style="font-style:italic;"&gt;“Din, toplum ve sosyalizmi masaya yatıracağız. Türkiye toplumunun inanç ve değerler bütünü var. Halkımız, anamız, babamız, komşumuz sınıf ilişkileri içinde aslında solda duruyor ama siyasi tercihini inançlarından dolayı sağdan yana kullanıyor” &lt;/span&gt;demiş. Bu demeçleri verirken hiç düşünüyor mu bilemem ama sanırım halkımızın inançlarını yıkarsak bu memlekette solu iktidara getireceğiz demek istiyor. Siyasetten vazgeçeceğiz yani. Yani Venezüella halkı Katolik olmaktan vazgeçip Chavez’in peşine takıldı. Rusya’da 1905 ve 1917 işçi konseyleri kurulduğunda Lenin ve Bolşevikler işçi ve emekçileri dinsizleştirmeyi becerdikleri için iktidarı aldılar yani! Bu açıklamalar Kemalistlerin &lt;span style="font-style:italic;"&gt;“modernleşmeyi başaramıyoruz çünkü halkımız çok Müslüman”&lt;/span&gt; demelerini anımsatıyor. İmam Hatip mezunları yanlış anlamasınlar ama, bizim Alper Taş okulundan çok nefret etmiş olsa gerek ki ilk iş olarak halkın inançlarını değiştirmeyi kafasına koymuş ve bunu da sosyalizm adına yapacakmış. Oysa sosyalizm ezilenlerin haklarını savunur. Dolayısıyla Taş, İmam Hatip mezunu olarak üniversite sınavında haksızlığa uğratan katsayı sorununu ele alsa, sanırım daha hayırlı olurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alper Taş’ın incileri bitmez. Birgün gazetesinde “Askerin siyasete müdahalesine karşı da mücadele edelim, derin devletin, çetelerin olduğu yerde de demokrasi olmaz. Ama piyasanın gölgesinde de demokrasi olmaz. Piyasa, zenginlerin lehine bir demokrasi inşa ederken, yoksulların aleyhine demokrasiyi daraltıyor. Bir kısım sol, sınıfsal ve sosyal meselelerin bugün geri planda kaldığını, bunların üzerinden sol siyaset inşa edilmeyeceğini, kimlik eksenli siyasal taleplerin geçerli olduğunu savunuyor’ diye yazdığında hangi pozisyona düştüğünün sanırız farkında değildi. Sonrasında darbeci/kemalist Özdemir İnce Hürriyet'teki köşesinde Taş'ı destekleyen &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12049511.asp"&gt;Vesayetsiz Demokrasi Safsatası&lt;/a&gt; başlıklı bir yazı yazmış ve &lt;a href="http://www.odp.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=994&amp;tipi=5&amp;sube=0"&gt;bu yazı&lt;/a&gt; ÖDP sitesine de konmuştu. Bu analiz bırakın kendini devrimci ve sosyalist bir geleneğin devamı olarak görme kaygısını taşımayı, partisinin adına bile ihaneti içerir. Sormak lazım neden hala Özgürlük ve Demokrasi Partisi adını taşıyorsunuz, diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ÖDP bu perspektifle Ortadoğu siyasetinde de aynı hataya düşer.&lt;/span&gt; Sanılıyor ki ‘sosyal ve siyasal meseleler’ demokrasi mücadelesinin dışında. Eğer bu böyle olsaydı ABD’nin Irak’ı işgaline karşı, Filistin’de Siyonist işgale karşı, Honduras’ta darbecilere karşı ve İran’da mollaların diktatörlüğüne karşı sol hiç ses çıkarmamalıydı. Çünkü: ‘piyasanın gölgesinde de demokrasi olmaz’, boşuna kendimizi helak etmeyelim diyerek bir köşede sıçan gibi beklerdik. Alper Taş ve onun gibi dar kafalı “solcular” kimlik siyasetini dışlayarak Kürt sorununa duyarsız kalmaya çalışıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kürt sorunu aynı zamanda sınıfsal ve sosyal yanlar içerir. Ancak bugün bir Kürt işçi ve emekçisi için hâkim sorun kimlik sorunudur. Siyasi çatışma bu sorunun üzerinde odaklanıyor.&lt;/span&gt; Eğer derdiniz varsa Türk egemen sınıfına karşı açık tutum almalısınız. Savaşan güçler karşılıklı olarak burada odaklanıyor. Yani ya Türk devletinin yanında yer alacaksınız ya da Kürt halkının. Başka her türlü seçenek son tahlilde Türk devletinin yanında yer almanıza neden olur. Bu gün çıkıp kimse sol adına Kürt hareketini karşısına alıp akıl vermesin. Bir şey yapacaksanız savaşan tarafları masaya oturmaya zorlamalısınız. Bu ancak Kürt hareketini eleştirisiz desteklemekle olur. Çünkü masanın etrafında iki çatışan güç var. Üçüncü bir güç olarak oturamazsınız. 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Diyarbakır’a gidip açıklama yapmanız bir anlam taşımaz. Ezen ulusun “solcusu” olarak İstanbul’da bütün gücünüzle barış mitingine destek vermeniz gerekirdi. Oysa yüz kadar üyeniz ile mitinge katılmak yalnızca semboliktir, durumu kurtarma anlayışınızı yansıtır. Kürt hareketine yaklaşımınızın samimiyetsizliğini gösterir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk solu evet, büyük bir güç. Sosyal ve örgütsel gücü var. Ancak Türk solunun önemli bir bölümünün Stalinizmin çeşitli versiyonlarıyla ideolojik angajmanı vardı. 1989 öncesi Rusya ve doğu bloğu ülkelerinde Stalinizm iktidardaydı ve sol değildi. Yalnızca ABD emperyalist bloğuna karşı bir konumlanışı vardı. Marksizm ‘tek ülkede sosyalizm’ lafazanlığıyla çarpıtılarak bu konumlanış meşrulaştırılıyordu. Ancak iktidar dışında sınıf mücadelesinde konumlanan Stalinistler solda telaffuz ediliyordu. Çin devrimi, Castro’nun ulusal kurtuluş mücadelesi, Vietnam savaşı ve benzeri ulusal hareketlerin Stalinizmi benimsemeleri, bu ideolojinin dünya çapında popülerleşmesini sağlıyordu. Bundan dolayı toplumsal hareketler için ideolojik referans noktası olarak öne çıkmıştı. İktidar mücadelesinde muhalifette konumlanan Stalinistler solda telaffuz ediliyordu. Türkiye’de sosyalist hareket  o dönemde faşist hareketin fiziksel saldırılarına karşı anti-faşist direnişle şekilleniyordu. Faşistler Sokak hâkimiyetini sağlamak istiyorlardı. Stalinist hareket buna karşı mücadeleci tutumuyla solda pozisyon alıyordu. Bugün faşist hareket solculara ‘80 öncesi gibi saldırmıyorsa solun sokakta var olamamasındandır. Ancak Kürtleri ve  Kürt halkının yanında olanları hedef göstererek demokrasi düşmanlığını daha açık yapmaktadır. Stalinistler ve solcularsa milliyetçilik ekseninde konumlanarak solculuklarını kanıtlamak istiyorlar. AKP hükümetini ‘şeriatçı’ olarak değerlendirerek toplumun demokratik özlemleri için hiçbir çaba göstermiyorlar. Böylelikle ‘80 öncesi oluşan muhalif damarlarını her geçen gün biraz daha törpülüyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Stalinistlerden sol bir muhalefet bekleneceği umudu gün geçtikçe sorgulanır hale gelmiştir. Eksik olan solculuklarıdır.&lt;/span&gt; Bu sağa kayış yeni bir Silivri bile doğurabilir. Tarih, Türk soluna bir kez daha fırsat tanıyor. 28 Şubat’ı, darbeleri, Ergenekon’u ıskalayan solun önüne Kürt sorununu koyuyor. Barış sürecinde solun bugüne kadar aldığı tutum Kürt hareketini dışlayan, küçük gören bir anlayıştı. Barış sürecinde sağ sapmadan kurtulmak için Kürt hareketini eleştirmeden, yanında değil arkasında durmak gerekir. Bu Kürt hareketinin peşine takılmak değildir. Bu barışın peşine takılmaktır. 30 bin Kürt gencinin öldüğü bir savaştan söz ediyoruz. Kimse dışarıdan gazel okumasın. Türk solu ve Stalinist sol önümüzdeki dönemde sol muhalefetin içinde konumlanabilecek mi, yoksa sağ kulvarın parlayan  yeni yüzü mü olacak? ÖDP’lilerin Roni Margulies’e yönelttikleri saldırı hiç umut verici değildi…&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-2245923216332302393?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/2245923216332302393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/turk-solunda-sag-sapma-kemalizm.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2245923216332302393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2245923216332302393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/turk-solunda-sag-sapma-kemalizm.html' title='KEMALİZM, STALİNİZM VE ÖDP&apos;NİN BOYASI'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SqJ1cacWKEI/AAAAAAAAB5w/7zW6okRxKm8/s72-c/odp-tkp.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-2546675431447559790</id><published>2009-09-03T08:08:00.000-07:00</published><updated>2009-09-05T08:45:41.744-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zatturi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ortadogu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ermeni sorunu'/><title type='text'>ERMENİ AÇILIMI HALKLARIN KUCAKLAŞMASINI SAĞLAYACAK MI?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/Sp_c8w-tx0I/AAAAAAAAB5Y/u3-10M4ejL8/s1600-h/Armenia.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 90px; height: 60px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/Sp_c8w-tx0I/AAAAAAAAB5Y/u3-10M4ejL8/s320/Armenia.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377259416601872194" /&gt;&lt;/a&gt;Cumhurbaşkanı A. Gül göreve seçildikten sonra 7 Eylül 2008’de milli maç için Erivan’a gitmişti ve kıyamet kopmuştu. Kemalist ve ırkçı güçler bu ziyarete şiddetle karşı çıkmışlardı. 1993 yılında Azerbaycan-Ermenistan savaşının ardından Azerbaycan devleti Karabağ’ın Ermenistan tarafından işgal edildiği öne sürmüştü. Türk devleti de bunu gerekçe gösterip sınırı kapatmıştı. Türk devletinin Ermeni halkıyla yaşadığı problemler aslında çokuluslu Osmanlı devletine dayanır. 1915 ‘Büyük Facia’sı olarak adlandırılan tehcirde 1 milyon Osmanlı Ermenisi "yok" edilmişti. Türk devleti bu olayı sürekli inkar ederek Ermenistan ve diaspora Ermenilerinin abartısı olarak yorumladı.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet döneminde de Kemalist devletin etnik homojenleştirme siyaseti aralıksız devam etmişti. En önemli hukuksal ayağını da "Varlık Vergisi" oluşturmuştu. Ermenilerin, Rumların ve Yahudilerin Osmanlı'dan gelen ekonomik etkinlikleri bu dönemde budanmıştı. Lozan’da azınlık haklarına garanti verilse de, Kemalist iktidar  azınlıklara karşı asimilasyon siyasetini benimsedi. Kıbrıs olaylarının ardından Patrikhane ve Rumlara karşı başlatılan kampanyalar sonrasında gelen 6–7 Eylül olayları, bu etnik homojenleştirme siyasetinin devamı niteliğindeydi. Kemalist devlet komşu ülkelerle yaşadığı her sorunda kendi azınlıklarını sürekli pazarlık kozu, şantaj malzemesi olarak gördü. Bu bakış açısı bütün azınlıkları günümüze dek huzursuz bırakmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemalist iktidarın yakın döneme kadar Türk etnik gurubunu temel alarak oluşturmaya çalıştığı milliyetçi sacayağının en önemli ayağı Ermenistan’a dönük siyasetinin üzerine kuruluydu. Hükümetin imzaladığı ve kısa bir süre sonra sınırların açılmasını içine alan protokol anlaşması halkların kucaklaşması için önemli bir gelişmedir. Yılardır kin ve nefret tohumlarını ekenler, şimdi telaşla anlaşmaya karşı çıkmaktadırlar. Çünkü beslendikleri zemini kaybetme tehlikesini yaşıyorlar. CHP ve MHP geleneksel Kemalist politikayı gizlemek için 1993 yılında Ermenistan’ın Karabağ işgalini öne sürüyorlar. Ermenistan’ın Karabağ’dan çekilmesini şart koşuyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/Sp_iWnDEmRI/AAAAAAAAB5o/PLtVXTLb9Yo/s1600-h/armenian-peace-1507.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 294px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/Sp_iWnDEmRI/AAAAAAAAB5o/PLtVXTLb9Yo/s320/armenian-peace-1507.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377265358170528018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rus emperyalizminin girdiği kriz sonucu Ermenistan ve Azerbaycan egemen sınıfları Karabağ üzerinde hak iddiasında bulundukları için birbirleri ile çatışmışlardı. 1918'de Ermenistan ve Azerbaycan devletleri kurulduğunda, Karabağ Ermenistan’a bağlanmıştı. Son olarak 90'lı yılların başında Rusya’ya bağlanan Karabağ Azerilerin baskısıyla Azerbaycan’a bağlandı ve çok kısa bir sürenin ardından da Karabağ Ermenileri bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu kararın üzerine Karabağ’ın özerk statüsü Azerbaycan tarafından kaldırıldı. Bunun üzerine çatışmalar çıktı ve Ermenistan Karabağ’ı kendi egemenliğii altına aldı. '89 yılında yapılan nüfus sayımında Karabağ’da % 70 oranında Ermeni halkı yaşıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karabağ sorununu çözecek olan Karabağ’daki halktır. Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın bu doğrultuda Karabağ’ın kendi kaderini kullanma hakkı olduğu açıklaması taraflar açısından çok olumlu oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk hükümetinin sınırların açılması konusundaki tutumunun olumlu karşılanması gerekir. Yıllardır nefretlik ve düşmanlık tohumu eken Kemalist siyasete inen bir darbe olması açısından önemlidir. Bu hükümeti desteklediğimiz anlamına gelmez. Halkların kucaklaşmasının önünü açacağı için de sınırların açılmasını olumlu karşılamak gerekir. Ancak hükümet bunu son dönemde gündeme getirdiği Kürt halkına dönük barış açılımının hayal kırıklığını gizlemek için kullanıyorsa, büyük bir hata yapmış olur. Hükümet Kürt hareketine karşı uluslararası kamuoyunu yanına çekmek için ezeli düşmanı olarak gördüğü Ermenistan’la barışıyorsa Kürt hareketini hafife alıyor demektir. Bizim isteğimiz aynı tutumun Kürt halkına da gösterilmesidir. Kürt halkının en son 1 Eylül'de Diyarbakır'dan yükselttiği barış çağrısına hükümetin acilen yanıt vermesini istiyoruz. Hükümetin barış ve demokrasi için atacağı her adım desteklenmelidir. Çünkü sol ve sosyalistler barıştan yanadır. Demokratik adımların atılmasından yanadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk solu ve milliyetçi sosyalistleri dar kafalılığı bırakıp Kürt halkının barış çağrısına koşul aramadan destek çıkmalıdır. Bunun için ırkçı ve şoven güçleri teşhir etmelidir. Çünkü bu güçler savaştan, kin ve nefretten beslenirler. Bugün bu sınırın açılmasına da karşı çıkıyorlar. Bizim çok değerli bazı Avrupa karşıtı solcularımız da Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin baskısıyla Ermenistan sorunu için adım attığını söyleyerek sürece karşı çıkıyorlar. Bu olumlu adımı desteklemek Avrupa Birliği'ni savunmak anlamına gelmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümetin Ermenistan açılımında niyeti ne olursa olsun süreç hakların kucaklaşmasının, komşu ülkelerle barış tohumların ekilmesinin önünün açılması anlamına geliyor. Karabağ sorununu öne çıkarıp sürece karşı çıkılmamalıdır. Eğer sürece karşı çıkılırsa Ergenekoncu, darbeci gerici güçlerin yanına düşülür. Çünkü onlar Türk milliyetçiliğinin zayıflamasından dolayı sürece karşı çıkıyorlar. Kürt halkıyla yapılacak barışa karşı çıktıkları gibi.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-2546675431447559790?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/2546675431447559790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/ermeni-acilimi-halklarin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2546675431447559790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2546675431447559790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/09/ermeni-acilimi-halklarin.html' title='ERMENİ AÇILIMI HALKLARIN KUCAKLAŞMASINI SAĞLAYACAK MI?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/Sp_c8w-tx0I/AAAAAAAAB5Y/u3-10M4ejL8/s72-c/Armenia.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-615367462119508512</id><published>2009-09-02T14:45:00.000-07:00</published><updated>2009-09-02T11:14:39.274-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ermeni sorunu'/><title type='text'>SINIRLAR AÇILACAK, KARDEŞLİK KURULACAK...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/ShsTEZfg9vI/AAAAAAAAB3Y/Fd47bsVmncY/s1600-h/armenian.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 67px; height: 50px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/ShsTEZfg9vI/AAAAAAAAB3Y/Fd47bsVmncY/s320/armenian.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339882749461329650" /&gt;&lt;/a&gt;Hepimizin, daha lisedeki Milli Güvenlik derslerinden beri bildiğimiz üzere Türkiye, dünyada en çok tehdit edilen ülkedir. Dünyada bu tehdit algısı bazı ülkelerde rejim, bazılarında ise toprak bütünlüğü içinken Türkiye her iki bakımdan da tehdit aldında olan bir ülkedir. Bu özelliğiyle de sanırsam dünyadaki biricik örnektir. Sovyetler Birliği yıkılmamışken, Sovyetler tarafından, İran kurulduktan sonra da İran tarafından rejim tehdit altındadır. Toprak bütünlüğü derseniz; hepten yanmışızdır. Topraklarımızda gözü olmayan komşumuz yoktur.( Azerbaycan hariç ) Bu yetmediği gibi bu dış mihrakların, içeride beslediği hainler de vardır. Hem iç hem de dış düşmanlara karşı tetikte olmalıyızdır. Bu yüzden sürekli silahlanırız, gerektiği durumlarda güç kulllanırız. Çünkü tehdit altındayızdır. Bu zihniyet, egemen ideolojiyi yeniden üreten ve aslında tüm komşuları için tehdit oluşturan bir algıdır.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan ile olan ilişkiler de tam bu zihniyet üzerinden şekillenmektedir. Ermenistan'ın Türkiye topraklarında gözü vardır. Ermenistan, kardeş ülke Azerbaycan'ın topraklarını işgal altında tutmaktadır vs...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyetçilik, her zaman olduğu gibi yine ihtiyacı olan düşmanı, mağduriyet söylemi üzerinden yeniden üretmiştir. Nüfusunun % 76' sı Ermeni olan Karabağ'ın (1989' daki sayıma göre) neden Azerbaycan toprağı olduğunu es geçmemiz gerekir. Geçtiğimiz hafta Baskın Oran' ın da Agos' ta yazdığı gibi dış politikada Azerbaycan tamamen kendi çıkarını kollarken -normal olan da budur-, Türkiye'nin Ermenistan sınırının açılmasından sağlayacağı faydayı düşünmemesi ve kardeşi Azerbaycan'ı kollaması lazımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008 Nisan ayında Kıbrıs' taki Lokmacı sınır kapısının açılmasını engellemek için iki tarafın da milliyetçileri, polisleri ve adadaki Türk ordusu var gücüyle mücadele etmişti. Ancak sınır açılıp, günübirlik pasaportsuz geziler iki tarafa da başladığında barış ve birleşik Kıbrıs umudu iki tarafta da artmıştı. Bugün Kıbrıs'ta müzakerelerin bu aşamaya gelmesinde bu normalleşme büyük bir etken oldu. Çünkü, halklar birbirlerine dokundular, oluşturdukları ortak kültürü fark ettiler ve birbirlerinin acılarını anlamaya başladılar. &lt;br /&gt;            &lt;br /&gt;Bugün de bu normalleşmeye en çok ihtiyaç duyduğumuz konu, komşumuz Ermenistan ile olan ilişkilerdir. Hem 1915 "Büyük felaketinin" anlaşılabilmesi, hem de bu " dört tarafımız düşmanlarla çevrili" masalının son bulması için ilişkilerimizin normalleşmesi gerekmektedir. Bu normalleşmenin yolu da sınır kapısının açılması ve kapıya -her iki toplum için de sembolik olarak çok büyük anlam yükleyecek olan-Hrant DİNK adının verilmesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kapının açılmasının hem Doğu Anadolu hem de Karadeniz  ekonomisini canlandıracağını iktisatçılar söylüyor - Kars belediyesi de geçtiğimiz dönem kapının açılması için imza toplamıştı-; Türkiye'nin, Kafkas coğrafyasındaki etkisini arttıracağını uluslararası ilişkiler  uzmanları söylüyor; ilişkileri normalleştireceğini, Türk milliyetçiliğinin besin kaynaklarından birini kurutacağını, hem komşumuz Ermenistan ile hem de kendi kapı komşumuz Türkiye Ermenileri ile artık barışmamızı, sağlıklı bir geleceği birlikte inşa etmemizi kolaylaştıracağını da bizim gibi ırkçılığa, milliyetçiliğe karşı olan  aktivistler söylüyor.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;AKP hükümetinin de sınırı açabilmek ve bu mantıksızlığa son vermek için niyetli olduğunu görüyoruz. Ancak, Abdullah Gül'ün Ermenistan'daki maça gitmesine bile itiraz eden bir muhalefet ve egemen ideolojiyi yeniden üretmek, dış politikadaki etkinliğini azaltmamak isteyen bir ordu varken; AKP ülke içi dengeleri bir şekilde gözeterek, bu iç baskıyı ABD ve AB yoluyla tasfiye ederek sınırı açmaya çalışacak. Obama'nın bu konudaki söyleminden sonra ciddi yol alınması da bunun göstergesidir. Sonuç olarak sınırın açılmasının çok yakında olduğu kanaatindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih KIYAK&lt;br /&gt;Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi&lt;br /&gt;fatih.kyak@gmail.com &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-615367462119508512?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/615367462119508512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/05/sinirlar-acilacak-kardeslik-kurulacak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/615367462119508512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/615367462119508512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/05/sinirlar-acilacak-kardeslik-kurulacak.html' title='SINIRLAR AÇILACAK, KARDEŞLİK KURULACAK...'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/ShsTEZfg9vI/AAAAAAAAB3Y/Fd47bsVmncY/s72-c/armenian.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-2779390225406769045</id><published>2009-08-30T14:33:00.000-07:00</published><updated>2009-08-30T15:22:40.440-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zatturi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kürt sorunu'/><title type='text'>"HEPİMİZ KÜRDÜZ!": ÇÖZÜM SÜRECİNDE HÜKÜMETE CEVABIMIZDIR...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/Spr5FB9htYI/AAAAAAAAB44/PlCbRc5WROM/s1600-h/red_15_by_kemalan-che_resize.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 60px; height: 40px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/Spr5FB9htYI/AAAAAAAAB44/PlCbRc5WROM/s320/red_15_by_kemalan-che_resize.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375882970041267586" /&gt;&lt;/a&gt;Mucizevî bir gelişme olmazsa 31 Ağustos 2009’da AK Parti hükümetinin içişleri bakanı Beşir Atalay barış projesini açıklayacak. Yani 1 Eylül Dünya barış Günü’nden bir gün önce. Seçilen günün tesadüfî olmadığı yeterince açık. İnce hesapların döndüğü aşikâr. Yine de olumsuz bir açıklama olmayacaktır. Ertesi gün birçok büyükşehirde barış kutlamaları düzenlenecek. Hükümetin beklentileri boşa çıkaracak bir açıklama yapması durumunda bu kutlamaların protestoya dönüşmesi söz konusu. Hükümetin bunu göze alması zor bir ihtimal.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt halkı önceden olduğu gibi barış gününe kitlesel katılacaktır. İlk defa hükümetin Kürt halkını resmen tanımasından dolayı kutlamalarda coşku ve zafer hâkim olacaktır. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ancak hükümetin açıklayacağı projenin kalıcı ve sınırlandırıcı çözüm sunmasını beklemek büyük bir yanılgıdır.&lt;/span&gt; Birkaç maddede anayasal değişikler, eğitim alanında ve yerleşim bölgelerinin isimlerinin değişimi gibi kısmi açılımlar beklenmelidir. Başka siyasal açılımlar ancak bu süreçten sonraki duruma göre atılacak adımlar olarak masanın çekmecesinde bekletilecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu Öcalan’ın barış projesi için hazırladığı yol haritasının geciktirilmesi ve muhatap tartışmalarından anlamak olası. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Her halükarda bir barış masası oluşturulmuştur. İyi veya kötü.&lt;/span&gt; Solun geneli bu sürece kuşkuyla yaklaşmaktadır. Solun bir kısmı hükümetin din hassasiyeti olan bir gelenekten gelmesinden dolayı şeriatçı olduğunu düşünüyor ve de getirilen bu projenin yalnızca hükümete yarayacağı kanısı hâkim. Solun bir diğer kısmı da projenin Amerika’da hazırlandığın dolayısıyla proje muhataplarının hiçbir katkı ve zorlamasının olmadığını söyleyerek sürece kuşkuyla yaklaşmaktadır. Oysa Kürt sorunu, yaklaşık 100 yıla yayılarak yaşanan canlı bir sorundur. Kürt halkının dört ayrı bölgeye ayrılması, hâkim ülkelerin egemenliği altında tutulması, Kürt halkı tarafından onaylanmadığı gibi, bu bölünmüşlüğe karşı verdikleri mücadelelerle  doludur. Güneyde bu sorun önce Saddam rejimine karşı belli kazanımlar elde etmiş ardından Amerika’nın Irak işgali ile kazanımlarını kalıcı hale dönüştürmüşlerdir. Türk solu her şeyin müsebbibi olarak Amerika’yı gördüğünden bu tarihsel mücadeleyi görmemezlikten geliyor. Dolaysıyla süreci Amerikan oyunu yaftasını yapıştırıp barış sürecine uzak duruyor. Sol yaşadığı coğrafyayı siyasi açıdan tahlil ederken hâlâ kendi geleneğinin şablonlarıyla bakmaktadır soruna. Ya üçüncü dünya ideolojileri ya da Stalinist ideolojik kalıpların uzantısı olan milliyetçi, sosyal şoven bir bakış açısı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masanın bir tarafında sermayenin gözdesi AK Parti var. Devlet partisi CHP ve ırkçı faşist parti MHP Kürt masanın dışında gözükmektedirler. Masanın diğer tarafında Kürt hareketinin legal temsilcisi DTP var. DTP eşbaşkanı Ahmet Türk, Kürt hareketinin temsilcisinin yalnızca kendileri olmadığını. Abdullah Öcalan’ın da olduğunu söylemektedir. Böylelikle asıl muhatabın adresi gösterilmiş oluyor. &lt;blockquote&gt;Belli ki hükümet başına buyruk davranmayacaktır. Yerel seçimlerde hükümet Kürt bölgelerindeki yenilgiyi unutmamıştır. Aynı yenilginin batıya kayması uzak bir ihtimal değildir. Toplumda bir barış umudu yaratılmıştır ve bu beklentiye yanıt üretilmek zorundadır. İçişleri bakanı her ne kadar partiler ve sivil toplum örgütleri ile istişarelerde bulunsa da masa da yalnız kalmıştır. Gelinen bu noktadan geri adım söz konusu değildir.&lt;/blockquote&gt; Savaşacak güç olsa, harcanacak para olsa bu kirli savaş devam ederdi. Ne takat ne de akçe kalmıştır. Türk devletinin bu "engeli" aşmadan bölgesel güç olamayacağı açıktır. Bu kirli savaşın pisliği Ergenekon soruşturmasıyla açığa çıkmıştı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Anlaşılan hükümet bu ayın son günü barış sürecini resmen başlatıp yasal yükümlülüklerini bir takvim ile belirleyecek.&lt;/span&gt; Bu barış sürecinde hükümet tarafı güçlü olursa Kürt hareketinin kazanımları sınırlı kalacaktır. Batıda barış sürecini kendi lütufları olarak sunmaya çalışacaktır. Böylelikle demokratik muhalefetin önünün de kesilmiş olacağı düşünülüyor.&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;CHP ve MHP bu projeye karşı çıkarlarken Kürt hareketine karşı hükümetin elini güçlendiriyor. &lt;/span&gt;Hükümet pazarlık masasında Kürt temsilcilerine karşı gösterdikleri muhalefeti öne çıkararak atabileceği adımları savsaklamak isteyecektir. Çünkü Kürt hareketini belirleyen dinamik örgütlü ve kararlı emekçi halktır. 40 bin insan öldü derken bunun 35 bininin yoksul Kürt emekçi çocukları olduğu unutulmamalıdır. Kürt sorununun parlamenter mücadeleyle kendini açığa çıkarmadığını anımsatmakta yarar var sanırım. Barış sürecinde hükümet böyle bir devrimci dinamikle karşı karşıyadır. Atılacak adımı ona göre atacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/Spr7dLj9r2I/AAAAAAAAB5Q/5gX69SirWFc/s1600-h/Painted_Tank_in_Kirkik_by_Mr_Evin.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 236px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/Spr7dLj9r2I/AAAAAAAAB5Q/5gX69SirWFc/s320/Painted_Tank_in_Kirkik_by_Mr_Evin.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375885583958519650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini ezilenin yanında, demokrasinin ve adaletin yanında gören herkes ama herkes vicdanının sesini dinlemelidir. 40 bin insanın öldüğü, 18 bin faili meçhul cinayetin işlendiği, 500 milyar doların harcandığı ve binlerce köyün boşaltıldığı bir dönem yaşadık. Bunun yanında 28 Şubat postmodern darbe ve üç askeri darbe girişimi. Hala yürürlükte olan 80 darbesinin anayasası. Barış süreci herkes için bir fırsattır. Türk solu eğer siyasi bir güç olmak istiyorsa ezen ulusun işçi ve emekçilerinin desteğini alabileceği koşullar oluşmuştur. Sol zihinleri açık ve kulak kabartmış kitleye barışı neden istediğini anlatmalıdır. Bu milliyetçiliğe sarılarak, barışa burun kıvırmakla olmaz. Bütün miliyetçi argümanlar dışlanmalıdır. Barışa en iyi destek ezen ulusun işçilerinin ve emekçilerinin Türk milliyetçiliğinden uzak durmasını sağlamaktır. Kürt halkının her talebi Türk milliyetçiliğine inen bir darbedir. Ezen ulusun solcuları her zaman sınıf mücadelesini temel alır. İşçi devleti için mücadele eder. Farklı ulusun işçilerini ve emekçilerini bir burjuva devlette bir araya tutmanın şoven bir milliyetçilik olduğunu bilirler. Ezilen ulusun her demokratik başkaldırısı haklılık içerir ve ezen ulusun işçi sınıfının önünü açar. Yani sınıf mücadelesini körükler. Sol bunu göremiyor. Sanki Kürt hareketi işçi sınıfının önünde engel gibi agılanııyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Solun görevi hükümetin barış projesine karşı çıkmak değil bu projeyi ileri taşımak  olmalıdır.&lt;/span&gt; Demokrasi mücadelesinde yer almak isteniyorsa demokrasi mücadelesinin en ön saflarında yer almalılar. Bunun adı bir gün başörtüsü yasağına karşı çıkmak olur, bir diğer gün Ergenekon soruşturmasının karartılmasına karşı çıkmak olur. Nasıl Hrant Dink cinayeti protesto edildiyse, Darbeye Karşı 70 Milyon Adım kampanyalarında bulunulduysa bu barış sürecinin de takipçisi olmalıyız. Kürtlerin taleplerini koşul getirmeden desteklemeliyiz. Nasıl biz kendimizi yönetmek için siyasal araçlarımızı kullanıyorsak onlar için de istemeliyiz. Eğer ayrılmak isterlerse onun da güvence altına alınması için mücadele etmeliyiz. Her halkın ve bireyin kendini yönetme hakkı olduğu unutulmamalıdır. Özgürlük herkesindir ve dilediği gibi kullanır. Bizler; demokratlar ve sosyalistler özgürlüğün yanında olmalıyız. Yeni bir dünya ancak özgürlüklerin kazanılmasıyla kurulacaktır. 1 Eylül Dünya Barış Günü'ne katılarak barışın güçlü sesi olalım. Kürt halkının gücüne güç katalım.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-2779390225406769045?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/2779390225406769045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/08/hepimiz-kurduz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2779390225406769045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2779390225406769045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/08/hepimiz-kurduz.html' title='&quot;HEPİMİZ KÜRDÜZ!&quot;: ÇÖZÜM SÜRECİNDE HÜKÜMETE CEVABIMIZDIR...'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/Spr5FB9htYI/AAAAAAAAB44/PlCbRc5WROM/s72-c/red_15_by_kemalan-che_resize.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-8483841070078514182</id><published>2009-08-28T10:04:00.000-07:00</published><updated>2009-08-28T11:12:07.539-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zatturi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kürt sorunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><title type='text'>TÜRK SOLU BARIŞA ENGEL: BURJUVA MİLLİYETÇİLİĞİN İKİZ KARDEŞİ SOSYAL ŞOVENİZM</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpgXgu7e_WI/AAAAAAAAB4Y/td-Cul0qHl8/s1600-h/newroz-2009-06-16.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 60px; height: 82px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpgXgu7e_WI/AAAAAAAAB4Y/td-Cul0qHl8/s320/newroz-2009-06-16.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375072006387465570" /&gt;&lt;/a&gt;Çok yakın zamana kadar Kürt ismini telaffuz etmek yasaktı. Oysa şimdi barıştan söz ediyoruz. Her şeyi tartışabiliyoruz. Kürt halkının bir ulus olduğundan, özerklik, federasyona, Öcalan’ın muhatap alınmasına, PKK ile görüşülmesi ve ayrılmaya kadar her şeyden söz ediyoruz. Düne kadar bunlar tartışılaydı hepimizin başı belaya girerdi. Birçok aydın bundan dolayı ömrünün yarısını cezaevinde geçirdi. Birçoğu da sokakta infaz edildiler. Bugüne gelmek için çok ağır bedel ödendi. Bugün artık dünden daha iyi bir yerde duruyoruz. En azından barış için konuşulmaya başlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa bazıları ısrarla barış için değil savaş için konuşun, diyorlar bize. Kimdir bunlar? Irkçı MHP! Bu faşist partiyi dinlemek, duymak ve söz etmek bana işkenceden farksız geliyor. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İçişleri bakanı olsam anında yasaklar kafese tıkardım bunları. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki CHP’ye ne demeli. Bence deli demeli! Kürt sorunu vardır ama Türkiye’de yaşayan herkes Türk’tür, diyerek Kürt halkını aşağılıyorlar ve görmezlikten geliyorlar. Dolayısıyla CHP barışın karşısında dalga geçer bir edayla tutum almış oluyor. Neymiş, anayasa dayanak gösterilerek, Türk kimliği siyasi bir kimlikmiş, etnik bir kimlik değilmiş. Kürtler etnik temelde hak istediklerinden bu talepler kabul edilemezmiş! &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yani Türkler etnik değiller, Kürtler etnikler, dolayısıyla istekleri de gerici ve kabul edilemez. Çünkü Kürtler ırkçılık yapıyorlar! Ya sabır!&lt;/span&gt; CHP ve MHP tam bir demagojinin içindeler. Kürtler 80 yıldır Kürt’üz diyorlar. Bunun için 29 kez isyan isyan ettiler. Bu partiler Kürt sorununu görmek istemiyorlar.&lt;span class="fullpost"&gt;Birlikte, eşit haklarla yaşamaya karar veren çiftlerden birinin sözünden vazgeçip diğer eşi zorla alıkoyup tüm haklarını gasp etmesi gibi, Kürt halkının da yıllardır hakları ellerinden alınmıştır. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Eskiden devlet partisi şimdi Ergenekon partisi olan CHP, Kürtlerin herhangi bir siyasal talebine yanıt vermeyerek uyduruk Türk kimliğini Kürtlere dayatmakta ısrarla savunuyor.&lt;/span&gt; Yani Barış projesinin Amerikan oyunu olduğunu söyleyerek milliyetçi duruşunu meşrulaştırmaya çalışıyor. &lt;blockquote&gt;Bugün yalnızca Kemalizm iflas etmedi aynı zamanda Türk ulusal kimliği de iflas etti. CHP bunu görmediği sürece savaştan yana anılacaktır ve tarihten silinecektir. &lt;/blockquote&gt; &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpgZbF5bPwI/AAAAAAAAB4o/y0Hn7SoO_lQ/s1600-h/maras6.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 126px; height: 120px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpgZbF5bPwI/AAAAAAAAB4o/y0Hn7SoO_lQ/s320/maras6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375074108496887554" /&gt;&lt;/a&gt;MHP Türk etnik kimliğinin diğer halkların da kimliği olduğunu söylüyor ve dayatıyor. Dolayısıyla hem ırkçılık yapıyor hem de savaş çığlığı atıyor. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Eğer Kemalist ulusal kimlik Türklük üzerine kurulmasaydı MHP ırkçılıktan dolayı kapatılırdı.&lt;/span&gt; Kemalizm’de Türk kimliği yıllardır resmi ideolojinin ulusal kimliği olarak görüldüğünden MHP’nin ırkçılığı şimdiye dek kamufle oldu. Barış sürecinde MHP’nin ırkçı parti olduğu vurgulanıp kapatılması için kampanyalar yapılmalıdır. CHP, Kürt halkı vardır, diyor ama siyasi hakkı olmadığını belirtiyor. Biri ırkçı diğeri milliyetçi ve şoven. Barış karşısında ikisi de barışın gereksiz olduğunu savunarak ortak tutum almış oluyorlar. AK Parti de milliyetçi. CHP Kemalist milliyetçiliği dayattığı için milliyetçi ve şoven bir parti oluyor. AK Parti 80 yıldır dayatılan Kemalist milliyetçiliği tartışıyor ve barış çağrısında bulunuyor. Sosyalist sol veya sosyal demokratlar savaş yanlısı olduklarını gizlemek için bin bir dereden su getirmekle meşguller. Sanki birbirleri ile yarışıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Bu şoven tutuma örnek olduğunu düşündüğüm Türkiye Komünist Parti’sinin sözde kardeşlik bildirisine değinmek isterim. Hiçbir siyasi değeri olmayan istekler uzun uzadıya anlatılıp sonunda emperyalist bir proje olduğu yazılır. Sonunda da bu barış projesinden barış çıkmaz diyerek, bildirge sonlanır. Bu savaşın yanında tutum almak değil de nedir! Bu sosyalist gelenek için kepazelik, sosyal şoven bir tutumdur. Bu tutumu Türk solunun büyük kesiminde görmek olası.&lt;/blockquote&gt; Kürt siyasal hareketine güvenmediklerinden, onlara reçete sunarak destekte bulunuyor havası estirmektedirler. Barış yanlısı olup birlikte yaşamayı kardeşlik ve barış projesi olarak yorumlayanlar dolaylı da olsa Türk sermayesine yaltaklık ve işbirliği yapmaktadırlar. Sanki Türk sosyalistleri Kürtlerle savaşıyor havasındalar. Bu kepazelik değil de nedir! Türk sosyalistleri bunu sosyalist ideolojiye yaslanarak yapmaktadırlar. Oysa milliyetçilik ideolojisine yaslanarak savaştan yorulan, bitkin düşen Türk sermayesine yani T.C devletine destek sunmaktadırlar. Dolaysıyla sosyal şoven bir tutum takınıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzde koca bir barış süreci var. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Barış sürecinin başlaması bir kazanımdır. Bu kazanımın Kürt halkının lehinde sonuçlanması ve kazanımların kalıcı olması için ezen ulusun sosyalistleri Kürt halkının isteklerini koşulsuz desteklemeliler.&lt;/span&gt; Bunun en sıkı mücadelesini yapmalıdırlar. Hatta tek taraflı ayrılma hakkını da içinde barındıran siyasal güvencenin savunucuları olmalılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Lenin’in "sosyal şoven" diye suçladığı Kautsky patentli oportünizmin ‘yurtseverlik' ve 'yurt savunusundan’ veya ‘Tek ülkede sosyalizm’ anlayışını sosyalizme kaynatmaya çalışan Stalinist milliyetçi siyasetten uzak durulmalıdır. Kautsky oportünizmi ile 1. Dünya savaşında Alman işçi sınıfı burjuva savaşa kurban edilmiştir. Stalin ise milliyetçiliği kullanarak Almanya, Macaristan gibi birçok devrimci kalkışmayı boğarak dünya devrimini satmıştır. Almanya'da anayurt savunusu siyaseti ile faşizmin iktidarının önü açılmıştır . Troçki’nin birleşik cephe siyasetinin hayat bulması engellenmiştir. Bizim nadide sosyal demokrat ve sosyalistlerimiz hala bu ideolojilerin bir uzantısı olarak siyaset yapmaya çalışıyorlar ve Ergenekon soruşturmasında aldıkları tutumla, barış sürecini değerlendirişleriyle çuvallıyorlar. &lt;/blockquote&gt;Artık her şeye Amerikan kulpu bulmakta iyice uzmanlaştılar. Darbe olur Amerika denir, Ergenekon kafese tıkılır Amerikan oyunu, savaş olur Amerika, Barış olur yurtseverliğe sarılırlar. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yarın devrim olduğunda yine Amerikan oyunu diye karşı çıkacaklar bu gidişle.&lt;/span&gt; Bu siyasi anlayışların sol ile alakası kalmamıştır. Cumhuriyet mitingleri ile başlayan yol ayrımı barış sürecinde tamamlanmıştır. Sosyal şoven sol ile birlikte hareket etmek artık tamamen kendini tüketmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın sosyal şovenlerimiz! Emperyalizm her şeye mutlak kadirse siyaset yapmaya da gerek yok sanırım. Nasıl olsa her şeyi Amerika biçimlendiriyor. Barışın arkasında kimin olduğunu, barışı isteyenlerin niteliğini araştırmak öküzün altında buzağı aramaktır. Solculuk ve sosyalistlik yapmamaktır. Entrikalara alet olmaktır. Bugün böyle davranmak Ergenekoncuların ve savaş yanlısı faşist MHP’nin yanına düşme anlamına gelir. CHP’den farsızlaşıyorsunuz. Bu yazı siz, kendini sosyalist sanan ama bugün sosyal şoven olan Türk sosyalistleri ve sosyal demokratların yöneticilerini ikna etmek için yazılmamıştır. Onları destekleyen işçi, emekçiler ve öğrenciler için yazılmıştır. Yöneticiler kendilerini satalı çok olmuştur. Ama işçiler, emekçiler ve öğrenciler neler olup bittiğinin farkında olan sosyalistler partilerinizi terk edin! 1 Eylül Dünya Barış Günü için sokağa çıkın! Böylelikle sizi satan parti yöneticilerinizi cezalandırmış olacaksınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpgYnqacSeI/AAAAAAAAB4g/nozUv_zO6HA/s1600-h/2uk_rou_sha.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 194px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpgYnqacSeI/AAAAAAAAB4g/nozUv_zO6HA/s320/2uk_rou_sha.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375073224945846754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini solda gören herkes hiç olmazsa bugün barışın yanında olup Kürt halkının taleplerine koşulsuz destek vermelidir. Korkmayın, ürkmeyin hükümete destek vermiş olmazsınız.&lt;/span&gt; &lt;blockquote&gt;Gönüllü birliktelik ancak eşit koşullarda  olur. Gönül işlerinde de bu böyledir. Taraflar birbirlerinin tüm haklarını tanımalılar hatta istediklerinde de tek taraflı ayrılma hakkını kullanabilmeliler. Çünkü her aşk sonsuz olmayabilir. Tek taraflı ayrılmanın da güvence altına alınması gerekir. Bizim yapmamız gereken bu değil mi? Ama sizin parti önderleriniz neyi salık veriyorlar; güçlü eşin avantajlı olması için reçete üretiyorlar. Yani güçlü eş bu birliktelik sürecinde eşine istediğini yapacak ve ezilen eş buna boyun eğip ayrılamayacak. Bu insanlık mı yoldaş! Bu açık açık cinsiyetçiliktir. Bunu Kürt sorununa indirgediğimizde parti yöneticilerin sosyal şoven olduklarını görebiliriz.&lt;/blockquote&gt; Çünkü Kürt halkının taleplerini görmezden gelmek ve tek taraflı ayrılma hakkını savunmamak Türk kimliğinin altında yaşamak anlamına gelir. Bu şoven boyunduruk ne Kürt halkı için ne de Türk işçi, emekçi ve öğrenciler için gerekli. Biz yurtsever değil sosyalistiz! Biz sosyal şoven değiliz! İşçilerin vatanı yoktur. Kürt halkı kendi kimliğini özgürce kullanamadığı sürece biz hep Türk kalacağız demektir. Sosyalist bir dünya için adım atamayacağız anlamına gelir. Türk olmak bizim karnımızı doyurmadığı gibi Türk milliyetçiliği temelinde sosyalist bir dünya da kurulamaz. Kürt işçisi, emekçisi ve öğrencisinin sosyalist özlemlerini kullanma hakkı vardır ama önce kimliği tanınmalıdır. Türk işçisine, emekçisine ve öğrencisine tanındığı gibi. Birlikte yaşadığınız eşinizin kimliğini nasıl tanıyorsanız, öyle tanımalısınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpgbX4wHK-I/AAAAAAAAB4w/iewPQ5ArX60/s1600-h/anticapitalist.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 100px; height: 100px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpgbX4wHK-I/AAAAAAAAB4w/iewPQ5ArX60/s320/anticapitalist.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375076252451810274" /&gt;&lt;/a&gt;Dolayısıyla Kürt hareketine, onun siyasal temsilcilerine tereddüt yaşamadan güven vermeliyiz. Bu ancak barışı desteklemek ve Kürt hareketinin taleplerinin eleştirisiz desteklemekten geçer. Aranızda "sosyalist Kürdistan" diye düşünenler olabilir. Bu bakış diğer soldan da farksızdır. Çünkü Kürt Hareketine sosyalist karakter yükler. Öncelikli olarak barışa koşulsuz destek sunmak gerekirken, önderliği sorgulamak barış sürecine engel olmaktan başka bir şeye yaramaz. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Türkiye’de sınıf hareketi, sosyalist hareket geri diye yılardır yakındık, durduk. Bunun en temel nedeni Türk milliyetçiliği idi. Bugün bu milliyetçi hava çatladı. Egemen sınıf Kürt halkına karşı yürüttüğü savaşın desteğini Türk halkından sağladı. Bunu Türk milliyetçiliğini sürekli öne çıkararak yaptı. Bu milliyetçi hava sınıf mücadelesini çok iyi gizledi. Özelleştirmeler sürecinde Türk işçi ve emekçisi yenildiyse bu milliyetçilikten yenildi. Sol ve sosyalistler de milliyetçilikten nasibini aldı. Ama bugün bu milliyetçi hava çatladı. Daha fazla çatlatmak olmalı görevimiz.&lt;/span&gt;Türk milliyetçiliğine karşı çıkıp sosyalist fikirleri savunmalıyız. Ezen ulusun işçileri ve sosyalistleri yurtsever olamazlar. Eğer Kürt ulusunun Kendi Kaderini Tayin Etme Hakkını koşulsuz, yani reçete sunmadan desteklersek ezen ulusun işçi ve emekçisi olarak ideolojik ve siyasi açıdan sermayeden koparabiliriz. Kürt halkının her kazanımı bizim kazanımımızdır. Böyle dönemlerde ezen ulusun işçileri ve emekçilerinin yeni fikirlere açık olduğu dönemlerdir. Tüm bunlardan dolayı sokağa çıkalım ve yeni bir sol yaratalım. Sosyal şoven olmayan, milliyetçi olmayan, barış yanlısı, Ergenekon terör örgütünün peşini bırakmayan, çevre sorunlarına, cinsel ve azınlık haklarına sahip çıkan, anti-militarist, kapitalizmi sorgulayan sol için sokağa çıkalım.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-8483841070078514182?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/8483841070078514182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/08/turk-solu-barisa-engel-burjuva.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/8483841070078514182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/8483841070078514182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/08/turk-solu-barisa-engel-burjuva.html' title='TÜRK SOLU BARIŞA ENGEL: BURJUVA MİLLİYETÇİLİĞİN İKİZ KARDEŞİ SOSYAL ŞOVENİZM'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpgXgu7e_WI/AAAAAAAAB4Y/td-Cul0qHl8/s72-c/newroz-2009-06-16.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3383182110797339091</id><published>2009-08-26T03:57:00.000-07:00</published><updated>2009-08-26T04:31:26.911-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kriz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zatturi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seçimler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kürt sorunu'/><title type='text'>YENİ BİR SOLA İHTİYAÇ VAR MI?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpUXmEZVdhI/AAAAAAAAB4I/6F2Cey_D2k0/s1600-h/yenisol.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 98px; height: 50px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpUXmEZVdhI/AAAAAAAAB4I/6F2Cey_D2k0/s320/yenisol.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374227673119028754" /&gt;&lt;/a&gt; Siyasi gündemimiz yine bizi şaşırtmadı. Toplumsal sorunlar ne kadar bastırılsa da, görmezden gelinse de gündemdeki yerini alıyor. Bu bize şunu gösterir; sosyal ve siyasal sorunlarımızın birikmişliğini ve değişime ne kadar aç olduğumuzu. Dile kolay üç askeri darbe, 28 Şubat post modern darbesi, son on yılda üç askeri darbe girişimi, kapatılan birçok parti ve yaklaşık 30 yıldır Kürt halkına karşı sürdürülen kirli savaş, bunun sonucunda binlerce ölüm! Yüzlerce aydının ve binlerle ifade edilen faili meçhul cinayetler! Böyle bir ortamda tek düze bir siyasal gelişme beklemek abesle iştigal değil mi? Ayrıca böyle bir ortamda yüzde üç’lük Erbakan’ın partisinin biranda yüzde 20’lere ulaşması veya Erdoğan’ın öncülüğünde kurulan AK Partinin ilk girdiği seçimde yüzde 35, ikinci girdiği seçimde yüzde 48'e yakın oy almasına ne demeli? Demek ki çok ama çok canlı toplumuz. Küçük bir partinin toplumsal kodları doğru okuduğunda çok kısa zamanda siyasal güç olmasının önünün açık olduğunu saptamak sanırım yanlış olmaz.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AK Parti yaklaşık sekiz yıldır iktidarda. Bu iktidar sürecinde demokratikleşme adına birçok girişimde bulundu. Başardı veya başaramadı, kendi sınıfının çıkarını temel alarak yaptı veya yapmadı, gücü yetti ya da yetmedi. Her neyse uzatmaya gerek yok. Anayasa değişikliği, Kürt sorununa getirdiği yaklaşım, yasaklara karşı tutumu gibi ataklar başarılı veya değil. Bildiğimiz şey; başarının sağlanmamasında Ergenekon suç örgütünün faaliyeti, provokasyonlar, Kürt sorunu karşısında savaş yanlısı CHP’nin ve MHP’nin varlığı ve AK Partiyi denetleyecek onu ileriye itecek yani onu aşacak bir sol partinin olmaması nedenler olarak sayılabilir. Bütün bu süreçte AK Parti toplumda bir beklenti yarattı. Bu demokrasi ve adalet beklentisidir. Bu günlerde  buna bir de Barış’ı eklersek abartmış olmayız sanırım. Bu beklentiler sende ne yarattı derseniz, şöyle yanıtlarım; AK Parti sosyal demokrat bir parti mi? Ardından, eğer sosyal demokrat parti ise sosyal demokrat bir partiye veya yeni bir sola ihtiyaç var mı? Biraz daha ileri gidip, bir sosyalist olarak böyle bir partinin kurulması sosyalistlerin görevi mi, diye birçok soruyu sürekli kendime sormadım değil doğrusu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AK Parti'ye ideolojik geleneği açısından ve de işçi sınıfı ile kurduğu bağ açısından bakıldığında sosyal demokrasi ile bir bağı bağdaşığı olmadığını söylemek mümkün. Bu iki açıdan bakıldığında CHP’yi de hiçbir zaman sol veya sosyal demokrat olarak nitelemeyebiliriz de. Ama toplum bir zamanlar sol deyince CHP’yi belledi ve bu memlekette solun adresi olarak gösterilen CHP’ye hoyratça saldırıldığında bile toplumsal desteğini kaybetmediği gibi onu umut olarak dağa taşa yazdı. Çünkü özgürlükçü ve emek yanlısı söyleme sahipti. Sınıf çıkarını gözeten uyanık işçiler bu partinin bürolarını aşındırıyorlardı. Bugün CHP sol içinde görülebilir mi, görülemez tabii. Darbeci özlemleri, Ergenekon suç örgütüne sahip çıkışı son dönemde barış sürecini Silivri kafesinde tutulan Ergenekon canilerinin özgürlüğü için pazarlık koşulları yaratmaya çalışan devletçi bir partiden farksız. AK Parti de sol bir parti değil. Her fırsatta Başbakan muhafazakâr olduğunu, Osmanlı hayranı olduğunu söyler durur. İdeolojik açıdan bu böyle. Demokrasi açısındansa sınıfı geçer not aldığını söylemek mümkün. Ama pekiyi notu vermek zor. Bir memur sendikalarının grevli toplu sözleşme hakkı yıllardır hayata geçirilmedi. Tuzla tersanelerindeki işçi ölümlerine karşı tutumlarında, düşünce özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü konusunda keza öyle. Daha da uzatılabilinir. Ancak Kemalizm, derin devlet konusunda, askerleri hizaya sokmak açısından başarılı. Biz yıllardır sol bir parti görmediğimiz için AK Parti bize hoş geliyor. Ergenekon suç örgütünün yargılanmasında gösterdikleri kahramanlık, Kemalist cuntacılara karşı verdikleri mücadeleyi,  hayranlıkla karşılandığını söyleyebilirim. Bu konular ve diğer birçok demokrasi ve barış lehine yapılacak eylemleri bile desteklenmelidir de. Yine de bu sorunları çözmek için AK parti yeterli değildir. Yeterli olmadığı gözüküyor. Yeni sol bundan gereklidir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpUcUBojiOI/AAAAAAAAB4Q/bmcnjqgojSk/s1600-h/ucak.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 318px; height: 238px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpUcUBojiOI/AAAAAAAAB4Q/bmcnjqgojSk/s320/ucak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374232860698052834" /&gt;&lt;/a&gt; AK Parti değil de sosyal demokrat veya sol bir parti iktidarda olsa ne yapardı, diye kendimize sorduğumuzda yeni bir solun gerekliliği daha çok su yüzüne çıkar. Örneklersek; Kürt sorunu bu denli uzamaz yılan hikâyesine dönmezdi, emek örgütleri daha örgütlü olurdu. Toplumsal adalet daha yerine otururdu. Toplumsal refah daha adaletli paylaşılır en önemlisi de kapitalizmin krizi emekçilerin sırtına değil patronların sırtına yıkılırdı. 12 Eylül cuntasının hazırladığı anayasadan kurtulmuş olurduk. Bütün darbeciler yargılanırdı. Düşünme, örgütlenme özgürlüğü büyük ölçüde sağlanmış olurdu. Ne yazık ki AK Parti iktidarda ve toplumsal sorunlarla karşı karşıya kaldığında sürekli patinaj yapar durumda. Çünkü Kemalistler tarafından kuşatılmış ve sorunların üzerinden gelebilecek ne tarihsel birikime ne’de ideolojik birikime sahip. Gerici muhalefetle cepheden karşılaştığında Yeni Osmanlıcılık sahipleneceği ideolojik argüman oluyor. Biriken sorunları aşamıyor yalnızca zaman yayıp duruma göre ileri veya geri adım atmakta. Bugün çok canlı bir barış havası var ama hükümet hala patinajda ve geri adımın kıyısında.   Muhalefette güçlü ve gerçek sol olsaydı bu gün barış konusunda çok ilerde olurduk.  Tüm bunlarda dolayı yeni bir sol parti için harekete geçilmelidir. Bu süreci başlatanların yanında yer almak gerekir. Bu sureci ofis ve bürolardan değil sokaklarda düzenlenen kampanyalarla hızlandırılmalıdır. 22 Temmuz seçimlerinde bağımsız adaylar oluşturulan kampanyaların getirdiği ses anımsanmalıdır. Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (Küresel BAK), Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe, Savaş Karşıtları ve birçok sivil insiyatifin yürüttüğü başarılı kampanyaların önemli bir toplumsal etki yarattıklarını kimse yadsıyamaz. Ancak bu kampanyalar siyasal olarak bir havuzda toplanmalıdır. Yeni sol için yola çıkanlar bu sivil insiyatifleri hesaba katarak süreci hızlandırmalıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün toplumsal sorunlara sosyal demokrat veya özgürlükçü sol arayışlar çok rahat yanıt üretebilirler ancak AK Partiyi karşılarına alarak değil onu aşacak bir pozisyon belirlemelidirler. Bütün sıkışmışlık sol ve sosyalistler açısından reform taleplerin ekseninde birleşmek ve bu taleplerin etrafında kitlesel sol partiyi inşa etmek olmalıdır. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sorun bu reform taleplerin peşinden gidebilecek bir siyasal iradenin ortaya çıkarılmasıdır. &lt;/span&gt; Bu anlamda Özgürlük Dayanışma Partisi (ÖDP) içinde gelişen süreçte Ufuk Uras’ın aldığı tutum çok önemli ve sahip çıkılması gerekir. ÖDP’nin Ergenekon soruşturması karşısında Ufuk Uras’ın Ergenekon savcılarına ve hükümete verdiği destek eleştirilmişti. Bu tutum sol açısından iç ağlatıcıdır. Uras sosyalist solun bir kanadı tarafından liberallikle suçlandı. Bir diğer kanatta sosyal demokrat parti kurmanın sosyalistlerin görevi olmadığına dair eleştiriler oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyalist hareketin tarihine bakıldığında bu eleştirilerin külliyen saçma olduğu görülür. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Troçki'nin, Hitler'e karşı, Alman Sosyal Demokrat Partisi ile Alman Komünist Partisi'nin mücadele birliği için nasıl çırpındığını biliyoruz. Bu birlik sağlanamadığı içindir ki Hitler rahat bir şekilde iktidara gelmişti. Bugün bu birlik sağlanmalıdır. Çünkü hala Ergenekoncular ve onların destekçisi partiler bıçak biliyorlar. Her fırsatta hükümete saldırırlarken aslında bize, demokrasi güçlerine saldırıyorlar.&lt;/span&gt; Bu sürece karşı durmak ancak birleşik bir hat oluşturmaktan geçiyor. Klasik anlamda parti disiplinin uygulandığı, tek bir ideolojinin temel alındığı parti anlayışıyla yapılamaz. Böyle bir fikir birliği iş yapamadan ayrılmayı getirir. Temel sorunlar belli. Demokrasi ve derin devlet, yeni bir anayasa, barış, çevre sorunu, kadın sorunu gibi temel konularda fikirliği sağlanmalıdır. Troçki bunu eylem birliği ve seçim birliği olarak düşünmüştü. Çünkü birlik istediği iki partide büyük ve kitleseldiler. Oysa bizde öyle güçlü parti yok. Yani biz bize kaldık. Küçüğüz, diye de kimse endişe etmesin. Bu avantaja çevrilebilinir. İsterseniz kentte küçük bir otomobille her sokağa girip-çıkabilir, ayak basmadık yer bırakmayabilirsiniz. Toplum solla bütünleşebilir duyarlılıktadır. Boşuna AK Parti üç dönemdir geniş kitlelerce desteklenmiyor. Toplumun vardır bir bildiği, sol bunu yeni öğreniyor ne yazık ki. Arabamız küçük olabilir, en azından hantal bir arabayla yola çıkmamış olacak sol. Gündemi sürekli değişen memleketimizde böyle bir kıvraklık avantaj sağlar sanırım. Bu da sola daha çok iş ve örgütlenme olanağı sağlar. Sol buradan büyür. Önümüzdeki 1 Eylül Dünya Barış Günü bunun başlangıcı olsun. Ama salt AK Partiye karşı bir sol olarak değil; demokrasi, adalet ve barış yolunda yeni bir sol için sokağa çıkılmalıdır. AK Partiyi aşan kitlesel bir sol için!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3383182110797339091?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3383182110797339091/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/08/yeni-bir-sola-ihtiyac-var-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3383182110797339091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3383182110797339091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/08/yeni-bir-sola-ihtiyac-var-mi.html' title='YENİ BİR SOLA İHTİYAÇ VAR MI?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpUXmEZVdhI/AAAAAAAAB4I/6F2Cey_D2k0/s72-c/yenisol.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-2452054838615646741</id><published>2009-08-22T11:42:00.000-07:00</published><updated>2009-08-22T12:05:08.816-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zatturi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kürt sorunu'/><title type='text'>HÜKÜMETE DEĞİL, BARIŞA DESTEK!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpA_8cXaLcI/AAAAAAAAB3w/8jGMhZi-s_8/s1600-h/baris2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 86px; height: 50px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpA_8cXaLcI/AAAAAAAAB3w/8jGMhZi-s_8/s320/baris2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372864663092080066" /&gt;&lt;/a&gt; Türk devletinin Kürt halkıyla yürüttüğü kirli savaşın sonuna yaklaştığımız artık ayan beyan ortadadır. Barış koşulları her yerde konuşulmaya başlandı. Bu süreci belirleyecek güç Kürt halkının kendisi, onun siyasi temsilcileridir. Türk solu bu sürece Kürt halkının talepleri doğrultusunda destek sunmalıdır. Ancak Türk solu ve sosyalistleri Ak Parti hükümetini şeriatçı olarak değerlendirdiğinden dolayı barış surecine kuşkuyla yaklaşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk solunun bu süreçte tutuk olması Ak Parti hükümetini geriye doğru savurmaktadır. Başbakan ‘Kürt açılımı’, ‘Anneler ağlamasın artık’ söylemini ‘Milli birlik’ olarak yeniden adlandırmaya başladı. Bunun nedeninin ırkçı MHP ve sözde solcu geçinen CHP’nin gerici muhalefeti olduğu görülmelidir. Bu gerici muhalefet ne kadar yaygara koparmaya çalışsa da bu süreci engelleyemeyecektir. Ancak süreci geciktirmeye ve baltalamaya çalışarak barış sürecini "batı"da hissettirmemeye çalışacaklardır. Bunu başarırlarsa tabanlarını ve toplumsal desteklerini büyütebileceklerdir.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Türk solu biraz akıllı davransa, bugün önemli bir toplumsal ve siyasi güç olabilir. Bu ‘demokratikleşme’ sürecinin barış süreci olduğunu algılayıp HÜKÜMETE DEĞİL BARIŞA DESTEK, diyerek gerici ve ırkçı muhalefete karşı çıkarak sokakta varolmaya çalışsa bugün hükümeti çok daha ileri düzeye taşıyabilirdi. &lt;/span&gt;Çünkü hükümetin toplumsal desteği, tabanı demokrasi, barış özlemiyle dolu. Dolayısıyla böyle bir taban karşısında bir parti gericiliğe düşmez. Düşerse ırkçı MHP ve devletçi CHP’den farksızlaşır ki Ak Parti böyle bir parti değil. Ak Parti Türk sermayesinin temsilcisidir. Ancak kendi sınıfının demokratik özlemlerini de içinde barındırdığı gözden kaçırılmamalıdır. Bundan dolayı MHP ve CHP’ye benzemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Barış sürecine destek hükümete destek anlamını taşımaz. Çünkü barış yukardan, hükümet tarafından gelen bir istek değildir. Barış isteği Öcalan’ın yakalanmasından sonra Kürt halkının genel talebi oldu. Bu talep on yılı aşkın bir zamandır dillendiriliyordu. Nihayet hükümet ve devlet bu çağrıya gönülsüz olsa da yanıt vermiştir. &lt;/span&gt;Asıl mesele bundan sonra başlıyor. Kürt halkı kendi barış taleplerini ardı ardına sıralıyor, yani hükümetten önce kendi taleplerini masanın üzerine bırakmış durumdadır. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Türk solu bu talepleri mi destekleyecek yoksa barış karşısında tutum alan MHP ve CHP’nin yanında mı tutum alacaktır? Bütün mesele budur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpBBNfF1OPI/AAAAAAAAB4A/isolUgC7gfs/s1600-h/Suruc_Kadinlar_Gunu_Mitingi_13.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpBBNfF1OPI/AAAAAAAAB4A/isolUgC7gfs/s320/Suruc_Kadinlar_Gunu_Mitingi_13.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372866055393065202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türk solu, 500 milyar doların anlamsız bir savaş için nasıl harcandığını ve bu kirli savaşın sonucunda Ergenekon gibi cinayet şebekelerinin nasıl beslendiğini ve 18 bin faili meçhulü düşünsün. Türk solu yıllardır demokrasi talebi diyerek aşındırdığı yollara sorsun, her sokağa çıktığında azgınca üzerine gelen devlet güçlerini düşünsün. Bütün bunlar acaba demokrasinin eksikliğinden kaynaklanmıyor mu? Biraz düşünülse, biraz Ergenekonculuktan, biraz Kemalistlikten uzak durulsa bugün barışa hükümetten daha fazla sahip çıkacak ve sol toplum karşısında kaybettiği popülerliği yakalayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bu tarihsel süreçte Türk solu barışın yanında tutum aldığında Kürt halkı kazanacaktır. Pek tabi Türk işçi ve emekçisi de kazanacaktır.&lt;/span&gt; Özelleştirmeler karşısında yenilen işçi sınıfı kendine güven kazanacaktır. Kürt halkı kazandığında kamu emekçilerinin özgüveni gelişecek ve toplu sözleşmeli sendikal haklarını kazanacaktır. Barışın kazanması Türk solunun, Kürt solunun yani toplumun kazanması anlamına gelecek. Bakın sendikalar biraz ses çıkardı barış süreci genel demokrasi taleplerini kapsadı. Demek ki Türk solu ve sosyalistleri biraz kımıldayıp yüklenseler koca bir dünya kazanacaklar!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-2452054838615646741?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/2452054838615646741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/08/hukumete-degil-barisa-destek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2452054838615646741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2452054838615646741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/08/hukumete-degil-barisa-destek.html' title='HÜKÜMETE DEĞİL, BARIŞA DESTEK!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpA_8cXaLcI/AAAAAAAAB3w/8jGMhZi-s_8/s72-c/baris2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-4093263685617519078</id><published>2009-08-19T12:39:00.000-07:00</published><updated>2009-08-22T11:35:13.599-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zatturi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kürt sorunu'/><title type='text'>BARIŞ, HEMEN ŞİMDİ!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpA4k7l-jzI/AAAAAAAAB3g/aRimlN5o-jg/s1600-h/KURT.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 60px; height: 69px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpA4k7l-jzI/AAAAAAAAB3g/aRimlN5o-jg/s320/KURT.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372856562576428850" /&gt;&lt;/a&gt; Nihayet hükümet yaklaşık otuz yıldır yürütülen kirli savaştan yana olmadığını açıkça ilan etti. Türk devleti ve hükümeti seksen yıllık hakim ideolojisini sorgulamaya başladı. Bunu 'Kürt açılımı', 'demokratik açılım' veya 'Milli birlik projesi' olarak ortaya koymaya çalışıyor. Bu süreç nasıl adlandırılırsa adlandırılsın, belli ki yürütülen resmi siyaset fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Dolaysıyla Türk siyaseti ve egemen sermaye yeni bir döneme doğru yönelmeye çabalıyor. Bu süreci zorlayan unsur en başta mücadele eden Kürt halkı ve onun siyasi önderliğinin yılmadan verdiği mücadele ve direnişçi ruhudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk solunun geniş kesmi ne yazık ki bu sürecin uluslararası güçlerin direktifi ile başladığını söylemektedir.&lt;span class="fullpost"&gt; Ergenekon sürecinde aldıkları tutumun bir benzerini bu barış surecinde de almaya çalışmaktadırlar. Dolayısıyla barış sürecinin engelleyiciliğine, takoz koyuculuğa hatta bir zamanlar hasım gördükleri ırkçı MHP'nin yanında yer almaya savrulmuşlardır. Cumhuriyet mitingleri ile beraber bu sol sol olmaktan çıkmıştı, dolaysıyla bu sözde soldan söz etmek pek anlamlı olmasa gerek. Sosyalist solun bir kesimi de Kürtlere akıl verir bir tutumu benimseyerek sürecin çeperinde gezinmektedir.&lt;span style="font-weight:bold;"&gt; Oysa durum çok açık; halklar barış istyor ve hemen, şimdi, gecikmeden barış istiyor. Bunun nasıl olacağına savaşan taraflar karar verecektir.&lt;/span&gt; Bu barış sürecinin başarıya ulaşması, Kürt halkının kazançlı çıkması Türk solunun en acil ve vazgeçilmez görevi olmalıdır. Türk solu bu sürece destek olmalıdır. Hükümetin barış sürecinde ayağını sürçmesini eleştirmeli ve bir an önce masaya oturtmaya çalışmalıdır. Nasıl Ergenekon sürecinde hükümeti denetliyorsa, barış sürecinde de denetlemelidir. Toplumsal duyarlılığı artırmaya çabalamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpA6GKBKNpI/AAAAAAAAB3o/j2_tnHvH88s/s1600-h/kurdisgirl.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 294px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpA6GKBKNpI/AAAAAAAAB3o/j2_tnHvH88s/s320/kurdisgirl.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372858232895846034" /&gt;&lt;/a&gt; Türk solu bu sürece doğru yaklaşırsa otuz yıllık yürütülen bu kirli savaşta oluşturulan milliyetçilik kırılabilir. Eğer bu süreçte Türk solu ve sosyalistleri Ergenekon sürecinde aldıkları 'bana neci' tutumu takınırlarsa Ak Parti'nin oluşturmaya çalıştığı mavi milliyetçiliğin kanalına kitlelerin akması engellenemez olur. Ha bu iyi mi olur, valla bir sosyalist olarak söylersem, iyi olmaz. Çünkü yeni bir dünyanın kurulmasının ancak dünya işçi sınıfı ve özgür halklarla olabileceğine inanmaktayım. Hiç bir milliyetçi ideoloji ile yola çıkılarak yeni bir dünya kurulamaz. Sosyalizm de kurulamaz ki bunun hezimetine çok yakın dönemde hepimiz tanık olduk. Bundan dolayı bu süreçte hükümeti koşulsuz barış sürecine zorlamak kendini sosyalist olarak niteleyen herkesin görevidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayalım Ak Parti ardı ardına gelen krizlerden bıkan emekçi kesimlerden aldığı destekle bugüne geldi. Yaklaşık yedi yıllık iktidar sürecini de her geçen gün pekiştirmektedir. Keşke bu süreçte Türk sosyal demokrasisi belirleyici olsaydı ama nerede... Türk sosyal demokratları cuntacılık, ergenekoncuların avukatlığı veya Kemalizmden medet ummaktan başka birşey yapmıyor ki! Gerçek bir sosyal demokrat anlayış olsa, yani bizim sahtekar sosyal demokratlar olmasalar, bugün bu süreç onların insiyatifiyle yürüyecekti. Pek tabi benim ve benim gibi düşünen sosyalistlerin daha çok işine gelecekti. Çünkü, sosyal demokrat işçi ve emekçiyi sosyalist saflara katmak, sosyalist fikirlerin geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak daha kolay olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa şimdi, liberal demokrat bir sermaye partisinin yakaladığı toplumsal önderliğe alternatif olmak daha zahmetli. Yine de buna şükretmiyor değilim. Hasbelkader Cumhuriyet Mitinglerinin sonucunda bizim nadide sosyal demokrat CHP iktidara gelseydi ne olacaktı halimiz, düşünmemek daha iyi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barış süreci artık geri dönülmeyecek evreye girdi. Unutmayalım Kürt halkının karşısında egemen sınıfın temsilcisi Ak Parti var. AK Parti bu süreçte Türk sermayasinin ihtiyaçlarına öncelik tanıyacaktır. Türk sosyalistlerinin böyle bir önceliği yoktur. Bizim önceliğimiz işçilerin ve emekçilerin çıkarıdır. Bu barış süreciyle birlikte demokratik kazanımlar elde etmenin yolunu aramalıyız. Demokratik bir anayasanın hazırlanması ve Kürt siyasi temsilcilerin taleplerinin koşulsuz olarak sağlanması için mücadele etmeliyiz. Eğer hala solcu ve sosyalistsek.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-4093263685617519078?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/4093263685617519078/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/08/baris-hemen-simdi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4093263685617519078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4093263685617519078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/08/baris-hemen-simdi.html' title='BARIŞ, HEMEN ŞİMDİ!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SpA4k7l-jzI/AAAAAAAAB3g/aRimlN5o-jg/s72-c/KURT.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-4850709250477732535</id><published>2009-04-04T15:04:00.000-07:00</published><updated>2009-04-04T15:12:41.456-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zatturi'/><title type='text'>29 MART SEÇİMİ VE TÜRK SOLU</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SdfbQUK6alI/AAAAAAAAB3Q/zzHST_20MOk/s1600-h/secim_sandik2_b.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 67px; height: 50px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SdfbQUK6alI/AAAAAAAAB3Q/zzHST_20MOk/s320/secim_sandik2_b.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320962558100400722" /&gt;&lt;/a&gt;Yaşanan bir kaç yılı siyasi açıdan siyasi gerilimlerle geçirmiştik. Cumhuriyet mitingleri, bir çok askeri darbe teşebüsü, Ergenekon soruşturması v.b bir çok gerici hamlelerle karşılaşmıştık. Mart ayına geldiğimizde de küresel krizin etkisinin hemen ardından yapılan yerel seçimler tahmin edilen sonuçları ortaya koydu. Her ne kadar yerel seçim yapılmasına karşı 29 Mart seçimleri genel siyasi ortamda geçtiği ve sonuçlarının da bu eksende değerlendirilmesi gerekir.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP'nin aldığı oy önceki genel seçimler ve yerel seçimler ile karşılaştığında gücünden az da olsa bir kan kaybına uğradığı söylenebilinir. AKP'nin liberal ekonomik ve siyasal açılımları toplumsal zenginliğin paylaşımında adaletsizliği artırması, DTP'yi dışlayarak Kürt sorununda belirli açılım hamleleri toplumsal desteğinin azalmasına neden olmuşur. Ayrıca sahil kent ve beldelerde siyasi açıdan silinmesi de CHP'nin laik-antilaik siyaseti karşısında tutunaması anlamına geliyor. Artık AKP merkez sağda konumlanan liberal bir partidir. Sadet Partisi'nin aldığı oy göz önünde tutulduğunda geneleksel siyasal islam tabanın SP'ne kaydığı bu seçimlerde görülür.&lt;br /&gt;CHP ise Türkiye genelinde aldığı oy açısından başarısız bir muhalefet örneği gösterdiği söylenebilinir. Yalnızca İstanbul belediye başkanlığı için öne çıkartılan K. Kılıçlaroğlu sayesinde oy oranını artırmış olduğu görülür. Kılıçlaroğlu, CHP'nin terk ettiği sol sembolik aday olarak kampanyalarını yürütmüş ve de belirli ölçüde başarılı olmuştur. Kentin varoşlarına yaklaşımı, sosyal belediyecilik vurgusu ve yolsuzluklarla ilgili ortaya serdikleri Kılıçlaroğlunun toplumsal desteğini az da olsa belirli ölçüde artırmıştır. Ancak Kılıçlaroğlunun aldığı oyun hatırı sayılır bölümünü de MHP seçmeninden aldığı görülmelidir. Son dört-beş yıldır yapılan seçimlede MHP ve CHP tabanı aralarında hangisi güçlüyse ona seçim desteğini sunmaktadır. MHP'nin bir önceki genel seçimler dikkate alındığında, aldığı belediye başkanlıkları ve genel il meclis oylarına bakıldığında İstanbul'da MHP'yi başarısız olduğu söylenebilir. Oysa MHP seçmeni Kılıçlaroğluna desteğini sunmuştur. Kılıçlaroğlu'nun aldığı destek Cumhuriyet mitingleri oluşan kızıl-elma koalisyonun siyasal karşılığı olduğu gözlenir.&lt;br /&gt;MHP son sekiz yıl içerisinde hızla oyunu yükseltiği gibi Türk siyasetinde tedirgin edici bir yörüngeye oturduğu bu seçimlerle birlikte ortaya çıktı. MHP'nin geleneksel Orataanadolu oylarını yeniden kazanması Türkiye genelinde aldığı destek Türk siyaseti açısından tedirgin edicidir. Kürt düşmanlığı, ergenekon sürecindeki tutumu ve demokrasi karşıtlığı özellikleri dikkate alındığında bu tedirginlik sanırım küçünsenmeyecektir. AKP' nin DTP'yi dışlayarak Kürt sorununda Ankara bazlı açılımları aslında Kürt sorununda ayak sürçtüğü olarak algılanmalıdır. Bu da siyasetin merkezinde Kür-Türk karşıtlığı olarak oturmaktadır. Kürt sorununda zaman kaybetmek MHP'nin oylarını daha da artırmak, ekmeğine yağ sürmek anlamına geliyor.&lt;br /&gt;DTP açısından 29 Mart seçimleri bir başarı olarak algılanmalıdır. Kürt sorununda çözümün tek muhatabı olduklarını bir kez daha kanıtlamışlarıdr. DTP'nin Türkiye genelinde bir alternatif olması Kürt sorunun çözümüne ve Türk solu, sosyalistlerin tutumuna bağlıdır. Kürt halkının batı illerinde orta ve alt sınıfların üyeleri olarak görüldüğünde siyasal eğilimlerinin AKP ve ya CHP olduğu gözlemlenir. CHP olan eğilimin nedeni alevi oluşarı ve AKP'nin alevi açılımında yetersiz olmasından kaynaklanır. Batıda yaşayan Kürtlerin bir kısmı da AKP'yi desteklemektedir. Bunun nedeni de AKP'nin resmi Ankara yaklaşımının dışında kürt sorununa getirdiği açılımlardır. Ayrıca DTP'nin batıda emek eksenli siyaset vurgusunun da eksikliği Kürtlerin bir kısmının diğer partilere yöneldiği gözlemlenir.&lt;br /&gt;Bu kısa siyasi değerlendirmelerin ardından Türk solu hakkında birkaç şey değerlendirebiliriz artık. Türk solu kemalizm ile olan bağı ve AKP'nin 'şeriatçı' olarak algılanması sonucunda Türk soluyla alakadarı olmayan CHP'nin kuyruğuna takıldığı görülür. Büyük kentlerdeki seçim propagandası baz alındığında bunu gözlemek olası. Türk solu henüz kendine olan güveni kazanamadığından hala CHP'nin kuyruğuna takılmış durumdadır. Türk solunun sendika düzeyinde organik bağı gözlemlendiğinde işçi snıfı içerisinde önemli bir örgütlenme düzeyi söz konusudur. Gerek Türk-iş, gerek DİSK ve KESK bu bağın gücünü ortaya koyar.&lt;br /&gt;Bu seçimlerde en önemli sonuç olarak şu söylenmelidir; kemalizm düşmanlığı, şeriat düşmanlığı öne çıkarılarak Türk solu siyasal bir güç ve alternatif olma olasılığını taşımıyor. Çünkü solun kazanması gereken kitle CHP tabanı, kemalizmle bağını koparamamış sosyalist partilerin tabanı, AKP tabanın ve küreselleşme karşıtı oluşturulan çeşitli küçük örgütlenmelerdir. Sol başka bir yerde inşa edilemez. Bu öneriyi sunarken CHP ile ortak eylemler içinde konumlanalım demek istemiyorum.  Ama CHP'li sendikalara gidilmeden, alevi derneklerine gidilmeden de onlarala tartışmadan sol bir alternatif oluşturulamaz. Ancak sol alternatif  CHP partisinden bağımsız düşünülmelidir. Küçük bir örnek vermek gerekirse; bir kasbada belediye baskanlığı için sol CHP'yi desteklese ve belediye baskanlığı kazanılsa ki bunun bir çok örneği vardır, sonuç olarak ne deyişecektir? Siz bu belediye ile ne yapabilirsiniz? Kemalizmin, milliyetçiliğin, kürt düşmanlığının, islami fobinin bu denli işlendiği bir yerde ne yapılır, çok çok bir kaç çay ocağı veya çay bahçesi işletmesi elde etmekten başka hiç bir şey olmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solun ulaşması gereken kitlenin dağınıklığını ortadan kaldıracak olan ortak mücadele çağrısıdır.  Bu yapılmadığı sürece solun alternatif olması söz konusu değildir. Yoksulluk ve yolsuzluk siyaseti Kemal Kılıçlaroğluna belirli bir oy kazandırığı göz önünde bulundurulursa solun, gerçek solun öne çıkarması gereken sorunlar apaçık ortadadır. Gündelik siyasi talepler Türk solunun alternatif olması için olmazsa olmaz taleplerdir. Bu talepler siyasi bir parti olmadan da hayata geçirilmesi solu pek güçlendirmez. Nedeni de küçük sol partilerin parti anlayışları ve kendi partilerinin çıkarını genel solun çıkarlarının karşısında görmelerinden kaynaklanır. Peki ne yapılmalıdır?&lt;br /&gt;Öncelikler dağınık sol kitleyi bir araya getirilmelidir. Bu bir araçla olunur. Yalnızca kampanyalarla bu sağlanmaz. Yeni bir parti talebi hem kampanyaları hem de birlikteliği artıracaktır. Partileşme süreci ayrıca bir disiplin sağlayacak ve ortak eylemlikleri önceliyecektir. 29 Mart yerel seçileri sol ve sosyalistlerin kendi bölgelerinde CHP kuyrukçuluğuna savrulmaları bu dağınıklığın sonucu olarak gerçekleşmiştir. Partileşme süreci somut gündelik talepleri etrafında olmalıdır. Bu partileşme aynı zamanda Kürt hareketi ile de bağımızı güçlendirecektir. Türk solunun önceden tartıştığı çatı partisi gibi bir çok girişim sonuçsuz kalmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yeni dönemde eylem birliğini ortaya koyan bir parti girişimi kampanyalar ekseninde tekrar denenmelidir. Bu süreç sendikalar, meslek örgütleri başta olmak üzere bir çok siyasi gurup ve partiyi kapsamalıdır. Acil sorunlar öne çıkarılarak bu süreç bir kampanya havasıyla sağlanabilinir. Öncelikle ergenekon sürecinde tavizsiz, sonuç alıcı kampanyalar düzenlenmelidir, ergenekoncu cinayet örgütünü sol sokakta yargılamalıdır, Kürt sorununda DTP ile oratak eylemler düzenlemelidir, küresel kriz karşısında ortak mücadele bayrağı yükseltilmelidir, Yolsuzluklar üzerine kampanyalar örgütlenmelidir ve demokrasi talebi öne çıkarılmalıdır. Bu eksende bir eylem partisi şekillendirlilebilinir ve de sol siyasi anlamda alternatif olabilir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyalistler eğer sözüne ettiğim partileşme süreci içinde olabilirlerse demokrasi, militarizm, derin devlet, kemalizmi, kürt sorunu, sosyalizm, çevre sorunu, devrim- reform ve kadın sorununu gibi temel konu başlıklarını geniş kitlelerle tartışabilirler ve sosyalistlerin yitirdikleri prestiji kitlelerin önünde yeniden kazanabilirler.  Hatta siyasette belirleyici konuma da gelebilirler. Pek tabi bu, sol sendikacıların bürolarda oturmaktan ve yirimi kişiliklik sol ve sosyalist pati guruplarının bürolarda birbirlerine şov niteliğinde yaptıkları tartışma toplantılardan sıkılmalarıyla olacak şeydir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-4850709250477732535?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/4850709250477732535/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/04/29-mart-secimi-ve-turk-solu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4850709250477732535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4850709250477732535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/04/29-mart-secimi-ve-turk-solu.html' title='29 MART SEÇİMİ VE TÜRK SOLU'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SdfbQUK6alI/AAAAAAAAB3Q/zzHST_20MOk/s72-c/secim_sandik2_b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-4154338031103797599</id><published>2009-03-19T17:02:00.000-07:00</published><updated>2009-03-19T17:55:31.130-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='marksizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam/laiklik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilim'/><title type='text'>YARADILIŞÇILARA (AKILLI TASARIMCILARA) CEVAPLAR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/ScLpbHfLIgI/AAAAAAAAB3E/nfJz6RZCPcE/s1600-h/time-machine-wp+copy.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 70px; height: 47px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/ScLpbHfLIgI/AAAAAAAAB3E/nfJz6RZCPcE/s320/time-machine-wp+copy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5315067162326147586" /&gt;&lt;/a&gt;bu tartışma hayra alamet mi, çok bilmiyorum. show'da celal şengör var şu an ( 20.03.09 saat:02.10). savunamıyor da gerzek herif. marksizme takmış çünkü. hatta, marks'ın "insanlar doğayı değiştirmek istediler" falan dediğini ileri sürüyor, 11. tezi götünden okuyarak. sözümona marsist ülkeleri dolaşmış, görmüş. neyse ben, cevaplara geleyim. bu notlarda yaratılışçıların safsatalarına verilmiş çeşitli yanıtları okuyun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;1- “Evrim Teorisi termodinamiğin ikinci yasasıyla zıttır.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu iddia tamamen yanlıştır. Termodinamiğin ikinci yasası ancak idealize edilmiş “kapalı sistem”lere uygulanabilir, oysa dünya kapalı bir sistem değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;2- “İnsan maymundan evrimleşseydi dünyada maymun kalmazdı.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu iddia yaratılışçıların evrim teorisi hakkındaki bilgisizliğini ortaya koyar. Evrim teorisi yalnızca insanların kökenine dair bir teori değildir. Tüm doğanın, dünyanın ve evrenin gelişimiyle ilgilidir. İnsana ilişkin olarak ise, evrim teorisi, insanın maymundan evrimleştiğini değil, maymunlarla insanların ortak bir atadan geldiğini söyler.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;3- “Evrim teorisi sadece bir kuramdır.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu tamamen konu dışı bir iddiadır. Bilimde birçok kuram vardır ve hepsi olguları daha doğru, kapsamlı ve daha ileri bir teori geliştirilinceye kadar geçerli kabul edilmektedir, hatta dünyanın güneş çevresinde döndüğü bile %100 kanıtlanamamıştır. Yaratılışçıların birçok kuramı kabul ederlerken bu kuramı reddetmeleri gayet doğaldır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;4- “Doğal seçilim dairesel muhakemeye dayanır. Yani iyi uyum sağlayan hayatta kalır ve hayatta kalanların iyi uyum sağladığı farz edilir.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Doğal seçilimin günlük konuşma dilindeki açıklaması, iyi uyum sağlayanın hayatta kalabilmesi şeklindedir. Ancak teknik açıklamasına göre doğal seçilim, farklı hızlarda üreme ve hayatta kalma kavramlarını içerir. Ayrıca evrimin sadece doğal seçilime dayandığını iddia etmek evrim hakkındaki birçok bilgiyi görmezden gelmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;5- “Evrim bilimsel değildir, çünkü doğrulanamaz veya yalanlanamaz. Ayrıca gözlenemeyen veya yeniden yaratılamayan olaylarla ilgilidir.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu iddia evrimi iki ana parçaya bölen farklılığı göz ardı ediyor. Bunlar makroevrim ve mikroevrimdir. Mikroevrim bir türün zaman içinde gösterdiği değişiklik ile ilgilidir. Makroevrim, tür düzeyinin üzerindeki taksonomik (sınıflandırma ilmi ile ilgili) grupların değişimini inceler. Bunun kanıtları fosil kayıtları ve DNA karşılaştırmalarından elde edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;6- “Bilim adamları zaman geçtikçe evrim gerçeğinin doğruluğundan şüphe etmeye başladılar.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu iddia asılsızdır. çünkü yapılan anketler ve haberlerde böyle kayıtlar rastlanmadı, elbette şüphe edenler vardır ki bunlar baştan beri vardı. Yani sonradan aralarına katılanların sayısı parmakla sayılacak kadar azdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;7- “Evrim biyologları arasındaki görüş farklılıkları, evrimin somut bilimsel temellere dayanmadığının en belirgin göstergesidir.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu olay her bilim dalında her teori üzerinde yaşanan gayet normal bir olaydır. Bilim adamları tartışmalı ki yeni bilgiler ortaya çıkabilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;8- “Dünya üzerinde yaşamın bir yaratıcı olmadan ortaya çıkma ihtimali sıfırdır. çünkü dünyanın o zamanki atmosferi buna uygun değildir.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu iddiayı iki yönden cevaplayalım: a) Yaşamın bir yaratıcı olmadan bir anda ortaya çıkma ihtimali gerçekten sıfırdır. Fakat yaşamın ortaya çıkışı bir anda olmamıştır. Yüz milyonlarca yıl süren bir süreçtir. b) dünyanın o zamanki atmosferi hidrojence zengin yani yaşama dosttur (bkz. Bilim ve teknik dergisi, mayıs 2005).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;9- “Mutasyonlar evrim kuramı için gereklidir, ancak mutasyonlar yalnızca varolan özellikleri yok eder; yeni özellikler yaratmaz.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Tam tersi, biyoloji “nokta mutasyonlar” (organizmanın DNA’sındaki noktasal değişimler) yoluyla oluşan pek çok özelliği ortaya döker. Antibiyotiklerin bakterilere karşı direnç kazanması buna bir örnektir.&lt;br /&gt;Ayrıca moleküler biyoloji, nokta mutasyonların ötesine geçen genetik değişiklik mekanizmalarını keşfetmiştir. Bu mekanizmalar yeni özelliklerin oluşması için yeni yollar açar. Genlerin içindeki işlevsel modüller yepyeni biçimlerde birbiriyle birleşir. Bütün genler rastlantısal olarak organizmanın DNA’sının üzerinde kopyalanır ve bu kopyalar yeni, karmaşık özellikler için özgürce harekete geçer.&lt;br /&gt;Değişik organizmalardan alınan DNA’ların karşılaştırılması sonucu, bir kan proteini türü olan globinlerin milyonlarca yıllık evrimini gözler önüne serer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;10- “Bugüne dek kimse yeni bir türün evrimleştiğine tanık olmamıştır.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Oluşum aşamasında yeni bir türü tanımak zordur, çünkü biyologlar bir türün nasıl en iyi şekilde tanımlanacağı konusunda görüş birliğine varamazlar. En yaygın tanım Mayr’ın Biyolojik Tür Kavramıdır. Buna göre tür, üreme açısından izole edilmiş farklı bir popülasyondur. Bu bağlamda bu türün bireyleri kendi topluluklarının dışında üreyemez. Pratik açıdan bu standardın, mesafe, arazi yapısı veya bitki örtüsü nedeniyle izole edilmiş organizmalara uygulanması zordur. Dolayısıyla biyologlar, bir türün bireylerini tanımak için organizmaların fiziksel ve davranışsal özelliklerinden yararlanırlar.&lt;br /&gt;Yine de bilimsel literatür solucan, böcek ve bitkilerde bazı türlerin oluşumuna ilişkin raporlara yer verir. Bu deneylerin pek çoğunda araştırmacılar organizmaları değişik tipte seleksiyona tabi tuttu ve sonucunda bu popülasyonların, dışardakilerle çiftleşmediğini keşfetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;11- “Evrimciler geçiş dönemine ait herhangi bir fosili bulup çıkartamamıştır. örneğin yarı sürüngen, yarı kuş gibi...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu tamamen asılsız bir iddiadır. Herhangi bir dergi veya gazeteyi okusanız bu fosiller hakkındaki haberleri ve resimleri görebilirsiniz. İnsanın evrimiyle ilgili binlerce fosil bulunmuştur. Bunun dışında Archaeopteryx adlı bir fosil vardır ki en ünlüsüdür. Bu fosil kuşlara özgü tüy ve iskelet yapısına sahipken aynı zamanda dinozor özellikleri de sergiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;12- “Canlılar son derece karmaşık bir yapıya sahiptir -anatomik, selüler ve moleküler düzeyde-. Bu yapı daha az karmaşık olsaydı çalışamazdı. Bu da şu anlama gelmektedir. Böyle bir yapı ancak akıllı bir tasarım sonucu oluşur, evrim sonucu değil.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu tasarım konusu yaratılışçıların en fazla üzerinde durduğu tartışmadır ve en eskisidir. 1802 yılında teolog William Paley şöyle yazıyordu: “Eğer tarlada bir saat bulursanız, ilk aklınıza gelen bunu birinin düşürmüş olduğu olasılığıdır; doğal güçlerin bunu orada ürettiğini düşünmezsiniz. Bu benzerlikten yola çıkarsak, canlıların karmaşık yapılarından dolayı doğrudan, kutsal bir iradenin eseri olduğunu anlarız.”&lt;br /&gt;Paley’in bu iddiasına karşı Darwin “On the Origin of Species-Türlerin Kökeni” isimli eserini yazarak, seçilimin ve doğal güçlerin zaman içinde evrimi nasıl şekillendirdiğini açıkladı.&lt;br /&gt;Yaratılışçılar onlarca yıldır Darwin’in görüşlerini çürütmek için göz örneğini öne sürüyor. Yaratılışçılara göre gözün evrimleşmesi olanaksızdır. Gözün görüntü yaratma becerisi parçalarının mükemmel düzeninden kaynaklanır. Dolayısıyla doğal seçilim gözün evrimi sırasında geçireceği ara dönemlere izin veremez. Yarım bir göz zaten işlev yapamaz.&lt;br /&gt;Böyle bir eleştiriyi önceden tahmin eden Darwin, “tamamlanmamış” bir gözün de, tamamlanmış göz kadar olmasa da en azından yararlı olacağını iddia ediyordu; örneğin canlı ışığa doğru yol alabilir.&lt;br /&gt;Biyoloji Darwin’in haklılığını daha sonra ortaya çıkarttı. Bilim adamları hayvanlar aleminde ilkel gözlerin ve ışığa-duyarlı organların olduğunu kanıtladı.&lt;br /&gt;Akıllı-tasarım fikrini savunanlar bugün öncekilerden daha zekice sorular soruyorlar. Ancak yine de tartışma ve hedeflerinde bir değişiklik görülmüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;13- “Son araştırmalar, mikroskobik düzeyde bile, yaşamın evrim sonucu ulaşamayacağı kadar karmaşık bir yapıya sahip olduğunu kanıtlıyor. “&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dembski’nin bu iddiası bilim adamlarınca çeşitli yönlerden çürütüldü. Santa Fe Enstitüsü’nden bilim adamları basit, yönlendirilmemiş süreçlerin inanılmayacak düzeyde karmaşık şekiller oluşturabileceğini kanıtladılar. Organizmalarda görülen karmaşık yapıların bazıları, dolayısıyla, henüz bilemediğimiz bir nedene bağlı olarak, doğal fenomenler sonucu oluşabilir. Ancak bu, karmaşanın doğal olarak ortaya çıkamayacağı anlamına gelmez.&lt;br /&gt;Ayrıca açıklayamadığınız her noktada tanrı fikrini ortaya atarsanız bilim ilerlemez. Newton’a “dalından kopan bir elma neden yere düşer?” diye sorduklarında “hikmet-i hüda” deseydi yer çekimini yasalaştıramaz, bilimin ilerleyişi yavaşlardı. Açıklanamayan her şeyi idealistler gibi tek bir sözcükle geçiştirmemeli, tam tersine üstüne gitmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;14- “Canlıların değişebilme için genlerinin de değişmesi gerekir ki böyle bir değişme yoktur.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Aslında böyle bir değişim vardır. Genlerdeki milyonlarca süren nicel değişimler bir nitel değişime sebep olur. Bu değişim türün değişmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;15- “Evrimin Teorisinin doğruluğunu kanıtlamaya çalışan deneyler başarısız olmuştur. Yani hiçbir şeyin yaratıcısız olmayacağı kanıtlanmıştır.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Burada sözü geçen deney Miller deneyidir. Miller bir kabın içinde bir atmosfer oluşturmuş ve bir hafta boyunca yaşamın oluşmasını beklemiş ve hatta deneye bazı hileler karıştırmıştır fakat kabın içinde yaşam oluşmamıştır. çünkü Miller yanlış bir atmosfer oluşturmuştur. Bundan daha önemlisi ise daha önce dediğimiz gibi yaşamın ortaya çıkışı milyonlarca yıllık bir süreçtir. Yaşam bir haftada oluşturulamaz ve milyonlarca yıl sürecek deneyler de yapılamaz. Ayrıca Miçurin deneyi türlerin değişebileceğini ortaya koymuştur. Bunun dışında günümüzde inorganik maddelerden canlı yapma deneyleri yapılmaktadır ve bu deneyler başarıyla yürütülmektedir. Bu canlılar evrim bile geçirebilecek yapıdadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;16- “Yaşamın doğada cansız maddelerden ortaya çıkması biyolojinin hayat hayattan gelir ilkesine aykırıdır.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Az önce dediğimiz gibi cansız maddelerden canlı varlıklar çıkabileceğini gösteren deneyler başarıyla yürütülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.marksist.com/okur_mektubu/yaradiliscilarin_iddialarina_cevaplar.htm"&gt;bağcık&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-4154338031103797599?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/4154338031103797599/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/03/yaradiliscilara-akilli-tasarimcilara.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4154338031103797599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4154338031103797599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/03/yaradiliscilara-akilli-tasarimcilara.html' title='YARADILIŞÇILARA (AKILLI TASARIMCILARA) CEVAPLAR'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/ScLpbHfLIgI/AAAAAAAAB3E/nfJz6RZCPcE/s72-c/time-machine-wp+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3171784662731246034</id><published>2009-03-19T13:58:00.000-07:00</published><updated>2009-03-19T14:05:19.596-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ucanbalik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='militarizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medya'/><title type='text'>'SİVİL' DARBE GÜNLÜKLERİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/ScKzdqYNoHI/AAAAAAAAB28/8SwQB6pYsk0/s1600-h/18trfs1balbay.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 70px; height: 53px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/ScKzdqYNoHI/AAAAAAAAB28/8SwQB6pYsk0/s320/18trfs1balbay.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5315007832424030322" /&gt;&lt;/a&gt;Başkasının günlüğünü okumak hiç bu kadar keyifli olmamıştı. ‘Sivil’ darbe günlüğünü &lt;a href="http://www.taraf.com.tr/haber/29994.htm"&gt;buradan&lt;/a&gt; okuyabilir, daha birkaç yıl önce nasıl bir darbe tehlikesiyle karşılaştığımızı görebilir, ve/dahi kendini ‘cumhuriyetçi, tehlikenin farkındacı’ gösterip, ‘iran olacağız’ diye topluma paranoya yayanların aslında ülkeyi haiti yapmak istediklerini daha iyi anlayabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3171784662731246034?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3171784662731246034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/03/sivil-darbe-gunlukleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3171784662731246034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3171784662731246034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/03/sivil-darbe-gunlukleri.html' title='&apos;SİVİL&apos; DARBE GÜNLÜKLERİ'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/ScKzdqYNoHI/AAAAAAAAB28/8SwQB6pYsk0/s72-c/18trfs1balbay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-1065793779538668900</id><published>2009-03-11T16:02:00.000-07:00</published><updated>2009-03-19T14:18:44.963-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medya'/><title type='text'>VAN MİNIT LAN, NE EVRİMİ, DARWIN'İNİ DE AL GİT!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SbhF187knLI/AAAAAAAAB2s/-lqucfbpXzs/s1600-h/monkey.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 59px; height: 60px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SbhF187knLI/AAAAAAAAB2s/-lqucfbpXzs/s320/monkey.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312072553674874034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;tübitak&lt;/span&gt;, yani türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu’nun, türkiye'nin en üstteki bilim kurumunun senelerdir yayın hayatını sürdüren &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“bilim &amp; teknik”&lt;/span&gt; dergisi hükümetin politikaları doğrultusunda yayın hayatını farklı kulvarlarda sürdürmeye başladı. öyle ki, evrim teorisi'nin sahibi darwin'in kapak olduğu mart sayısında, kapak ve içerideki 15 sayfa üst yönetim tarafından sansüre uğradı. gerzek badem bıyıklıların  işgal ettiği &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;tübitak&lt;/span&gt;'ın bu efsanevi dergisinin yayın yönetmeni &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;dr. çiğdem atakuman&lt;/span&gt; ise görevinden alındı! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi bu habere bakınca, ne görüyorsunuz? "bir kale daha çöktü" edası var öyle değil mi? peki bizlere bu uyarıları yapanlar, tübitak da elden gidiyor diye döşenenler, dövünenler, medyalarında, köşelerinde bilimi ne kadar rehber edindiler bugüne dek? insanın doğa yapısı bir varlık olduğunu, bu anlamda islam'ın fasa fiso olduğunu hangisi savundu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SbhGskmQPTI/AAAAAAAAB20/sx4nRxT4yvw/s1600-h/asagi_ok.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 100px; height: 100px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SbhGskmQPTI/AAAAAAAAB20/sx4nRxT4yvw/s200/asagi_ok.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312073492035812658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_iGBruCgdtDQ/SbZc-xaRxMI/AAAAAAAAD6E/I2mGmmV4BqY/s1600/6d04887c.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 350px; height: 237px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_iGBruCgdtDQ/SbZc-xaRxMI/AAAAAAAAD6E/I2mGmmV4BqY/s1600/6d04887c.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sansuresansur.blogspot.com/2009/03/ne-evrimi-melun.html"&gt;bağcık&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-1065793779538668900?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/1065793779538668900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/03/van-minit-lan-ne-evrimi-darwinini-de-al.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1065793779538668900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1065793779538668900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/03/van-minit-lan-ne-evrimi-darwinini-de-al.html' title='VAN MİNIT LAN, NE EVRİMİ, DARWIN&apos;İNİ DE AL GİT!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SbhF187knLI/AAAAAAAAB2s/-lqucfbpXzs/s72-c/monkey.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-4863480630776266152</id><published>2009-02-28T17:40:00.000-08:00</published><updated>2009-02-28T18:12:37.665-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kürt sorunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='militarizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hira'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><title type='text'>ÇOK DİLLİ BELEDİYECİLİK</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SanuxLDnt-I/AAAAAAAAB1U/t_xsTPoof74/s1600-h/anadil_0_0.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 70px; height: 70px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SanuxLDnt-I/AAAAAAAAB1U/t_xsTPoof74/s200/anadil_0_0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308036164381816802" /&gt;&lt;/a&gt;şimdi ben size yorumsuzca aşağıdaki resmi sunuyorum. avusturya'dan bir resim bu, viyana belediyesi'nden. "çokdilli belediyecilik" uğrunda, onca belediye başkanına kürtçeyi kullanmaktan dolayı "bölücülük"ten dava açılmış &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;dtp&lt;/span&gt; diye bir parti var bu memlekette. bakın ama, &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SanrDSYTQ-I/AAAAAAAAB1M/1xfieIPjCLY/s1600-h/VİYANA.JPG"&gt;resmi büyütün&lt;/a&gt;, viyana'da neler oluyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SanrDSYTQ-I/AAAAAAAAB1M/1xfieIPjCLY/s1600-h/V%C4%B0YANA.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 210px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SanrDSYTQ-I/AAAAAAAAB1M/1xfieIPjCLY/s400/V%C4%B0YANA.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308032077538739170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ahmet türk&lt;/span&gt;, parti grubu toplantısında, pek çok yasada, siyasi partiler yasası, seçim yasası, nüfus kanunu, mahalli idareler kanunu, ticaret kanunu gibi onlarca kanunda hala yasaklı dillerden sözedilmektedir diyor. ekliyor: bu çağda hala bir dilin yasaklı olması utancından türkiye kendini kurtarmalıdır! &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;dtp eşbaşkanı türk&lt;/span&gt;, yerel yönetimler gibi alanlarda kürtçe üzerindeki yasakların kalkması taleplerinin son derece gerçekçi ve insani olduğunu duyuruyor. çok da hakim olamadığı o türkçesiyle bile ne güzel anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=8368030738583579765&amp;hl=en&amp;fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt; &lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-4863480630776266152?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/4863480630776266152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/cok-dilli-belediyecilik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4863480630776266152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4863480630776266152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/cok-dilli-belediyecilik.html' title='ÇOK DİLLİ BELEDİYECİLİK'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SanuxLDnt-I/AAAAAAAAB1U/t_xsTPoof74/s72-c/anadil_0_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3188130179806427541</id><published>2009-02-27T13:17:00.000-08:00</published><updated>2009-02-27T13:19:26.234-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><title type='text'>GENERALLERİN HEPSİ HASTA!</title><content type='html'>veli küçük de hastaneye sevk edildi. içeride hiç general kalmadı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://medya.zaman.com.tr/2009/02/27/cizgiyorum.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 420px;" src="http://medya.zaman.com.tr/2009/02/27/cizgiyorum.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3188130179806427541?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3188130179806427541/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/generallerin-hepsi-hasta.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3188130179806427541'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3188130179806427541'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/generallerin-hepsi-hasta.html' title='GENERALLERİN HEPSİ HASTA!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-4111817090551686726</id><published>2009-02-25T16:33:00.000-08:00</published><updated>2009-02-25T16:44:09.613-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seçimler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><title type='text'>ARTIK BİR ADAYIMIZ VAR!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaXlkdxa5TI/AAAAAAAAB0Y/Jr3Ve4pRvj8/s1600-h/akin.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 80px; height: 60px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaXlkdxa5TI/AAAAAAAAB0Y/Jr3Ve4pRvj8/s320/akin.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306900150555960626" /&gt;&lt;/a&gt;emekçilerin, ezilenlerin, ayrımcılığa uğrayanların, yoksulların, gençlerin, azınlıkların, kadınların, anti-kapitalistlerin istanbul büyükşehir belediye başkan adayı akın birdal mail grubu kuruldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşağıdaki linke tıklayarak üye olabilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://groups.google.com/group/akinbirdal/"&gt;http://groups.google.com/group/akinbirdal/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-4111817090551686726?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/4111817090551686726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/artik-bir-adayimiz-var-oylar-akin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4111817090551686726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4111817090551686726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/artik-bir-adayimiz-var-oylar-akin.html' title='ARTIK BİR ADAYIMIZ VAR!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaXlkdxa5TI/AAAAAAAAB0Y/Jr3Ve4pRvj8/s72-c/akin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-221431297478820422</id><published>2009-02-25T15:33:00.000-08:00</published><updated>2009-02-25T16:07:16.716-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='videolar'/><title type='text'>ALEXANDROS GRİGOROPOULOS'U HATIRLIYOR MUYUZ?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_ABw9r-rp710/SUPRkydJlmI/AAAAAAAAAL0/Emi_sRtQCS4/s72-c/kardesimsin_alexis_A4.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 72px; height: 72px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_ABw9r-rp710/SUPRkydJlmI/AAAAAAAAAL0/Emi_sRtQCS4/s72-c/kardesimsin_alexis_A4.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;üç ay önce yunan polisinin gözünü kırpmadan öldürdüğü 15 yaşındaki alexandros hatırımızda mı şimdi? yunanistan'ı kavuran isyan dalgasının nedenini anımsıyor muyuz? ne çok şey söylendi, nasıl da korktu egemenler o vakit. alexandros kardeşi ve kapitalizmin her yerde vicdansız, her yerde adaletsiz, her yerde katil olduğunu unutmamak gerek... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="326" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-47399a641f3acbc" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v21.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D047399a641f3acbc%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329896304%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4C23E9761E10D44DE2E4EAC2DBAF3F709522D865.6361B8301BF839B8DC6D8A00D0DCF25D64097177%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D47399a641f3acbc%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DY9FOTeKpo1_CbX_XCDwGXEMZaXU&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="400" height="326" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v21.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D047399a641f3acbc%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329896304%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4C23E9761E10D44DE2E4EAC2DBAF3F709522D865.6361B8301BF839B8DC6D8A00D0DCF25D64097177%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D47399a641f3acbc%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DY9FOTeKpo1_CbX_XCDwGXEMZaXU&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-221431297478820422?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=47399a641f3acbc&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/221431297478820422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/alexandros-grigoropoulosu-hatirliyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/221431297478820422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/221431297478820422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/alexandros-grigoropoulosu-hatirliyor.html' title='ALEXANDROS GRİGOROPOULOS&apos;U HATIRLIYOR MUYUZ?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ABw9r-rp710/SUPRkydJlmI/AAAAAAAAAL0/Emi_sRtQCS4/s72-c/kardesimsin_alexis_A4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3613957278460087007</id><published>2009-02-25T12:41:00.000-08:00</published><updated>2009-02-25T16:30:10.811-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='videolar'/><title type='text'>PAŞALARA VAR DA BİZE YOK MU?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaXf-ObQSUI/AAAAAAAAB0A/BaIaJt48530/s1600-h/cezaevi.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 72px; height: 54px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaXf-ObQSUI/AAAAAAAAB0A/BaIaJt48530/s320/cezaevi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306893996043290946" /&gt;&lt;/a&gt;etö'den tutuklu paşaların gata'ya sevkleri ve ardından tahliye ediliverilmeleri, kütahya simav cezaevindeki üç mahkumun klibine ilham kaynağı olmuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=1973337667961661299&amp;hl=tr&amp;fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt; &lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3613957278460087007?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3613957278460087007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/pasalara-var-da-bize-yok-mu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3613957278460087007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3613957278460087007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/pasalara-var-da-bize-yok-mu.html' title='PAŞALARA VAR DA BİZE YOK MU?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaXf-ObQSUI/AAAAAAAAB0A/BaIaJt48530/s72-c/cezaevi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-1975224818031993450</id><published>2009-02-24T14:42:00.000-08:00</published><updated>2009-02-25T16:16:42.099-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='militarizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='e'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='savas'/><title type='text'>STRAZBURG ANTİ-NATO KONFERANSI EYLEM ÇAĞRISI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.milliyet.com.tr/nato.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 49px; height: 50px;" src="http://www.milliyet.com.tr/nato.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; Anti-NATO Gösterileri Uluslararası Aktivist Konferansı Raporu/Çağrı Metni       &lt;br /&gt;14-15 Şubat -Strazburg&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaR96PC7O4I/AAAAAAAABzw/gNrRTtfwgS4/s1600-h/IMG_1823.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaR96PC7O4I/AAAAAAAABzw/gNrRTtfwgS4/s320/IMG_1823.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306504700373973890" /&gt;&lt;/a&gt;1-5 Nisan'da NATO'nun 60. yılı dolayısıyla yapılacak olan anti-NATO zirvesine hazırlanmak amacıyla Marc Bloch Üniversitesi'nde bir aktivist konferansı gerçekleştirildi. Konferansa "Savaşa Hayır-NATO'ya Hayır" koordinasyonunun davetlisi olarak 19 ülkeden 500 kişi katıldı. Barış ve alternatif küreselleşme hareketlerinden, çeşitli sol partilerden, sendika ve öğrenci inisiyatiflerinden gelen katılımcılar "60 yıl yeter" sloganı etrafında bir araya geldi.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NATO'nun savaş politikalarına, halihazırda Afganistan ve Orta Doğu'da süren savaşlara, müdahaleciliğe karşı duruyor ve "NATO'ya Hayır" taleplerini yükseltiyorlar. NATO'yla bağlantılı bir Avrupa Birliği'ne karşı çıkıyor ve askeri harcamalarda radikal kesintilere gidilmesini istiyorlar. "Krizinizin de savaşlarınızın da faturasını ödemeyeceğiz" diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katılımcılar, 3-4 Nisan tarihinde Strazburg ve Baden-Baden'de NATO'nun 60. yılı dolayısıyla hükümetler düzeyinde yapılacak kutlamalara paralel olarak kapsamlı bir eylem programı hazırladılar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;* 1-5 Nisan 2009 tarihleri arasında Strazburg'da uluslararası direniş&lt;br /&gt;köyü ve Kehl ile Baden-Baden'de bilgi merkezleri oluşturulması&lt;br /&gt;* 3 Nisan'da Baden-Baden'de Dış İşleri Bakanlarının buluşmasında ve&lt;br /&gt;Devlet başkanlarının gala yemeği esnasında gösteriler ve sivil&lt;br /&gt;itaatsizlik eylemleri&lt;br /&gt;* 3 ve 5 Nisan'da Strazburgda çalışma gruplarıyla bir Uluslararası&lt;br /&gt;Kongre yapılması ve bir bildirge yayınlamak üzere toplanacak bir&lt;br /&gt;"Barış Asamblesi"&lt;br /&gt;* Eylemler 4 Nisan'da Strazburg şehir merkezinde yapılacak olan&lt;br /&gt;"Savaşa Hayır! NATO'ya Hayır" uluslararası mitingiyle doruğa ulaşacak.&lt;br /&gt;* 4 Nisan 2009 için çeşitli organizasyonlar tarafından Strazburg'da&lt;br /&gt;sivil itaatsizlik eylemleri planlanıyor.&lt;br /&gt;* Strazburg yetkililerinin şehir merkezinde gösterilere izin&lt;br /&gt;verilmeyeceğini açıklamasına karşılık katılımcılar toplanma, gösteri&lt;br /&gt;yapma ve ifade özgürlüğünün temel demokratik haklar olduğunu&lt;br /&gt;vurguladılar. Protestolarını ve özgürlük isteklerini şehir merkezinde&lt;br /&gt;ifade edeceklerinin altını çizdiler. Strazburg'un özgür ve herkese&lt;br /&gt;açık bir "Barış ve Demokrasi Şehri" olması için bir uluslararası&lt;br /&gt;protesto kampanyası başlatmayı kararlaştırdılar.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetkililerle müzakere delegasyonuna destek amacıya Uluslararası Koordinasyon Komitesi bir uluslararası destek grubu ve bir de yedek grup oluşturdu. Parlamento dışı uluslararası hareketlerin gücü ve destek veren ulusal ve Avrupa Birliği parlamenterlerinin yardımıyla temel demokratik haklar korunacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konferansın katılımcıları bir protesto çağrısı için aşağıdaki metinde anlaştılar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"4 Nisan'da Strazburg'da NATO karşıtı gösteri hakkına destek için çağrı.&lt;br /&gt;NATO 60. yılını Strazburg'da yeni ABD başkanı dahil tüm devlet başkanlarıyla kutlamayı planlıyor. İmzacılar savaşlar, askeri müdahaleler, askeri üslerin kullanımı ve füze yerleştirmeler, genişleme ve sürekli silahlanma anlamına gelen NATO politikalarını kesinlikle reddetmektedir. "NATO'ya Hayır, Savaşa Hayır" çağrımız&lt;br /&gt;üzerine çalışmaktayız.&lt;br /&gt;NATO'nun Afganistan'a müdahalesini; Savaş ve aşırı silahlanma mantığını, özellikle de NATO tarafından uygulanan nükleer silahlandırmayı; Fransa'nın yeniden NATO'nun askeri kanadına alınmasını REDDEDİYORUZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu türden politikalara karşı olduğumuzu göstermek ve Strazburg halkıyla sosyal hareketlere hiçbir engelle karşılaşmadan Nato'ya karşı çıkabilme fırsatını vermek istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar, NATO hazırlık komitesinin 4 Nisan'da Strazburg şehir merkezinde gösteri yapma hakkını geri çeviren bölge yetkililerinden talep ettiklerimizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NATO zirvesi Strazburg'u bir kale haline getirecek. Bu, şehir sakinleri ve dünyanın dört bir yanından gelen binlerce barışçıl gösterici açısından kabul edilemez bir durumdur. Şehrin kırmızı bölge ilan edilmesi, vatandaşların fişlenmesi, her yeri kuşatan yeni gözlem kameralarının getirilmesi gibi olağanüstü güvenlik önemleri alınacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet başkanlarının Strazburg şehir merkezinde - kapatılmış bir şehirde - bir araya gelmesi, şehirde yaşayanların normal bir günlük yaşam sürmesini engeller, hareket özgürlüklerini yok eder, bizlerin NATO'nun gerçek yüzünü ortaya çıkarmamızı da imkansız hale getirir. Bu, bizim için ve şehrin sakinleri için kabul edilemez bir durumdur. Strazburglular NATO zirvesi ve NATO'nun şaşalı tanıtımı için parayı&lt;br /&gt;ödeyecek ancak muhalif sesleri dışlanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NATO zirvesine karşı küresel gösteriler büyük bir başarıyla başladı. 4 Nisan'da dünya vatandaşları Strazburg'a gelerek barışçıl bir biçimde barış umutlarını seslendirecek ve "NATO'ya Hayır" diyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler, finansal kaynakların savaşlara değil, gezegende yaşayan insanların sosyal, demokratik, ekonomik ve çevresel sorunlarının çözümüne aktarılması için gösteri yapmak istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimize şu soruyu sormalıyız: Strazburg nasıl bir şehir olacak? NATO'nun hizmetine verilmiş bir kale mi, yoksa demokratik değerleri ve barışı kutlayan bir şehir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehir merkezinde gösteri yapma hakkı istiyoruz. Fransa hükümetinden ve yerel yetkililerden talebimiz, demokratik bir hak olan özgür, bağımsız ve barışçıl gösteri hakkının garanti altına alınmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konferans 6 ay önce Stuttgart'ta başlayan NATO'ya ve 60. yıl zirvesine karşı yapılacak gösterilerin inşa edilmesi sürecinde önemli bir adım oldu. Dünyanın her bir köşesinden farklı güçler daha adil ve barışçıl bir gezegen isteklerini dile getirmek için bir araya geliyor. Gelin hep beraber 1-5 Nisan tarihleri arasında Strazburg'u barışın başkenti yapalım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviren: Muhip Tezcan&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-1975224818031993450?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/1975224818031993450/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/strazburg-anti-nato-konferansi-eylem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1975224818031993450'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1975224818031993450'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/strazburg-anti-nato-konferansi-eylem.html' title='STRAZBURG ANTİ-NATO KONFERANSI EYLEM ÇAĞRISI'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaR96PC7O4I/AAAAAAAABzw/gNrRTtfwgS4/s72-c/IMG_1823.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-5298783847703620840</id><published>2009-02-23T15:06:00.001-08:00</published><updated>2009-02-23T15:28:21.850-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='militarizm'/><title type='text'>MEHMEDİN KİTABI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://image.data.bupress.org/BookCover/Size4/kk319.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 190px;" src="http://image.data.bupress.org/BookCover/Size4/kk319.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"dünyadaki hiçbir savaş haberlerdeki, tv görüntülerindeki gibi olmamıştır. mermiler parçalar, yaralar, sakatlar ve öldürür. orada olmak, asker olarak çatışmanın tam ortasında olmak başkalarına nasıl aktarılabilir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adları ne olursa olsun askeri "mehmet" diye biliriz. oysa askerler de hepimiz gibi birilerinin çocukları, kardeşi, eşi, sevgilisi ya da babası olan adı sanı belli insanlardır. mehmedin kitabı'nı böyle 42 genç insan yazdı. onlar askerliklerini 1984-98 arasında güneydoğu'da, olağanüstü hal bölgesi'nde yaptılar. başlarından geçenlerin muhasebesini sizlerle paylaşma cesaretini göstererek bu kitabı yarattılar.” &lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;gazeteci nadire mater'in çok ses getiren ve zaten bu yüzden toplatılan kitabının tam metni &lt;a href="http://rapidshare.de/files/45555938/mehmedin_kitabi-nadire_mater.rar.html"&gt;burada&lt;/a&gt;ymış. &lt;a href="http://anticopyright-tr.blogspot.com/2009/02/mehmedin-kitab-nadire-mater.html"&gt;anticopyright-tr&lt;/a&gt;'den öğrendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.de/files/45555938/mehmedin_kitabi-nadire_mater.rar.html"&gt;indirin!&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-5298783847703620840?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/5298783847703620840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/mehmedin-kitabi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5298783847703620840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5298783847703620840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/mehmedin-kitabi.html' title='MEHMEDİN KİTABI'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3233672188142160821</id><published>2009-02-22T13:27:00.000-08:00</published><updated>2009-02-25T16:22:10.280-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='videolar'/><title type='text'>CÜNEYT ARKIN SOSYALİST!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaXgoMLL1KI/AAAAAAAAB0I/BxKQNqCiZyc/s1600-h/CUNEYT.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 60px; height: 78px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaXgoMLL1KI/AAAAAAAAB0I/BxKQNqCiZyc/s320/CUNEYT.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306894716993524898" /&gt;&lt;/a&gt;sınıf mücadelesinin sanatı nasıl etkilediğini göreceksiniz. yıl 1977. cüneyt arkın gecekondulardan gelme bir kahraman. "yıkılmayan adam". biraz da kişisel tarihinden getirdiği acıyla, kendini yoksulların mücadelesine adamış bir adam. drama bu ya, sevgilisi de sınıf düşmanının kızı. kıza vietnamlı, filistinli gerillaların direnişlerini haykırıyor. aynı cüneyt arkın, '80 darbesinden sonra çekilen başka bir filmde, "esaretten kaçış" kıvamında, sosyalist bir rejimden kaçmaya çalışan bir türk'ü de canlandıracaktı. işçi hareketinin trendi, sanat trendlerini de belirliyor işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-37554220111754117&amp;hl=tr&amp;fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt; &lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3233672188142160821?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3233672188142160821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/cuneyt-arkin-sosyalist.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3233672188142160821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3233672188142160821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/cuneyt-arkin-sosyalist.html' title='CÜNEYT ARKIN SOSYALİST!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaXgoMLL1KI/AAAAAAAAB0I/BxKQNqCiZyc/s72-c/CUNEYT.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-5523199920165204876</id><published>2009-02-22T12:42:00.000-08:00</published><updated>2009-02-22T13:03:10.086-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zatturi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemalizm'/><title type='text'>SOL HAT? HEYHAT!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bizimgaste.blogspirit.com/media/02/00/4223d0603a106d943f8171710a98a121.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 360px; height: 270px;" src="http://bizimgaste.blogspirit.com/media/02/00/4223d0603a106d943f8171710a98a121.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2009 yılına girdiğimiz bu günlerde dünya ekonomisi finansal krizi derin bir şekilde yaşamaktadır. Birçok uluslararası finans kurumları devletlerin müdahalesi sonucu ayakta kalmaları sağlanmakta olup krizin bedeli eskiden olduğu gibi çalışan emekçi kesimin omuzlarına yıkılmaktadır. İki emperyalist bloklu dünya siyasi sistemi yıkılıp Amerikanın önderliğinde kurulmaya çalışılan tek kutuplu dünya 90 yılların başından beri krizin içinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika'nın Ortadoğu’ya müdahalesi, İsrail’in Filistin topraklarına karşı geleneksel işgal siyaseti ve diğer emperyalist ülkelerin tamamlayıcı uzantıları olan ülkelerin hem Ortadoğu hem de Kafkasya bölgelerindeki fütursuz destek siyaseti ile birlikte dünyamız her geçen gün bölgesel savaşların içine itilmektedir. Bunun sonucunda savaştan ve yıkımdan kaçmanın çaresi olarak yaşanan göçler ve kullanılan bombaların yarattığı çevre kirliliği de buna eklenince önümüze konan dünyanın geleceğinin hiç de iç açıcı olmadığı görülür. Bu sürece müdahalenin aktörlerine düşen en önemli görev yaşadıkları ülkedeki siyasi ortama müdahale etmektir. Pek tabi bunun birçok yöntemi vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ben yöntemden ziyade siyasetin nasıl yapılması gerektiğine ilişkin birkaç saptama da bulunmak isterim.&lt;/span&gt; &lt;span class="fullpost"&gt;Öncelikle Türkiye’de siyasi iktidarın uluslararası devletler sistemi içinde yer alıp onun ihtiyaçlarına göre hem ulusal hem de bölgesel siyaset güttüğünü başta belirtmek isterim. Toplumsal muhalefetin önderliğine bakıldığında görünecek şey de yıllardır Kemalist ideoloji ile kendini var etmiş sınıfların belirleyicilikleri söz konusudur. Varolan siyasi iktidar 'sözde' demokratik açılımlardan söz ederek uluslararası sermayenin ve  iç dinamiklerin dayatmaları  karşısında pek gönüllü olmasa da belirli açılımlar yapmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa birliği süreci, Kemalizm’in geleneksel siyasetine karşı duruşu, anayasa değişikliği, başörtüsü yasağına karşı tavrı ve Kürt sorununa yaklaşımında buna tanık oluyoruz. Bu siyasi ortamda muhalif gibi görünen siyasi yapılara baktığımızda militarist, devletçi ve milliyetçi olduklarını anlamak pek zor olmasa gerek. Sol bu toplumsal muhalefetin içinde güçsüz ve cılız durmakta olup varolan sürece müdahalesi belli bir süre daha söz konusu değil. Ancak sol gerçek demokrasi güçleri ile birlikte hareket ederse  bu sürecin değişmesine katkıda bulunabilir. Kendini sol diye sunan CHP ile birlikte hareket ederse bu sürecin dışında kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Peki, sol nasıl büyüyecek ve toplumsal mücadelenin belirleyici unsuru haline gelecektir?&lt;/span&gt;Bu sorunun yanıtını günlük siyaset içinde vermek bu dönem için acil bir durumdur. Solun önünde çok seçenekli bir denklem yoktur. Her şey ayan beyan ortadadır. Türkiye’de resmi ideolojiyi sorgulayan ve 'sahte' diye yargılayıp burun kıvırsak da iki unsur, yaklaşık otuz yıl boyunca toplumsal süreçte belirleyici oldu. Birincisi kendini solda belirleyen Kürt hareketidir diğeri de dindar kesimdir. Dindar kesimin siyasal uzantısı AKP karşısında Türk solu ya Kemalizm ile bütünleşmiş ya da militarist milliyetçilikle barışmıştır. İlan edilmiş kutsal  “Kızılelma ittifakı” Ergenekon süreciyle sarsılsa da siyaseten halen devam etmektedir. Eğer sol bu süreci görmemeye devam ederse faşist bir iktidar bizi beklemekte olduğu da bilinmelidir. Bu ortamdan çıkış görüldüğü kadarıyla zor değildir hatta çok basittir. Yeter ki evrensel demokratik değerlere sahip olalım, yeter ki ezilenlerden yana olalım ki toplumsal muhalefetin ses getiren unsuru haline gelelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dindar iktidarı toplumun yüzde ellisi destekliyorsa solun işi  hem zor hem de kolay gibi görünür. Yukarda söz etmeye çalıştığım gibi bu dindar iktidar ne Kemalist ne faşist ne de militarist. Hal böyle olunca solun işi de zorlaşıyor. Öncelikle sol Türkiye’de siyaset yapacaksa Kürt hareketiyle koşulsuz bir dayanışma içinde olmalıdır. İkincisi de dindar iktidardan daha 'solcu' olmalıdır. İktidarı gerici, milliyetçi, militarist veya ulusalcı söylemlerle eşleştirmemesi gerekir. Türkiye kamuoyununa iktidarın sunduğu her açılımın nedeni olarak Türkiye’deki iç dinamiklerin etkisi  dillendirilmeli ve daha ileriye götürecek açılımlar sunulmalıdır. Demokrasi ama tam demokrasi istenmelidir. Özgürlüklerin sınırlandırılması değil sınırsız özgürlük yüksek sesle dile getirilmelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürtçe bir kanalın Kürt halkının mücadelesi ve direnci sonucu kazanıldığını vurgulanmalıdır. Kürt halkına daha çok demokrasi ve söz hakkı istenmelidir. Bugünlerde yaşanan ekonomik krizin sonucunda işten çıkarmalar ülkenin her köşesinde olağan duruma gelmiştir. Türk solu bu konuda da harekete geçmesi gerekirken süt dökmüş kedi misali bir köşede sus pus oturmaktadır. Meydanda solun esamisi okunmamaktadır. Umarız Türk solu kendi kabuklarını kırar ve olup bitenin farkına varır. Eğer sol siyaset varolan durumu doğru değerlendirirse bir şeyler yapabilir ve siyasi ortamda güç haline gelebilir. Aksi takdirde milliyetçi cephenin, darbecilerin ve Ergenekoncuların  suç ortağı olurlar. Önümüzdeki yerel seçimlerde milliyetçi kesimle yapılacak seçim ittifakı siyasi intihardan farksız olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayalım solun yüzüne baktığı yerler dindarlara dönüktür ve bu kesimin sola hatta sol ideolojiye kazanılması da çok zor değildir. Bu kesimleri kesinlikle 'şeriatçı' veya 'alevi' gibi yanlış kanılarla mahkum etmemek gerekir. Solun soluk borusu olacak bu kesimler en azından Kemalizm ve militarist demokrasi anlayışıyla hesaplaşmıştır. Bence Kemalist ve milliyetçi emekçiden daha kolay sol saflara kazanılabilinir. Bunu anlayan sol kısa sürede olmazsa da ileride güçlü bir konuma gelecektir. &lt;br /&gt;Bu günden yapacak çok şey var ama yarın yapacak hiçbir şey bulamayabiliriz.&lt;br /&gt;Sol hat! Heyhat!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-5523199920165204876?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/5523199920165204876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/sol-hat-heyhat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5523199920165204876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5523199920165204876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/sol-hat-heyhat.html' title='SOL HAT? HEYHAT!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-6303746654176207852</id><published>2009-02-21T13:05:00.000-08:00</published><updated>2009-02-21T13:21:52.496-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='işçi hareketi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><title type='text'>SABAH-ATV GREVİ DEVAM EDİYOR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.habercem.com/newpics/news/241220081436240107549_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 350px; height: 184px;" src="http://www.habercem.com/newpics/news/241220081436240107549_2.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde sosyal yardım, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi parasal haklar ile gazetecilerin mesleki haklarını koruyan maddelerde işverenin uzlaşmaz tutumu sonucu atv ile sabah gazete ve dergi gruplarında 13 şubat’ta başlayan grev sürüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;grev 1980 darbesinden bu yana medya sektöründe gerçekleşen ilk grev olma özelliğini taşıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tgs.org.tr/index.php?option=com_content&amp;task=blogsection&amp;id=9&amp;Itemid=48"&gt;türkiye gazeteciler sendikası&lt;/a&gt; gelişmeleri izliyor gerçi ama, grevin bir başka özelliği işçilerin kendi direniş günlüklerini bir &lt;a href="http://sabah-atv-grevi.blogspot.com/"&gt;blog&lt;/a&gt; halinde yayımlıyor olmaları.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-6303746654176207852?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/6303746654176207852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/sabah-atv-grevi-suruyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6303746654176207852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6303746654176207852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/sabah-atv-grevi-suruyor.html' title='SABAH-ATV GREVİ DEVAM EDİYOR'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-8247321091021838757</id><published>2009-02-19T12:30:00.000-08:00</published><updated>2009-02-28T18:27:15.209-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hira'/><title type='text'>TANRI BABAMI GATA'YA DÜŞÜRMESİN!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SanyOFZ3ikI/AAAAAAAAB1c/fIUtwgZ2lp4/s1600-h/caricature-doctor-house.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 271px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SanyOFZ3ikI/AAAAAAAAB1c/fIUtwgZ2lp4/s320/caricature-doctor-house.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308039959615605314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ele avuca sığmaz, boyun eğmez, doğru bildiğini okuyan ama hatalarından da ders çıkartmasını bilen asi &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;doktor house&lt;/span&gt;, izlenme rekorları kıran dizinin melankolik uzmanı. açıkça insandan, hastadan yana bir tavrı var. nasıl yani, bir doktorun zaten beklenen bir özelliği değil midir bu demeyin. etrafınıza bir bakının.&lt;span class="fullpost"&gt;ne kadar çok özel klinik, mr merkezi, özel hastane kaynadığını hemen farkedeceksiniz. bu hastanelerin personelleri bağımsız mıdır? sorulması gereken soru budur. hastane yönetimleri, hastaneleri birer işletme gibi algılamaktadır, kaldı ki öyledir, o halde bu işletmelerin birer işçisi konumundaki doktorlar da genel işletme mantığına bağlı kalmak zorunda olacaklar ve patronlarının sınırını çizdiği bir etik’le davranacaklardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;dr. house&lt;/span&gt;’ın bir konuşmasını hatırlıyorum: “işletmesinin” patronu, birkaç arkadaşının işine devam edebilmesi karşılığında, bir tıp kongresinde house’tan, işletmenin geliştirdiği yeni bir ilaç lehinde bir konuşma yapmasını teklif eder. dr house, hiç içine sinmese de konuşmayı yapmayı kabul eder ve enfes sahnede aksak bacağını yasladığı bastonuyla kürsüye ilerler. salon nefesini kesmiş, onu izlerken, eline tutuşturulmuş metnin ilk cümlesini okuyup kürsüden iner. patronunun müdehalesiyle tekrar kürsüye dönmek zorundadır, metni bir kenara koyar ve konuşmaya başlar. “evet bu ilaç çok iyi. çünkü eskisi de çok iyiydi. eskisinin patent süresi dolduğu için, sevgili patronum, basit bir iki değişiklikle bu yeniilacı piyasaya sürdü ve bunu bir devrim gibi takdim ederek patent süresini uzatıp milyonlarca dolar kazanmaya yeniden aday oldu.” işte böyle bir namuslu meslek erbabının, bir hekimin dizisini severek izliyorum ben. bir de şu haberleri okuyorum öylesine bir gözattığımda türk medyasında:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;emekli orgeneral &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;şener eruygur&lt;/span&gt;, cezaevinde geçirdiği kaza sonrası gata'ya sevk ediliyor.eruygur, sağlık durumu el vermediği için tahliye edildi. ancak eşi &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;mukaddes eruygur&lt;/span&gt;'un gata bölüm şefi albay ile yaptığı ve internete düşen ses kaydında, şener paşa'nın sağlık durumunun iyi olduğu, yeniden tutuklanmaması için gata'da tutulduğu ifade söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;emekli orgeneral hurşit tolon&lt;/span&gt; da, gata'da iken "delil yetersizliği"nden tahliye oluyor. yapılan itirazı değerlendiren 12'nci ağır ceza mahkemesi, "delil yetersizliği"nden değil "hastalık" nedeniyle tahliyesinin devamına karar veriyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;sonrasında jitem eski komutanı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;emekli tuğgeneral levent ersöz&lt;/span&gt; de, geçtiğimiz günlerde gata'ya sevk ediliyor. ersöz'ün, götürüldüğü devlet hastanelerinde araçtan inmeyi reddettiği ve gata'ya sevkinde ısrar ettiği kaydediliyor.  &lt;br /&gt;ambulansta incelemelerini yapan doktorlar ise hastanede tedavisini gerektiren bir durum olmadığını ifade ediyor. buna rağmen levent "paşa", gata'ya götürülüyor ve yatırılıyor.&lt;br /&gt;avukatı birkaç gün önce, levent ersöz’ün gata'da düşerek &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;başını lavaboya çarptığını&lt;/span&gt; ve ifade vermek için savcılara götürülmesine sağlığının el vermediğini açıklıyor. uzun lafın kısası gata’ya giden yırtmaya yaklaşıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;babam, emekli bir asker, hayatı boyunca onuruyla yaşamaya uğraşmış bir hangar emekçisi,diyarbakır askeri cezaevinde yatırılmış bir adam, şimdi akciğerlerinde belki, o hangarlardan, o uçak toz dumanından, o mahpusluktan kalan izlerin bilmemneskopisi ile varılabilecek bir tanı sonucu, göğüs kafesini oluşturan kemiklerinin kırılıp daha içerilere inilmesi suretiyle yapılacak bir ameliyatla, kanser olası tanısıyla hayata bağlanmaya çalışıyor şimdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;babamı, o namuslu masum insanı, kimse gata’ya düşürmesin diyorum ben. allah düşmanını gata'ya düşürmesin diyorum. emekli babamın rütbesi belki zaten elvermez de, şu gata’ya sağlam giren, dr. house’ın gözünden uzak, komada, gözlerden ırak tutuluyor her nedense, daha da kötülemesini istemem babamın giderek...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-8247321091021838757?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/8247321091021838757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/tanri-babami-gataya-dusurmesin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/8247321091021838757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/8247321091021838757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/tanri-babami-gataya-dusurmesin.html' title='TANRI BABAMI GATA&apos;YA DÜŞÜRMESİN!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SanyOFZ3ikI/AAAAAAAAB1c/fIUtwgZ2lp4/s72-c/caricature-doctor-house.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3745914614815766659</id><published>2009-02-18T13:14:00.000-08:00</published><updated>2009-02-25T16:28:20.230-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='militarizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='videolar'/><title type='text'>TBMM YETMEZ! "DANİŞ" LAZIM, "DOSTLAR MECLİSİ" LAZIM...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaXiBpnBcUI/AAAAAAAAB0Q/DEoHj2H_7sc/s1600-h/GEN.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 75px; height: 50px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaXiBpnBcUI/AAAAAAAAB0Q/DEoHj2H_7sc/s320/GEN.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306896253903270210" /&gt;&lt;/a&gt;yeni videoda eski genelkurmay başkanı ismail hakkı karadayı’nın ses kaydı olduğu iddia edilen konuşmalar yer alıyor. karadayı kayıtta encümen-i daniş benzeri bir başka oluşumdan, "dostlar meclisi" adında bir gruptan sözediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="337"&gt;&lt;param name="movie" value="http://video.bugun.com.tr/bugunPlayer.swf?file=karadayiucuncuseskaydi.flv"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://video.bugun.com.tr/bugunPlayer.swf?file=karadayiucuncuseskaydi.flv" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="400" height="337" allowScriptAccess="always" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3745914614815766659?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3745914614815766659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/meclis-yetmez-danis-lazm-dostlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3745914614815766659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3745914614815766659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/meclis-yetmez-danis-lazm-dostlar.html' title='TBMM YETMEZ! &quot;DANİŞ&quot; LAZIM, &quot;DOSTLAR MECLİSİ&quot; LAZIM...'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SaXiBpnBcUI/AAAAAAAAB0Q/DEoHj2H_7sc/s72-c/GEN.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3597345476588905705</id><published>2009-02-18T12:37:00.000-08:00</published><updated>2009-02-18T13:02:05.269-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cengiz algan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='azinliklar'/><title type='text'>İSTİNPOLİLİLER NEREYE KAYBOLDU?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SZx1xi4kNEI/AAAAAAAABzA/pHMbVGAkE9Q/s1600-h/guz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 175px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SZx1xi4kNEI/AAAAAAAABzA/pHMbVGAkE9Q/s400/guz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304243955173700674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yarım asır önce çıkan Ekspres gazetesi şöyle bir başlık attı: "Atatürk'ün evine bomba atıldı." Bu provokatif haber bugün İstanbul dediğimiz şehrin yerlilerinin, İstinpolililerin (tam çevirisi "şehrin içinde"dir) yerini yurdunu terk ederek Yunanistan'a kaçmalarının ilk adımını sağladı. &lt;br /&gt;Gazetenin haberinin ertesi günü önceden hazırlanmış örgütlü güruh Beyoğlu'nda zaten bir gece önceden işaretlenmiş olan azınlıklara ait ev ve işyerlerine azgınca saldırdı. Dükkânlar, evler, fabrikalar hatta kiliseler yakıldı, yıkıldı. İstanbul'daki 72 kilisenin 70'i tahrip edildi. Milyonlarca dolarlık hasar meydana geldi. 16 Rum, bir Ermeni yurttaşımız hayatını kaybetti. Korkunç olayların ardından binlerce Rum akın halinde Yunanistan'a göç etmek zorunda kaldı. İstanbul gerçek sahiplerini kaybetti.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Her devrin katil teşkilatı: Özel Harp Dairesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yunan makamları "Atatürk'ün evinin bombalanması" olayının, Türk devletinin tertiplediği bir provokasyon olduğunu daha o günlerde ortaya çıkarmıştı. Olayla ilgili olarak Selanik Hukuk Fakültesi'nde burslu öğrenci olarak okuyan ve bir Türk ajanı olan Oktay Engin ve Selanik Başkonsolosluğu Kavası Hasan Uçar yakalanmıştı. "Kahramanlığını" savunan bombacı Oktay Engin daha sonra polislik görevine devam edip, Nevşehir Valiliğine, Emniyet Genel Müdürlüğü Planlama Daire Başkanlığı'na kadar yükseldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-7 eylül katliamlarının kapsamlı bir devlet politikasının ürünü olduğu, 30 yıl sonra bir Türk generalinin itirafı ile de açığa çıktı ve Özel Harp Dairesi (ÖHD) adına sahiplenildi. General, Kıbrıs'ın işgaline varan hazırlıkların da ÖHD'nin işi olduğunu anlatıyordu. Gazeteci Fatih Güllapoğlu'nun Tempo Dergisi'nde yaptığı görüşmede şöyle diyordu Emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu; &lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Bak ben sana bir örnek daha vereyim. 1974'deki Kıbrıs Harekâtı. Eğer ÖHD olmasaydı, o harekât, yani iki harekât da o kadar başarılı olabilir miydi? &lt;br /&gt;“Harekât başlamadan önce ÖHD devredeydi. Adaya, bankacı, gazeteci, memur görüntüsü altında ÖHD elemanları gönderildi ve bu arkadaşlarımız, adadaki sivil direnişi örgütlediler, halkı bilinçlendirdiler. Silahları 10 tonluk küçük teknelerle adaya soktular. &lt;br /&gt;“Sonra 6-7 Eylül olaylarını ele al. &lt;br /&gt;“-Pardon Paşam anlamadım. 6-7 Eylül olayları mı? &lt;br /&gt;“-Tabii. 6-7 Eylül de bir Özel Harp işiydi ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amaca da ulaştı... Sorarım size, bu muhteşem bir örgütlenme değil miydi?"&lt;br /&gt;("Türk Gladio'su İçin Bazı İpuçları", aktaran Recep Maraşlı, Tempo, 9-15 Haziran 1991, s.24-27)&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kıbrıs'ın işgaliyle bağlantı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;ÖHD'nin Kıbrıs'taki örgütlenmelerinin başlangıç tarihi de 1955'e dayanıyor. Kıbrıs Türkleri içinde "Volkan", "9 Eylül" gibi kontrgerilla örgütleri de bu tarihlerde örgütlendi, 1958 yılında ise, bizzat Türk generallerinin örgütlediği "Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı" adıyla merkezileştirildi. 1974 işgaline kadar geçen süre içindeki ÖHD'nin çalışmaları bu kanaldan yürüdü.&lt;br /&gt;1923'te imzalanan Lozan antlaşması uyarınca Kıbrıs üzerinde hiçbir hakkının olmadığını teyit eden Türkiye, sömürgeci İngiltere'nin tetikçiliğini kabullenerek, Kıbrıs üzerinde yeniden "hak sahibi" olmayı başardı. İngiltere, Kıbrıs'ta görülmesi gereken bütün kirli işlerini (katliam, işkence, sürgün, talan) tetikçisine bıraktı. Türkiye devletinin yardımıyla, bağımsızlığı için savaşan Kıbrıs halklarının bölünmesini başardı. Yüz yıllardır birarada yaşayan, birbirlerinin dillerini de konuşabilen iki halkın arasında bir "Türk-Rum" ayrımı yaratarak, Kıbrıs halklarının kendi kaderini tayin hakkına engel oldu. Böylelikle adadaki sömürgeci varlığını bugünkü AB koşulları atında bile sürdürmeyi başarıyor. &lt;br /&gt;Etnik temizlik tamamlanıyor&lt;br /&gt;Tamamen bilinçli, öngörülü ve planlı olarak tezgâhlanan 6-7 Eylül olayları büyük şehirlerdeki etnik unsurların da son bir hamleyle yok edilmeleri girişimiydi. Devlet, bu politikasını hem o günlerde sürdürülmekte olan Kıbrıs görüşmelerinde bir şantaj, hem de İstanbul ve İzmir'in kadim halklarından kurtulmak için bir fırsat olarak kullandı. &lt;br /&gt;Bugün geri dönüp baktığımızda 6-7 Eylül olaylarının Lozan'da eksik kalan bir süreci tamamlamak üzere tezgahlandığını açıkça görürüz. İstanbul Rumları mübadele kapsamına sokulamamış ve geride kalmıştır. 1955'teki olaylar ulus devleti yabancı unsurlarından ayıklama sürecinin bir parçasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Katliamlar sürüyor&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;6-7 Eylül'ün üzerinden 50 küsur yıl geçmesine rağmen olayları örgütleyen zihniyet hâlâ sürüyor. Örneğin, Tarih Vakfı, İnsan Yerleşimleri Derneği ve Helsinki Yurttaşlar Derneği'nin düzenlediği, 6 - 7 Eylül fotoğrafları sergisi, açılış gününde eli sopalı faşistlerin baskınına uğradı. Frankfurt'ta Soykırım Karşıtları Derneği'nin düzenlediği benzer bir serginin organizatörlerine, sürmanşetten, "Ateşle oynadıkları" tehdidi savrularak, gözdağı verilmek istendi (27 Şubat 2002 tarihli Hürriyet Gazetesi Avrupa eki). &lt;br /&gt;Bunlar devletin tertiplediği pogromcu çetelere yeterli gelmedi elbette. Maraş, Çorum ve Sivas'ta da aynı yöntemi kullanıp kapılara önceden işaret koyan katliamcılar yüzlerce insanı öldürdü. Günümüze geldiğimizde en yakın örnekler akıllarda: Hrant Dink ensesine kurşun sıkılarak öldürüldü. Malatya'da hıristiyanlara ait yayınevi basılıp üç kişi öldürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;301'in marifeti&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Bütün bu cinayet ve katliamlar zinciri Osmanlı'nın son döneminde alınan Türkleştirme politikalarının sonuçlarıdır. Bugün bu zihniyet yasalarla da güvence altına alınarak sürdürülmeye çalışılıyor. Örneğin, ceza yasasında yer alan 301. madde "Türklüğü aşağılamak" ifadesiyle başlıyor ve bütün diğer etnik gruplara ve bu grupları savunanlara ya da resmi tezlerin dışında sözler sarf edenlere saldırılmasına, ceza almalarına, hatta öldürülmelerine kadar varıyor.&lt;br /&gt;Yüzyıllardır birlikte yaşayan kardeş halklar arasında gerçekte hiçbir düşmanlık yoktur. Düşmanlığı yaratanlar statükoyu korumak, nefretten beslenmek isteyen çok küçük bir azınlık ve bunların yönlendirdiği ırkçı, milliyetçi çetelerdir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Cengiz ALĞAN&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3597345476588905705?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3597345476588905705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/istinpolililer-nereye-kayboldu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3597345476588905705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3597345476588905705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/istinpolililer-nereye-kayboldu.html' title='İSTİNPOLİLİLER NEREYE KAYBOLDU?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SZx1xi4kNEI/AAAAAAAABzA/pHMbVGAkE9Q/s72-c/guz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-1476303818958535179</id><published>2009-02-16T10:21:00.000-08:00</published><updated>2009-02-18T13:02:28.325-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dunya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='videolar'/><title type='text'>DÜNYA SOSYAL FORUMU TV</title><content type='html'>&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://193.41.7.81/FlowPlayerDark.swf" width="400" height="345" id="FlowPlayer"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="sameDomain" /&gt;&lt;param name="movie" value="FlowPlayerDark.swf" /&gt;&lt;param name="quality" value="high" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="scale" value="noScale" /&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="config={playList: [{url: 'wsf_splash.jpg', overlayId: 'play'},{url: 'Members/harrison/videos/O_filme_FSM_2009_1.flv', type: 'flv'}], autoRewind: true, initialScale: 'fit', loop: false, autoPlay: false, autoBuffering: false, controlBarBackgroundColor:-1, showVolumeSlider: true, controlsOverVideo: 'ease', controlBarGloss: 'low', menuItems: [ 1, 1, 1, 1, 1, 1, 0 ]}" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bağcık: &lt;a href="http://wsftv.net/"&gt;world social forum tv&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-1476303818958535179?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/1476303818958535179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/dunya-sosyal-forumu-tv.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1476303818958535179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1476303818958535179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/dunya-sosyal-forumu-tv.html' title='DÜNYA SOSYAL FORUMU TV'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-5582783077518245936</id><published>2009-02-16T09:31:00.000-08:00</published><updated>2009-02-16T09:46:36.128-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cengiz algan'/><title type='text'>IRKÇILARA DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ OLUR MU?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kktchaber.com/kktchaber/resim/%C4%B1rk%C3%A7%C4%B1l%C4%B1k.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 230px;" src="http://www.kktchaber.com/kktchaber/resim/%C4%B1rk%C3%A7%C4%B1l%C4%B1k.JPG" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;27 Mayıs 1942'de, Alman işgali altındaki Prag sokaklarında, hemen önünde SS bayrağı ve Reich Protektorası'nın sancağı olmak üzere Mercedes'iyle ilerleyen, önde gelen Nazi subaylarından Reinhard Heydrich'e bir suikast düzenlenir. Gerçi suikast için hazırlanan Sten marka makineli tüfek tutukluk yapar ama atılan bomba hedefini şaşırmaz. Nazi kasabı bir hafta sonra ölür.&lt;br /&gt;Cenaze töreninden sonra Hitler şöyle der: "Heydrich'in öldürülmesi oluk oluk kanla cezasını bulmalı". Önce yakınlarda kurulmuş olan Yahudi gettosu Theresienstadt'tan üç bin Yahudi fırınlara gönderilir. Ardından tutuklamalar ve kurşuna dizmeler gelir. Ama asıl tarihe unutulmaz kara bir çentik olarak düşülen şey Prag'ın kuzeybatısındaki madencilerin yaşadığı Lidice köyünün başına gelenler olur. &lt;br /&gt;Köyde evler basılır ve olmayan kanıtlar yaratılır. Führer'in kesin emirleri şunlardır:&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;1.Tüm yetişkin erkekler kurşuna dizilecek.&lt;br /&gt;2.Tüm kadınlar toplama kampına gönderilecek.&lt;br /&gt;3.Çocuklardan Almanlaştırılmaları mümkün olanlar Reich'taki SS ailelerine verilecek.&lt;br /&gt;4.Yerleşim yeri tamamen yakılıp yerle bir edilecek.&lt;br /&gt;199 erkek onarlı gruplar halinde kurşuna dizilir. 195 kadın gaz odalarına yollanır. 95 çocuktan yalnızca dokuzunun 'Almanlaştırılabilir' olduğuna karar verilir. Geri kalanı 'kaybolur'. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından köy bombalanır, tümüyle yakılır ve buldozerlerle dümdüz edilir. Kalan enkaz taşınıp götürülür. Ev hayvanları öldürülür ve mezarlık dümdüz edilir. Lidice'den geriye hiçbir şey kalmaz. (Bu arada Reich görüntü habercisi hemen tüm sahneleri kameraya alır. Bunlar daha sonra Nürnberg Mahkemeleri'nde ortaya çıkacaktır. Filmde kilise kulesinin üç bombalamada yıkılmasına sinirlenen, kameraya gülerek şakalaşan Nazi subayları görülmektedir).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Faşizm budur&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir subayının öldürülmesine karşılık bir köyü resmen haritadan ve hatta tarihten silmek istemek nasıl bir anlayışın ürünüdür? Kalıntıları bile taşıtıp (maden işçilerine tabii ki), orada bir zamanlar hayat olduğuna dair her şeyi silmek kimin aklına gelir? Başka hiçbir baskı rejiminde bu kadar sistematik ve sıradanlaşmasıyla korkunçlaşması bu kadar paralel ilerleyen bir ideoloji egemen değildir. Ancak faşizm insanlık tarihine bu kadar koyu bir kara leke bırakabilir.&lt;br /&gt;Üstelik bu sadece Alman faşizmi dönemine ait tekil bir örnektir. Bir de Japonya'da Yakuzaların yaptıklarını okuyun. Türkiye'de de örneğin, 24 Aralık 1978'de, belledikleri evlerin kapılarına önceden işaret koyup sonra da basmaya gelen, faşistler olmuştur. Hamile kadınların karınlarından bebeklerini çıkarıp kaynar kazanlara atanlar faşistlerdir. Bu eylemi yapan ülkücü faşist militanlar birilerinin soyunu kurutmak isteseler gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Soykırım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Birleşmiş Milletler'in yaptığı bir soykırım tarifi var. İsteyen açıp ayrıntısına bakabilir. Ama özetle şöyle: bir etnik azınlığı tamamen imha etmek. Nazilerin yaptığı buydu: Başta Yahudiler, pek çok etnik azınlığı 'tamamen' imha etmek. Bu yolda büyük başarı elde ettiler. &lt;br /&gt;Benzer bir uygulamayı Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında İttihat ve Terakki kadroları gerçekleştirdi. 1915 yılında, tehcir (zorla göç ettirme) adı altında bir milyon Ermeni öldürüldü. Hayatta kalanların bir kısmı Der Zor çöllerinde öldü (bölgeye dair 'insan yaşayamaz' raporu verilmişti). Kalanlar dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmak zorunda kaldı. Ve bu uygulamanın adına dünyanın pek çok yerinde soykırım dendi. &lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti bugün için bunu kabul etmiyor olabilir. Türk faşistleri ve onlarla kolkola yürüyen sağ-sol Kemalistler de öyle. Ama herkesten önce söz konusu halk yıllardır avaz avaz soykırıma uğradığını bağırıyor. Herhalde bu halkın karşısına çıkıp "Sen nereden bileceksin soykırıma uğrayıp uğramadığını. İşte ben sana söylüyorum: uğ-ra-ma-dıııın!" diyecek şövalye ruhuna, bizim ülkemizdeki kadar çok, hiçbir ülkede rastlanmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Irkçılık ve düşünce özgürlüğü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Soykırımı ırkçılar yapar. Sonra da yaptıklarına soykırım denmesine en çok onlar kızar. Fransa parlamentosunun kararı 'Ermeni soykırımı yoktur' demeyi yasaklıyor. Mantıklı. Çünkü vardır. Burada ikirciğe gerek yok: ya baştan "soykırım vardır" diyeceksiniz, ya da "yoktur" deyip karşı saflara saldırıya geçeceksiniz. Türk solu, maalesef beni yine hiç şaşırtmadan, ikincisini tercih etti. &lt;br /&gt;Fransa'daki yasayla ilgili, sosyalistler arasında da sürmekte olan, bir tartışma var. "Madem düşünce özgürlüğü var herkes istediği gibi düşünsün. Fransızlar da ikiyüzlülük yapmasın." Burada anahtar kelime 'herkes'. Herkes deyince işin içine faşistler de girer. Ne de olsa canlılar. Yani faşistler de istediği fikri savunsun, istediklerini söylesin.&lt;br /&gt;Bu temenninin altında çocuksu bir saflık, idealist bir insan sevgisi yatıyor, anlıyorum. Ama önce şu 'ayrıntıyı' atlamayalım: Düşünce özgürlüğü mücadelesi yalnızca düşünme eylemini özgür kılma mücadelesi değildir. Aslolarak, düşünülmüş olanın, her türlü araç ve örgütlenme yoluyla yayılabilmesinin önündeki tüm engelleri ortadan kaldırma mücadelesidir. Peki faşistlerin tüm dünya tarihinde ve bugün savundukları düşünceleri uygulamaya koyma biçimlerinin serbest kalmasını istediğinizden, hatta onların bu özgürlüğünü bizzat siz savunmak istediğinizden emin misiniz?&lt;br /&gt;Neden yasak?&lt;br /&gt;Almanya'da, örneğin, Yahudi soykırımını yok saymak yasak. Çünkü Yahudi soykırımından dolayı hala pek de iyi gözle bakılmayan Almanlar utançlarından kurtulmak istiyor. Bir kez inkâr yoluna gidilirse milyonların imhasına yol açan Nazi rejiminin aklanma ihtimali doğabileceğini de biliyorlar. Nazi rejimini bir daha yaşamayı geç, hatırlamak bile istemiyorlar. &lt;br /&gt;Tüm politik fikirler çeşitli arenalarda tartışabilir, uzlaşabilir, uzlaşmayabilir. Bazen işbirliğine de gidebilir. Faşizm ile sosyalizm hariç. Sosyalizm, faşizmi de doğurmuş olan kapitalist sistemin kökünden yıkılmasını ister. Faşizm o sistemi ayakta tutmanın en gaddar ve kanlı aracıdır. Sosyalizm bütün insanların; dil, din, ırk, cinsiyet, cinsel tercih, kültür ayrımı yapmaksızın bütün insanların, eşitliğini savunur. Faşizm tek bir ırkın üstünlüğüne inanır. Geri kalanlar ya köledir ya imha edilecektir. Sosyalizm insan, hayvan, bitki vb tüm canlılar üzerindeki her türlü baskı ve şiddete karşı savaşır ve fikir üretir. Faşizm baskı biçimlerini insanlık tarihinin gördüğü en ağır ve silinmesi zor izler bırakan irtifalara taşır. Ürettiği fikirlerinse toplu insan imhasındaki başarıları kanıtlanmıştır.&lt;br /&gt;Son olarak, faşistler soykırımı içten içe savunarak reddeder ve resmi ideolojinin sağladığı zeminde sağa sola azgınca saldırır. Sosyalistler ise, karşısında savaştıkları devletin sözlerine değil, soykırıma uğradığını ilan etmiş olan bütün halkların sözlerine kulak verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cengiz Algan, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De Sözcüsü&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-5582783077518245936?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/5582783077518245936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/irkcilara-dusunce-ozgurlugu-olur-mu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5582783077518245936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5582783077518245936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/irkcilara-dusunce-ozgurlugu-olur-mu.html' title='IRKÇILARA DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ OLUR MU?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-9019657156512478138</id><published>2009-02-10T16:33:00.001-08:00</published><updated>2009-02-28T18:31:06.984-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='videolar'/><title type='text'>"LAİK İRTİCACININ" DARBE GEREKÇELERİ</title><content type='html'>irtica malumunuz, gericilik demek. bu adamlar, halkın onlara verdiği yetkiyi ve silahları dönüp halka kullanıyorlarsa irticacıdırlar! "laik irticacılar" diyoruz onlara bundan sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.metacafe.com/fplayer/1736971/.swf" width="400" height="345" wmode="transparent" allowFullScreen="true" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash"&gt; &lt;/embed&gt;&lt;br&gt;&lt;font size = 1&gt;&lt;a href="http://www.metacafe.com/watch/1736971//"&gt;&lt;/a&gt; - &lt;a href="http://www.metacafe.com/"&gt;Funny bloopers R us&lt;/a&gt;&lt;/font&gt;&lt;img style="visibility:hidden;width:0px;height:0px;" border=0 width=0 height=0 src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bHQ9MTIzNDMxMjIzNTc4NSZwdD*xMjM*MzEyNDAwOTEyJnA9MTcyNDAxJmQ9Jm49YmxvZ2dlciZnPTImdD*mbz*yYTMzYTZjYzllNjk*N2U5OWQ2NjRlMDFlMDYxYjE5Zg==.gif" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-9019657156512478138?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/9019657156512478138/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/laik-irticaninin-darbe-gerekceleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/9019657156512478138'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/9019657156512478138'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/laik-irticaninin-darbe-gerekceleri.html' title='&quot;LAİK İRTİCACININ&quot; DARBE GEREKÇELERİ'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-6955537697868571222</id><published>2009-02-08T06:01:00.001-08:00</published><updated>2009-02-28T18:37:02.179-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='videolar'/><title type='text'>97 YAPIMI BİR ERGENEKON BELGESELİ</title><content type='html'>ecevit'in bir şeyleri bildiğini biliyorduk. gereğini yapmadı. uzlaştı. silindi. &lt;strong&gt;erol mütercimler&lt;/strong&gt; anlatıyor. bildiğimizi düşündüklerimizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.metacafe.com/fplayer/1468031/.swf" width="400" height="345" wmode="transparent" allowFullScreen="true" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash"&gt; &lt;/embed&gt;&lt;br&gt;&lt;font size = 1&gt;&lt;a href="http://www.metacafe.com/watch/1468031//"&gt;&lt;/a&gt; - &lt;a href="http://www.metacafe.com/"&gt;for more...&lt;/a&gt;&lt;/font&gt;&lt;img style="visibility:hidden;width:0px;height:0px;" border=0 width=0 height=0 src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bHQ9MTIzNDEwMTY3NTYwOSZwdD*xMjM*MTAxNzA3MzU5JnA9MTcyNDAxJmQ9Jm49YmxvZ2dlciZnPTImdD*mbz*wNjM1OGVkODJmOGY*MjUzYWVjNTE*MTM*NzllYjIzOA==.gif" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-6955537697868571222?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/6955537697868571222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/antica-blog.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6955537697868571222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6955537697868571222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/antica-blog.html' title='97 YAPIMI BİR ERGENEKON BELGESELİ'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-6584020694686825615</id><published>2009-02-06T06:14:00.000-08:00</published><updated>2009-02-06T06:25:11.629-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ortadogu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam/laiklik'/><title type='text'>İRAN'DA ÖĞRENCİ DİRENİŞİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYxGBNGnw_I/AAAAAAAABxw/cl-p1XtIhds/s1600-h/iran.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYxGBNGnw_I/AAAAAAAABxw/cl-p1XtIhds/s320/iran.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5299687848019477490" /&gt;&lt;/a&gt;Birkaç yıldan beri Hatemi’den Rafsancani’ye, Ahmedinejad’tan “tutucu” kanadın faşist sözcüsü Keyhan gazetesine herkes komünizm ve Marksizm’in üniversitelerde yükselişe geçtiğinden, “Lenin’in hortlağının üniversiteler üzerinde dolaşmaya başladığından” söz edip bu tehlikeye karşı birbirini uyarmaya başladı.&lt;br /&gt;Üç yıldan beri “7 Aralık Üniversite Öğrencileri Günü” komünizmin üniversitede gövde gösterisinin alanına dönüştü. Gösterilerde “Eşitlik, Özgürlük, Cinsel Ayrımcılığa Hayır, Ya Sosyalizm Ya Barbarlık, Ne Amerikan Müdahalesi ne Dinci Diktatörlük” sloganlarının ve Enternasyonal marşının binlerce öğrenci tarafından haykırılması, İran’da “Ayetullah BBC” olarak bilinen “saygın” (!) İngiliz haber kuruluşunun bile “Tahran Üniversitesi’nde Marksistler’in Çıkarması” haberini manşetten geçmesine yol açtı.&lt;span class="fullpost"&gt; Sosyalizmin bu yükselişine karşı 4 Aralık 2007’de İslam Cumhuriyeti sosyalist sol öğrenci önderlerinin 60’ına yakınını tutukladı. Rejim bu manevrayla radikal sosyalist öğrencileri ve rejimi devirme hareketini geriletebileceği hesabını yapıyordu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. 2007 Öğrenci Günü gösterileri daha kitlesel, kızıl bayraklar ve pankartlarla bezeli gerçekleştirildiği gibi öğrenci hareketi daha radikal istekler temelinde daha sürekli bir biçime kavuştu.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;7 Aralık 2008’ten beri sürmekte olan Şiraz Üniversitesi hareketini işte bu genel çerçevede anlayıp değerlendirmek gerekiyor. Bir yıldan beri rejim bütün korkutma, tutuklama, bastırma ve yıpratma çabalarına karşı öğrencileri mevzilerinden geri püskürtemedi. Şiraz Üniversitesi’nde rejim lümpen Besiç paramiliter güçlerini öğrenciler üzerine saldı. Ancak öğrenciler rektörü Besiç’in bu saldırısına bahane olan “İslami Kurallara Uyma Yönetmeliği”ni geri çekmeye ve özür dilemeye zorladı. İslami rejimin sözde parlamentosu başkanı Laricani ve öteki irili ufaklı devlet erkanının üniversitede yaptığı konuşmalar öğrenciler tarafından rejimi sorgulamanın, rejimin siyasetlerinin kökten eleştirisinin ve meşruiyetinin bulunmadığının açıkça ilan edildiği alanlara dönüştürüldü. Öğrenci Günü’nde Şiraz Üniversitesi öğrencileri “Kahrolsun Diktatör”, “Hamaney Pinochet, İran Şili Olmayacaktır” ve “Eşitlik Özgürlük” pankartlarıyla gösteri yaptılar.&lt;br /&gt;Bu duruma karşı rejim başta 4 öğrenciyi tutukladı. Onlarca öğrenci disiplin kuruluna çağırıldı. Ancak bunlar öğrenci hareketinin şiddetlenmesine, daha radikal biçimlere bürünmesine yol açtı. Öğrenciler gösterilerini okul dışına taşıdı ve kent halkından büyük destek aldı. Bu arada uydu aracılığıyla yayın yapan New Channel TV canlı programlarla bu hareketin haberini yurt geneline taşıdı ve Şiraz öğrencilerinin hareketinin daha geniş bir toplumsal tabana yayılmasına katkıda bulundu.        &lt;br /&gt;Rejimin bu harekete karşı yanıtı 12 kişinin gözaltına alınması, 7’sinin tutuklanarak cezaevine konulması, 5’inin ağır kefaletlerle serbest bırakılması ve onlarca öğrencinin çeşitli sürelerle okuldan uzaklaştırma cezalarına çarptırılması oldu. Ne var ki bu çabalar öğrencilerin eylem ve hareketini durduramadı. Tersine radikalleşmesine, rejimin temellerini hedef almasına yol açtı. Bu radikalleşme İslami Öğrenci Birlikleri (Tahkim-i Vahdet) ve liberallerin bile öğrenciler tarafından soyutlanmamaları için komünistlerin sloganlarını pankartlarında taşımalarına neden oldu. Kısacası, İran toplumunda rejimi devirme hareketinde üstünlüğe sahip olan radikal solun ve komünist hareketin, bu hareketin bir yansıması olan genelde öğrenci hareketinde, özelde Şiraz Üniversitesi’nde halen sürmekte olan direnişte de üstünlüğü ele geçirdiği söylenebilir.  Şiraz Üniversitesi öğrencileri hareketlerini sürdürüyorlar ve bütün istekleri kabul edilene dek mücadelelerini sürdüreceklerini ilan ediyorlar. Öğrenciler tutuklanan bütün arkadaşlarının derhal serbest bırakılmasını, disiplin cezalarının kaldırılmasını, öğrencilere karşı bütün davaların düşürülmesini, cinsel ayrımcı politikalara son verilmesini, polis ve İslam Cumhuriyeti’nin kolluk güçlerinin ve Besiç’in okuldan çekilmesini talep ediyorlar.&lt;br /&gt;İran halkının rejimi devirme hareketinin sözcüsü Şiraz Üniversite öğrencilerinin mücadelesi en geniş uluslararası dayanışmayı hak ediyor. Onlara destek olmalıyız! &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;*Siyaveş Azeri, İran Komünist İşçi Partisi (İKİP) Dış İlişkiler Bürosu Başkanı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.solundogusu.net/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=223&amp;Itemid=1"&gt;bağcık&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-6584020694686825615?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/6584020694686825615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/iranda-ogrenci-direnisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6584020694686825615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6584020694686825615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/iranda-ogrenci-direnisi.html' title='İRAN&apos;DA ÖĞRENCİ DİRENİŞİ'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYxGBNGnw_I/AAAAAAAABxw/cl-p1XtIhds/s72-c/iran.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-4375642633941097546</id><published>2009-02-01T07:27:00.000-08:00</published><updated>2009-02-01T08:31:38.347-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zatturi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ortadogu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='savas'/><title type='text'>DAVOS HERKES İÇİN BİTSİN!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYXBGgkAipI/AAAAAAAABwY/szi9tDT2v90/s1600-h/davos.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 303px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYXBGgkAipI/AAAAAAAABwY/szi9tDT2v90/s320/davos.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297852854235597458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;29 Ocakta Davos’ta gerçekleşen Gazze konulu toplantıda başbakan T. Erdoğan İsrail cumhurbaşkanı Şimon Peres tarafından Filistin halkına karşı yapılan katliamın meşru gösterilmesine sert bir üslupla karşı çıkarak toplantıyı terk etmiştir. 1971’den bu yana her yıl İsviçre’nin Davos kentinde toplanan zirve ilk defa katılımcı bir ülkenin başbakanı tarafından dünya kamuoyunda önünde teşhir edilmiştir. Gerçi küreselleşme karşıtları her yıl Davos zirvesini uluslararası sermaye güçlerinin kendi çıkarları tarafından dünya ekonomisini şekillendirdikleri gerekçesiyle protesto ediyorlardı. Ancak zirvenin kendi sadık üyesi olan bir ülkenin başbakanı tarafından protesto edilmesi çok daha ses getirdi. &lt;br /&gt;Ortadoğu hakları basta olmak üzere dünyanın birçok yerinde düzenlenen gösteriler protestocu başbakana destek mitinglerine dönüştü.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer destekte İsviçre Parlamentosu Milletvekili Joset Nang, "Başbakan Erdoğan'ın aldığı kararı destekliyoruz. Çok yerinde ve doğru bir karar verdi. Kendisine söz hakkı verilmesi gerekiyordu. Biz zaten bu toplantının bir daha yapılmasını istemiyoruz. Kimsenin de bu toplantıya katılmasını istemiyoruz" şeklindeydi. Bunun yanında Dünya Ekonomik Forumu toplantılarının yapıldığı kongre merkezi önünde toplanan küreselleşme karşıtları göstericilerden Daniel isimli bir gösterici ise, "Başbakan Erdoğan'ın verdiği tepki çok yerindeydi ve Erdoğan'ı kesinlikle destekliyoruz. Erdoğan bundan sonra Dünya Ekonomi Formu'na değil, Dünya Sosyal Forumu'na gitsin. Orada görüşlerini dilediği gibi uzun uzun açıklayabilir. Türkiye artık ikinci dünya ülkesi değil. Erdoğan düşündüklerini istediği gibi söyleyebilmeliydi" diyerek açık desteğini sundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar gerçekleşirken sözde Türk solu ve milliyetçiler homurdanmaya devam etti. Erdoğan’a söz verilmemesi ne karşılık gösterdiği tepki bir noktaya kadar normal yorumlandı ama toplantıyı terk edilmesi eleştirildi. Bazıları da Erdoğan’ı samimiyetsizlikle suçladı. Ortadoğu üzerinde İsrail ve Türkiye’nin hâkimiyet savaşının yarattığı gerilim Davos’ta su üzerine cıktı, diyenler oldu. Filistin ulusal sorununda önderliği El-Fetih’in uzlaşmacı siyasetinden dolayı elinden kaçırıp Hamas’ın önderliğine geçmesini hazm edemeyenler Erdoğan’ın Davos’taki açıklamalarını Şeriatçı bir partiye verilen bir destek olarak yorumladı. Irak ve Necef katliamını, Türkiye’de devletin Kürtlere karşı yürüttüğü siyaset karşısında Erdoğan’ın tavrının ya susmak ya da bu saldırı kararlarına ortak olmakla suçlanarak Davos zirvesinde gerçekleştirdiği protesto eylemi sahtekârlık olduğu çok geçmeden dillendirilmeye başlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Kendini muhalif olarak konumlandıran, demokrasi, barış, hukuk hatta sosyalizm adına siyaset yapanların Erdoğan’ın tepkisine karşı elli tane kılıf uydurarak eleştirmesi beklenen bir durumdu. Bu sözde muhalefet hamasetçileri eskiden olduğu gibi bugün de öküzün altında buzağı aramaya tam hızla devam ediyorlar. Epeydir düşünüyordum 1970’lerde Filistin işgaline karşı Türk solunun en radikalleri El-Fetih saflarına katılarak savaşırken bugün neden Filistin sorununa uzak durduklarını.&lt;/blockquote&gt; O dönemde Filistin sorununun siyasi iradesi Yaser Arafat önderliğinde El-Fetih idi. Bugün Filistin’de belirleyici siyasi güç Hamas’tır. Hamas’ın güçlenmesi yalnızca ne İran’ın desteği ile ne’de İslam diniyle açıklanabilinir. Ulusal soruna getirilen siyaset Filistin’de Hamasın belirleyici olmasını sağlamıştır. Burada dinin İslam dinin de büyük etkisi vardır. Emperyalist ülkelerin yüz yıllardır bölgeye dönük siyasetlerinde İslam dini aşağlanmış horlanmıştı. Emperyalistlerin iştahını kabartan Ortadoğu’nun doğal kaynaklarıydı. Emperyalist saldırılara karşı Müslüman halk anti-emperyalist karakterde bir duruş geliştirmiştir. Irak, Afganistan, İran ve Hamas bu sürecin bir parçasıdır. İslam dinin bu kadar güçlü olması da Ortadoğu merkezli oluşunda yatar. Son yüz yıldır emperyalistler sürekli Ortadoğu haklarıyla karşı karşıya gelmişlerdir. Halk bazen Arap milliyetçiliği ile bu saldırılar karşısında dursa da en belirleyici olan İslam dini olmuştur. Bu İslam dininden kaynaklanan bir şey değildir. Kiminin söylediği gibi İslam dini total bir dünya görüşüdür dolaysıyla hayatın her alanına müdahaleyi içinde barındırır dolaysıyla şeriatçılık Müslümanların (gizli veya açık) nihaiyi hedefidir. Bu bakış açısı bugün Ortadoğu’sunu, Türkiye ve diğer benzer ülkelerdeki din hassasiyetli siyasi partilerin güçlenmelerini anlamakta zorlanırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Bazen sevmediğiniz, düşüncelerine katılmadığınız insanların duruşlarını onaylayabilir hatta destekte bile bulunabilirsiniz. Neden bizim sözde solcularımız ve milliyetçiler insani bir duruş sergilemekte bile zorlanırlar. Bunların hiç mi vicdanı yok. Erdoğan’ın tavrını nasıl olur da şovmenlik veya samimiyetsizlikle suçlarlar. &lt;/blockquote&gt;Bu nasıl bir ideolojidir ki insan olmayı bile becertemez. Hem bir an Erdoğan’ın sahtekâr olduğunu düşünelim nedir yani sorun Erdoğan’ın samimiyeti mi yoksa dünya ekonomisinin patronlarının toplandığı bir zirvenin dünya kamuoyu karşısında teşhir edilmesi mi veya dünya emperyalist sistemin içinde güç edinen İsrail’in Filistin halkına saldırarak Ortadoğu üzerinde hâkimiyet kurma çabasının bir sonucu olan katliamın teşhir edilmesi mi, sözde demokrasiyi savunan batı toplumlarının bu katliamlara sessiz kalmasının teşhir edilmesi mi önemlidir, hangisi önemlidir beyler! Lütfen üzerinize giydiğiniz cellât gömleğini çıkarın! &lt;br /&gt;Evet, yarın Erdoğan İsrail cumhurbaşkanı Şimon Pers ile tekrar görüşebilir. Davos’a da gidebilir Erdoğan. Bunlar beklenebilinecek şeyler. İnsansız uçaklar alabilir Erdoğan Ama Küreselleşme karşıtlarının düzenlediği Dünya Sosyalist Forumu’na katılmayacağını çok iyi biliyorum. Bütün bunlar eleştirilmeyecek anlamına gelmez. Eleştirirsiniz hatta sapına kadar eleştirirsiniz. Sol şunu beynine kazımalıdır; anti- emperyalistlik ne sosyalistlerin ne’de Kemalistlerin elindedir. Anti-emperyalist mücadelenin önderliklerine bakarak desteklenip desteklenmeyeceğine karar veremeyiz. Buna kimse karar veremez. Verenler dolaylı da olsa saldırgan emperyalistlerin saflarında kendilerini bulurlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyaset insanları kazanmak, güven vermektir. Ne kadar gerçek demokratsanız toplumsal sorunların çözümünde de o kadar gerçekçisinizdir ve doğru algılanırsınız. Eğer bugün siyaseten zayıf, cılızız diye yakınıyorsanız doğru siyaset yapamadığınızdan kaynaklanır. &lt;br /&gt;Artık dünyayı sarsmanın o kadar da zor bir şey olmadığı, dünya kamuoyunun toplumsal tepkisini örgütlemenin hiç de zor olmadığını görmeliyiz. Yeter ki doğru siyaseti yapabilelim. Halka ön yargısız yaklaşıp anlayabilelim. Demokrasi ne askerlerle, ne Kemalistlerle ne’de milliyetçilerle gelecektir. Nüfusun ezici ağırlı Müslüman olan bir ülkede siyaset yapmayı herkes öğrenmelidir. Bugün Türkiye’de yaşayan Müslümanlar sözde demokratlardan daha demokrattırlar ve zihinleri daha açıktır. Erdoğan samimi mi, vicdanı var mı açıkçası bunlar beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren nüfusu bir milyon olan ve İzmir’in yarısı kadar bir şehrin dünyayı nasıl sarstığıdır. Filistin halkının direniş basıncı daha birçok başbakanı ve birçok Davos toplantılarını etkileyecektir. Bir gün gelecek küreselleşme karşıtı gösterici Daniel’in talebi gerçekleşecektir. Buna inanıyorum. Bunun için diyorum ki: DAVOS’A KİMSE GİTMESİN!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-4375642633941097546?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/4375642633941097546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/davos-herkes-icin-bitsin.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4375642633941097546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4375642633941097546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/davos-herkes-icin-bitsin.html' title='DAVOS HERKES İÇİN BİTSİN!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYXBGgkAipI/AAAAAAAABwY/szi9tDT2v90/s72-c/davos.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3801550487416689723</id><published>2009-02-01T06:08:00.000-08:00</published><updated>2009-02-27T13:21:46.884-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ortadogu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam/laiklik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hira'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='savas'/><title type='text'>GAZZE YAKINMACILARI VE ÖNYARGILARI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYWtpQKnFNI/AAAAAAAABwI/zt1r4SehDik/s1600-h/antisiyonist.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 234px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYWtpQKnFNI/AAAAAAAABwI/zt1r4SehDik/s320/antisiyonist.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297831460896969938" /&gt;&lt;/a&gt;israil’in gazze kıyımı boyunca en çok işittiğimiz şey yakınma idi. araplardan, hamas’tan, amerika’dan, yahudilerin hepsinden yakınma. en mide bulandırıcı olanı araplardan yakınılması. araplar zaten osmanlı’yı arkadan vurmuşmuştan, pis milletmişmişe, apaçık ırkçılığa savruluveren fikirler. israil bombaları altında can veren pis araplar! israil’e de karşıyız araplara da! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diğer yakınma hamas’la ilgili olanı. hamas silahlı kanadı da olan siyasi bir parti. yaser arafat’ın uzun yıllar liderliğini yaptığı el-fetih uzlaşmacı bir çizgiye kayıp “emperyalist barış”ı kabullendikten ve iktidarda olduğu yıllar boyunca pek çok yolsuzluğa karıştığı ortaya çıktıktan sonra, filistin halkı yüzünü daha çok hamas’a dönmeye başladı.&lt;span class="fullpost"&gt;zaman zaman el-fetih ile hamas militanları iktidar için çatıştı. sonuç olarak hamas seçimlere de katıldı ve 1.5 milyon nüfusu olan gazze’de idare hamas’ta kaldı. hamas filistin hükümetinde de yerini aldı. gazze’de hamas’a katılmış bir üyesi olmayan aile yok gibi. yani hamas gerçek anlamıyla bir toplumsal parti. ama silah kullanıyorlar, ama laik değiller, ama demokrat değiller. evet bunlar doğru ama, direniyorlar! o topraklarda şu an için önemli olan tek şey kurtuluş. hamas israil işgaline direniyor ve filistin halkının önemli bir bölümünün desteğine sahip. türk hükümetinin yanı sıra uluslar arası politika sahnesinde giderek daha çok aktör hamas’ın ortadoğu barış sürecine dahil edilmesini öneriyor. büyük olasılıkla obama da bunu destekleyecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yakınmacıların belki de en önemli yakınması, bebekler öldürülürken tüm dünyanın sessiz kalması, israil’in arkasında abd’nin olması ve bu nedenle sokak gösterileriyle falan israil’in geriletilemeyeceği iddiaları. bu yenilgici bir ön-yargı sadece. bir kere tüm dünyanın sessiz kaldığı doğru değil. hükümetler düzeyinde evet, onca vahşete beklenen tepki yok. fakat halklar o kadar da tepkisiz değildi. dünyanın dört bir yanından yükselen protestolara israil vatandaşları da katılmaya başlamıştı. basit bir google araştırması bile bunu gösterecektir. artık mesele öyle bir hale gelmişti ki, yahudiliğin onurunu kurtarmak isteyen dünyanın çok başka noktalarından pek çok yahudi, israil katliamını net bir şekilde eleştirdi, kınadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;batı kamuoyunun israil şiddetini onayladığı ise külliyen yalan. israil’in en önemli destekçisi abd’de yapılan son araştırmalar bunun kanıtı. pew araştırma kuruluşunun anketine göre, amerikalılar arasında israil’e sempati duyanların oranı iki yıl içinde yüzde 52’den yüzde 49’a gerilemiş durumda. 2006 yılında hizbullah’a yönelik israil operasyonunu destekleyen amerikan yuttaşlarının oranı yüzde 45 düzeyindeydi. gazze için bu oran yüzde 40. newsweek’ten jamal mahjoub’un yorumuna göre, ortadoğu batı’ya artık sanılandan daha yakın. “müslüman nüfusun avrupa’da giderek artması, ortadoğu’yu eskisi gibi uzaklarda, avrupalının tamamen yabancısı bir yer olmaktan çıkardı. azımsanmayacak sayıda müslümanın yaşadığı ingiltere ve fransa gibi devletler kendi vatandaşlarının ortadoğu’da yaşananlar karşısında daha sağlam bir ahlâki duruş talep etmeleri sebebiyle, bölgeye ilişkin kayıtsızlıklarının ülkelerinde çatışmaya yolaçtığını idrak etmeye başlıyor.”&lt;/blockquote&gt; bush’un işgalci dış politikasına duyulan öfke ise obama’nın kazanmış olmasıyla zaten ortada. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizim “laik”  eleştirmenlerimiz tertemiz bir direnişçi arayışı içindeler ve hamas karşıtlıkları nedeniyle atıl kalıyorlar. politikasızlığa sürükleniyorlar. ne soldan ne de sendikalardan gösterilere yeterli katılım olmamasının bir nedeni de bu. sonra da çıkıp, türkiye’de gösteriler bir merkezden yönetildi, yürüyüşleri iktidar yönlerdirdi, belediye otobüsleri adam taşıdı diye yakınmanın hiçbir politik anlamı yok! pardon, belki de pratik olarak çok eleştirilen abd ve israil siyasetinin yanına düşüvermek gibi bir anlamı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öte yandan yakınmalar üzülmekten başka şey yap(a)mayan insanın ruhunu yıkama işlevi görüyor belki&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3801550487416689723?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3801550487416689723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/gazze-yakinmacilari-ve-onyargilari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3801550487416689723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3801550487416689723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/gazze-yakinmacilari-ve-onyargilari.html' title='GAZZE YAKINMACILARI VE ÖNYARGILARI'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYWtpQKnFNI/AAAAAAAABwI/zt1r4SehDik/s72-c/antisiyonist.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-7650299261232550487</id><published>2009-01-23T18:31:00.000-08:00</published><updated>2009-02-27T13:22:16.817-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hira'/><title type='text'>V. MUSTAFA'YA BİLE ÜZÜLEN SOLCULAR!</title><content type='html'>türk metal tarihi işçi sınıfına ihanetin tarihidir. işçi hareketi içinde birazcık bulunmuş, işçi kültürüyle azıcık hemhal olmuş herkes bunu bilir. türk metal faşist yuvasıdır. başkanlık makamı saltanat misali 20 yıldır v. mustafa (özbek)tarafından işgal edilmiştir. sarı sendikacılık türkiye'deki adını neredeyse bu sendikadan alır. sendikanın mal varlığı iki gündür yazıla yazıla bitirilemedi. v. mustafa yanında silahlı faşistlerle gezer, o bir sendika ağasıdır. işi işçi sınıfı içinde truvacılık oynamak, hareketi milliyetçi zehriyle bölmektir. &lt;br /&gt;şimdi bu bilinmiyormuş gibi, hala "ergenekon operasyonu muhalifleri sindirme operasyonudur" diyen kimi güya solcular, v. mustafa'nın ifade vermek üzere alınması karşısında kıçlarını neden yırtıyorlar? faşistten muhalif olduğu nerede görülmüş? ergenekon fasa fisodurcular, kirli çamaşırlarının ortaya dökülmesinden korkan sınıf düşmanlarıdır. &lt;blockquote&gt;chp ve bilimum gerici türevi işçi sınıfından tokat yemeye devam etmeye mahkumdur! bu ülkede artık kesinlikle sosyal demokrat bir soldan sözedilemez.&lt;br /&gt;yüzünü aydınlığa dönmüş samimi her insan antikapitalizmle, devrimci sosyalist solla irtibatlanmak zorundadır artık.&lt;/blockquote&gt; çaba biraz da onların boynunun borcudur...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-7650299261232550487?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/7650299261232550487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/01/v-mustafaya-bile-zlen-solcular.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/7650299261232550487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/7650299261232550487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/01/v-mustafaya-bile-zlen-solcular.html' title='V. MUSTAFA&apos;YA BİLE ÜZÜLEN SOLCULAR!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-4280536630373727813</id><published>2009-01-22T23:17:00.000-08:00</published><updated>2009-02-06T23:32:58.123-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zatturi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='militarizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemalizm'/><title type='text'>SİYASETİN SİVİLLEŞME HİKAYESİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY02-dGgAHI/AAAAAAAABx4/bSwF9kh9wU0/s1600-h/_maymun_3_3_.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY02-dGgAHI/AAAAAAAABx4/bSwF9kh9wU0/s320/_maymun_3_3_.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5299952783076622450" /&gt;&lt;/a&gt;Türkiye’nin yakın tarihine baktığımızda siyasi partilerin sivilleşme süreçlerini çok sancılı geçirdiklerini söyleyebiliriz. Türk siyasetine yön veren bu partilerin pek çoğunun ideolojik olarak resmi ideolojiyi bir zırh olarak taşıdıklarını görürüz. Dolayısıyla resmi ideolojinin sürekli yeniden üretilmesi, yenilenmesi siyasetin sivilleşmesini sağlamadığı gibi siyaseti kaba retorik bir dil ile laik, milliyetçi, ulusalcı sınırlarda tutmuş olup siyasetten ziyade statüko ve militarizmden medet ummuştur.1950 yıllarına kadar Mustafa Kemal’in kurduğu CHP tarafından ülke yönetilmişti. 20’li yıllarda Mustafa Kemal’in silah arkadaşları tarafından kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fıkrası’nın bile bir yılını tamamlamadan kapatılması cumhuriyet kadrolarının demokrasisiz modernleşme anlayışının ilk göstergesidir.&lt;span class="fullpost"&gt; Cumhuriyetin kurucu kadrosu yaklaşık 40 yıl tek parti aracılığıyla topluma hükmetmiş ve şekillendirmeye çalışmıştır. Bu modernleşme algısı merkezi otoritenin sağladığı olanaklarla topluma tepeden dayatılmıştı. Önce devlet otoriter örgütlenmiş ardından da bir etnik kök referans alınarak bir ulus kimlik yaratılmaya çalışılmıştır. Bu ulusal aidiyet uzun yıllar diğer etnik kimliklerin inkârını temel almasından dolayı cumhuriyetin yarattığı ulusal aidiyet günümüzde de canlılığını koruyan bir tartışma konusudur. Osmanlı İmparatorluk döneminde resmi ideolojinin payandası olarak kullanılan din cumhuriyet kadrolarınca dışlanmış kendi din anlayışını topluma dayatmıştı. Toplumun dini yaşayış ve algısı tek bir merkezden şekillendirilmeye çalışılmıştı. Resmi otoritenin geliştirdiği bu laiklik anlayışı toplumsal bir uzlaşmanın ötesinde halkın geleneksel dini örgütlenmelerini dışlanmasına yol açmıştır. &lt;blockquote&gt;Cumhuriyetin yaratmaya çalıştığı ulusal kimlik nasıl tek bir etnik temele dayandırıldıysa din de tek bir dinin hatta o dinin tek mezhebi olan sunniliği halkın elinden alarak kendi anlayışı altında kontrol altında tutmaya çalışmıştır. Tek devlet, tek din Kemalizm’in ideolojik payandası olmuştur. Bu laiklik anlayışı karşısında başta aleviler olmak üzere bütün dini mezhepler uzun yıllar baskı altında kalmışlardır.&lt;/blockquote&gt; Cumhuriyetin oluşturduğu ideolojik, kültürel kimliğin ulusal aidiyeti beslemediğini ve bu sorunsalın günümüzde hala tartışılır olmasından anlayabiliriz. Bunun ana nedeni de modernleşmeyi kendi ideolojik perspektifinde yorumlayan Kemalist ideolojidir.&lt;br /&gt;Türkiye’nin siyasi hayatını belirleyen siyasi partilerin çoğu ulusal örgütlenmeyi eleştirisiz kabul eder. Bu anlayışı bir düstur gibi kabul eden siyasi partiler siyaseten ya statükocu muhalefet ile sınırlamış kendini ya da toplumsal değişimin karşısında yer alarak statükonun sahiki olarak kendini konumlandırmıştır. Türk modernleşmesinin demokratik muhtevasına katkı sağlayacak sosyal, kültürel yapılar ve siyasi partiler modernleşmenin ilk döneminde Kemalist sahikleri tarafından bertaraf edilmişti. Batıda bu toplumsal yapılar modernleşme sürecine katkı sağlayabilmişti. Modernleşmenin seküler veya laik algısı sosyal sürtüşmelere neden olsa da bu süreç başarılmıştı. Cumhuriyetin kuruluşundaysa aktif destekte bulunmasına karşı işçi ve emekçi kesim ulusal örgütlenmeden dışlanmıştır. Oysa işgal hareketine direnen etnik, dinsel ve işçi örgütleri kısa zamanda siyasileşerek işgale karşı Anadolulun çeşitli yerlerine giderek direnişlere katıldılar.1927 tarihinde yapılan nüfus sayısına göre Türkiye’de 13,6 milyon insan sayılmıştı. Her yıl 2 veya 2,5 milyon nüfusun artışı düşünülürse 1923–25 döneminde yaklaşık 11 milyon civarında insan vardı. Bu nüfusun 110 bini sanayi sektöründe çalışıyordu. Azımsanmayacak nitelikte olan işçi sınıfı ne yazık ki cumhuriyetin kuruluşunda Kemalist kadrolar tarafından saldırılmış ve örgütleri dağıtılmıştı. İstanbul Amele Birliği 1922 yılında kurulmuştu. Zaten bu dernek Osmanlı İmparatorluğu döneminde dernek statüsünde örgütlenmiş işçilerin tarafından kurulmuştu. Ancak bu dernek kısa zamanda kapatılır ve yerine 1924 yılında Amele Teali Cemiyeti kurulur. Sendikal örgütlenme için hükümete baskı yapar ve sendikal örgütlenmesi için bir yasa meclise sunulur. Bu dönemde Şeh Sait isyanıyla birlikte Takriri Sükûn yasasıyla bütün muhalefet bastırılır. İşçi dernekleri de yasaklanır ve işçilerin önde gelenleri kurulan İstiklal Mahkemelerinde yargılanırlar. 1925–1933 döneminde yaklaşık 30 civarında grev yapılmıştı. &lt;blockquote&gt;Cumhuriyetin kuruluşunda işçi ve emek örgütlerinin etkinliği söz konusu olmasına karşılık cumhuriyetin kurucu kadroları tarafından dışlanmışlardır. Bu süreç cumhuriyetin anti-demokratik karakterini ortaya koyar. En çarpıcısı da Koçgiri, Dersim isyanlarının bastırılması ve 1938 yılında ‘sınıf esasına dayalı cemiyet kurulması’nın yasaklanmasıdır. Bu baskı dönemi 1946 yılına kadar sürer. Düşünme, örgütlenme ve grev yasağı 2. Dünya savaşının sonuna kadar sürer.&lt;/blockquote&gt; Türk modernleşmesinin bu denli halkı dışlaması Kemalizm’den kaynaklandığını belirtmiştik. Asıl can yakan sorunsa, günümüzde toplumsal sorunların ana kaynağı haline dönüşen Kemalizm’in belirleyici konumudur. Bu konumu en radikal eleştirecek siyasi akım sol ve sosyalist hareket olmasına karşın bu köklü eleştiriyi yapamamıştır. Oysa Uluslararası kapitalizmin Türkiye’de ikametgâhı Kemalist ideoloji ile sağlanmıştı. Kapitalizm karşıtı olarak kendini konumlandıran sol, kapitalizme ve emperyalizme karşı olmanın tek yolu Kemalizm’e karşı konumlanmaktan geçtiğini kavrayamadı ve bunun sonucunda siyasi alternatif seçeneğinden yoksun kaldı.&lt;br /&gt;Kemalizm 1950 yıllarına değin takriri-sükûn yasası ve kurulan İstiklal Mahkemeleri aracılığıyla diktatörlük dönemini aratmayan bir süreç yaşatmıştı. Modernleşme halkı dışlayarak anti-demokratik muhtevasıyla uygulanmaya çalışılmıştı. Bu dönemin ideolojik referansı batı aydınlanmasına atıfta bulunsa da iktidar ilişkisi temel alındığında batının en diktatöryal yönleri üstyapısal alanda kurgulanmış ve uygulamaya geçirilmişti. Türk modernleşmesinin eklektik yapısı bu nedenle uzun süre varlığını korumaya devam etmiştir. 1920 -1945 yılları arasındaki batının gerici olarak bilinen dönemi Türk modernleşmesini nasıl etkilediyse 2.Dünya savaşı sonrası ortaya çıkan demokratik ortam da Türkiye’yi dolaylı olarak etkilemiştir. Bu dönemde cumhuriyetin kadroları gönülsüz de olsa belirli demokratik açılımlar yapmak zorunda kalırlar. Çok partili parlamento döneminin önü açılması, devletin desteğiyle Türk-iş kurulması bu dönemin ilk adımlarıdır. Sanayileşme ile birlikte gelişen sosyal sınıfların kontrolü Kemalist kadrolar tarafından sağlanmak istenmiş ve bu açılımlar kendi inisiyatiflerinde hayata geçirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Çok partili demokrasiye geçiş ile birlikte CHP’den ayrılan bir grup DP’yi kurar ve halkın büyük ilgisi sonucu iktidara gelir. Güçlenen sermaye sahiplerini ve köylülüğün desteğiyle iktidarını iki dönem sürdürür. Bu dönemde uluslararası sermayenin genişlemesinin etkisiyle de görece refah ve teknolojik gelişmeler görülür. Marshall yardımı DP’nin popülaritesini pekiştirir.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;1960 askeri darbesi sonucunda DP kapatılır ve başbakan A.Menderes, Hasan Polatkan ve Fatih Rüştü Zorlu asılırlar. A. Türkeş’in içinde bulunduğu askeri bürokrasi 27 Mayıs 1960 yılında ‘ordu millet el ele ‘ şiarıyla askeri darbeyi gerçekleştirmişti. CHP’nin popülerliğini yitirmesi ve DP’nin kısmı demokratik açılımları Kemalist kadroları huzursuz etmişti. Darbe ekonomik sosyal örgütlenmenin biçimlendirilmesinden ziyade Kemalist asker ve bürokrasinin iktidar endişesinin bir sonucu olarak gerçekleşir. Kemalist asker ve bürokrasi kendi iktidarını sağlamlaştırır. MGK bu dönemde kurulur. OYAK yine bu dönemde örgütlenir. Kemalist kadrolar siyasi ve ekonomik kazanımlarını sağlamlaştırırlar. A. Türkeş bu darbenin ardından bir süre devlet içinde görev yapar. 1963 yılında T. Aydemir’in darbe girişiminde rol almaya çalışır ancak darbe girişimin ortaya çıkmasıyla yurt dışına gönderilir. Ardından Türkiye’ye döndüğü 1964 yılında Cumhuriyet Köylü Millet Partisine katılır. Bu parti bir yıl sonrada MHP olarak adı değişir.1944 yılında genç bir subayken Türkçülük- Turancılık davası nedeniyle bir yıl tutuklu yargılanmıştı. Türkeş’in ırkçı fantezileri darbe sırasında diğer üst rütbeli Kemalist kadrolar tarafından kabul görmemiş olsa gerek ki gerçekleşen askeri darbe çok kısa bir süre sonra iktidarını N. Erimin başkanı olduğu hükümete devreder. Bu hükümet askerlerin denetimindedir. Türkeş, ırkçı düşüncelerini hayata geçirmek için MHP'nin başına geçer ve uzun yıllar milliyetçi hareketin liderliğini yapar. 1960 sonrası gelişen siyasal mücadele içerisinde sürekli devletin ve resmi ideolojinin yanında durarak sivil-apoletli olarak mücadelesini sürdürür. Bu dönem 80’li yıllara kadar en kanlı dönem olur.  Birçok siyasi cinayet ve katliamlardan sorumlusu olarak bu parti anılır. &lt;br /&gt;CHP’nin aracılığıyla toplumun bütün kesiminin yönetilmesindeki sıkıntı DP’nin daha çok hazar görmesine neden olmuştu. Kemalist ideolojiyle şekillenmiş asker ve bürokrasi yasama, yargı ve parlamentonun üzerinde bir erk olarak kendini görmesi bu askeri darbelerin on yıl arayla gerçekleşmesine neden olduğu görülür. Türk siyasi tarihine yakından bakıldığında Kemalist ideoloji yargı bürokrasi üzerinde de önemli bir etken olmuştur. Askeri bürokrasinin klasik ve post-modern darbelerinde yargı orduyu ya yalnız bırakmamış ya da müdahalesine hukuksal gerekçeler üretmiştir.&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;1960 yılının sonlarında dünyada gelişen toplumsal muhalefet bir biçimde de Türkiye’ye yansımıştı. Bu dönemde  gelişen sosyal sınıfların etkisiyle de  sol siyasette etkin bir rol oynar. TİP’in kurulması ve parlamentoda temsil gücüne erişmesi, öğrenci derneklerin kurulması ve CHP’nin B. Ecevit’in önderliğinde sol söylemi benimsemesi bunlara örnek olarak gösterebiliriz. Siyasetin yeniden sivilleşmesine tanık oluruz. &lt;/blockquote&gt;Merkezin ideolojik ve siyasi denetimi sosyal sınıfların gelişmesine paralel olarak sarsılır. Türk modernleşmesi sosyal sınıflar tarafından sorgulanır hale gelir. 68 gençlik hareketi Türk modernleşmesinden ideolojik anlamda kökten bir kopuşu içinde barındırmasa da demokratik özlemleri içinde barındırdığını söyleyebiliriz. 68 gençlik hareketi Kemalizm ideolojisinden kopuşu sağlayamadığı için soyut ve sembolik düzeyde ant-emperyalist niteliğiyle öne çıkmıştı. Bu zaaf Türkiye solunun uzun yıllar etkilemiştir. 68 hareketinin Türkiye’de sosyalist solun en büyük damarını oluşturmasının nedenini sosyal yapısında aramak gerekir. Öğrencilerin büyük bölümü Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelmesi dolaysıyla etnik sorunların farkında oluşları ve yoksul köylü, küçük üreticilerin üyeleri olarak sosyal konulara duyarlılıklarını artırmıştı. Bu anlamda Türkiye’de batıda olduğu gibi içine kapanık muhalif gençlik topluluklarına rastlanmaz.  Gençlik sosyal taleplerini programatik düzeye çıkarıp biran önce siyasal sonuçlar elde etmeyi düşler. Bu sivilleşme 1970 askeri darbesiyle engellenir. Merkezi iktidar dünyada esen sosyalist rüzgârdan ve anti-komünist korkusundan süreci baltalar. Buna karşın gelişen sosyal sınıfların hareketlilikleri ve bağımsız örgütlenme becerileri siyasetin sivilleşmesi kısa sürede yeniden başlamasına neden olmuştur.&lt;br /&gt;Sağ siyasetin Kemalist modernleşmeden kopuşu N.Erbakan önderliğinde MNP’nin kurulmasıyla süreklilik kazanmıştır. DP’nin yasaklanmasının ardından kurulan AP S.Demirel’in önderliğinde siyasi hayata yerini almıştı. Demirel, Demokrat Parti geleneğin devamı olarak nitelediği AP merkez Kemalist bürokrasisi ile daha ılımlı siyaset kurarak DP’nin uğradığı akıbete uğramamak için elinden geleni yapmıştır. Komünizm korkusuna karşı Kemalist bürokrasinin öne çıkardığı hukuk dışı mücadele yöntemlerine göz yumarak A:Menderes’in yapamadığını yapmış ve 90’lı yılların başında cumhurbaşkanı olarak ödüllendirilmiştir.&lt;br /&gt;Sağ siyasetin popüler lideri N. Erbakan ve partisi defalarca yasaklanmasına karşın Kemalist bürokrasiye karşı alternatifliğini korumuştur. MNP, MSP, Refah Partisi ve FP olarak siyasi varlığını sürdürmüştür. 28 Şubat muhtırasıyla birlikte hükümetten istifa etmiş ve içinden AKP doğmuştur. Her ne kadar AKP, milli görüş çizgisini reddetse de siyasi iktidar döneminde Kemalizm’in kırmızıçizgileri olarak belirlenen temel siyasete karşı daha bağımsız siyasetleri öne çıkarmıştı. Başörtüsü yasağına karşı olması, Kürt sorununa yaklaşımı, Kıbrıs sorununa karşı, AB’ne karşı ve son olarak da Ergenekon soruşturmasına karşı aldığı tutumla kendini ortaya koymuştur. AKP’nin Erbakan geleneğini karşısını almış değildir. Yalnızca dindar sermayenin Türkiye ekonomisinde 90’lı yıllardan buyana hızla büyümesi, pazar alanının genişlemesi ve uluslararası sermaye ile bağlarının güçlenmesi nedeniyle daha liberalleşmişler dolaysıyla AKP’nin siyasetinde belirleyici olmuşlardı. Dindar hassasiyet konusunda Erbakan’dan farklı olmadıkları gibi siyasetin tıkanıklığı noktasından dini referanslar aynı ölçüde alınmıştır. Erbakan’ın zaten şeriat gibi bir siyasal hedefi olmadığından AKP’nin siyasal hedefinde de ne Erbakan karşıtlığı ne’de şeriat vardır.&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Siyasetin sağ kanatta sivilleşmesi DP'nin ardından Erbakan dönemiyle sürdürülmüştü. Bu sürecin son kesintine 28 Şubat muhtırasıyla tanık oluruz. 28 Şubat Erbakan’ın Kemalist asker bürokrasisine boyun eğmesi ile sonuçlanır ki bu Erbakan’ın siyasi açıdan zayıflamasına neden olur.&lt;/blockquote&gt; Bu sivilleşme zora dayanan Kemalist bürokrasi tarafından kesilmiş ve Erbakan bu sürece göz yummuştu. Sağın sivilleşme süreci artık AKP’nin Başkanı T.Erdoğan’ın önderliğinde sürdürülür. Ergenekon soruşturmasında hükümet olan AKP ile Kemalist bürokrasinin sert karşılaşmalarında bunu gözlemek olası. Belki de bu sürecin sonunda Kemalist bürokrasi tavsiye olacaktır. Gerçi bunu söylemek için biraz erken ama en azından bundan sonraki süreçlerde Kemalist bürokrasinin siyaseten daha az belirleyici olacağı açıktır.&lt;br /&gt;1980’lerin ortasında Kemalist bürokrasi ile zıt düşen Özal olmuştu. Özal, iki kutuplu emperyalist dünya siyasi sistemin çöküşünü öngörerek geliştirdiği siyaset hem geniş halk kesimlerince hem de büyük sermaye tarafından desteklenmişti. Halkın desteği 12 Eylül askeri darbesi ile beliren demokrasi özlemi olarak algılanmalıdır. Buna karşın Özal, Kemalist bürokrasi tarafından dışlanmış hatta ilk kez bir başbakan suikastta uğramıştı. Özal aslında 1950’li yılların AP’ sinden farklı değildi. Bugün AKP’sinin birçok siyaseti ile de örtüşür. Özal siyaseti sivilleşme sürecinde önemli bir mihenk taşı olduğunu vurgulamak gerekir. Özal’ın kurduğu parti olan ANAP, Demirel’in müdahalesi ve özelleştirme karşıtı gelişen işçi sınıfı hareketi karşısında yıpranmış nihayetinde Özal’ın Çankaya süreci ile de misyonunu tamamlamıştı. Özal geleneği dediğimiz sağ liberal siyasettin temsilcisi bugün AKP sürdürmektedir. AKP aynı zamanda da Erbakan geleneğinin devamcısıdır. Bundan dolayı da toplumda yoğun bir destek bulmuştur. Diğer sağ siyaset iddiasında olan DYP ve Yeni ANAP sivilleşme geleneğine karşı olan ve Kemalist modernleşme ile sorunu bulunmayan statükocu güçlerin eline geçmesinden dolayı siyasi alternatiflikleri artık söz konusu değildir. Toplumun değişimden yana olan ihtiyaçlarına yanıt vermekten uzaktırlar.&lt;br /&gt;Sağda statükoyu ve Kemalizm’in en katı yönünü savunan hala güçlü olan MHP vardır. Siyasi krizin derinleştiği dönemlerde Kemalist askeri bürokrasi ile uzlaşmaları iki taraf için de sancısız olacağı görünmektedir. 1980 öncesi MHP’yi ideolojik açıdan besleyen siyaset komünizm karşıtlığıydı. İşçi ve emekçi hareketin bağımsız olarak geliştiği ve siyaseten varlığını hissettirdiği dönem MHP’nin hedefi olmuştu. Her demokratik eylem komünist kışkırtıcılığıyla suçlanmış ve şiddet temel alınarak bastırılmaya çalışılmıştı. MHP’nin bu hoyrat saldırısı devlete ve askeri bürokrasiye kendini alternatif olarak sunmasında yatar. MHP’nin kurucu lideri olarak biline A. Türkeş aynı düşüncelerle 1960 yılında askeri darbeye kalkışmış ama başarısız olmuştu. Albaylık rütbesi ile kalkıştığı bu hareket sonucu cezaevine girmiş ve tırnakları sökülmüştü. Kemalist askeri bürokrasi o dönemde bu darbeyi sahiplenmemesini nedeni kendi emir komuta hiyerarşisi içinde gerçekleşmemesinde yatar. &lt;blockquote&gt;Ancak A. Türkeş siyasal mücadelesini MHP içinde yürütür. 80’li yıllarına kadar da siyasi mücadelesinin merkezine anti-komünizmi koyar. Gösterdiği performans sonucu 1. ve 2. milliyetçi cephe hükümetlerinde yer alarak devlet içinde kadrolaşmasını sağlar. 90’yılların başından ölümüne kadar Türkeş gelişen Kürt hareketine karşı en hoyrat siyaseti benimser.&lt;/blockquote&gt; Türkeş’in ölümüyle MHP hiçbir geleneğini sahiplenerek anti-Kürt siyasetini devam ettirir. 80 sonrası toplumsal muhalefet sokakta kendini hissettirmediğinden dolayı sokak hâkimiyetine dönük siyasetten ziyade parlamento düzeyinde siyasetini yürütmektedir. MHP bu süreçte ‘değişmiş’ olarak algılanması büyük bir siyasi körlüktür. Dönem dönem asker cenazelerinde ve Kürt mahallelerinde kitlesel sindirme eylemlilikleri MHP’nin gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. D. Bahçeli’nin kısa aralıklarla Kemalist bürokrasiyi ve sermaye guruplarını sert bir dille uyarmasında siyasal iktidara açlığını ortaya koyar. CHP ve MHP’nin gerek Cumhuriyet Mitinglerinde gerek Ergenekon sürecinde aldıkları ortak tutum Kemalist bürokrasiye göz kıpmam amacındadır. Askerin siyasete müdahalesi istenmekte hatta siyasi boşluğun yaratılmasıyla Kemalist siyasetin en katı uygulayıcısı olarak bu siyasi boşluktan medet umduklarını geçtiğimiz dönemde yaşadık ve gördük. Cumhuriyet Mitingleri 28 Şubata benzer sonuçlarının yaşanmasına yol açabilirdi ve bu iki partiyi zahmetsiz bir biçimde iktidara gelebilirdi.&lt;br /&gt;Kendini solda tanımlayan CHP 80 sonrası milliyetçi çizgide kendini konumlandırması işçi hareketinin zayıflığından kaynaklanır. Unutmamak gerekir ki CHP’nin işçi hareketiyle kurduğu bağ samimiyetten uzak olmuştur. 1960’lı yıllar gelişen işçi hareketi ve kurulan TİP’e karşı CHP’nin işçi ve emekçi sınıfına yüzünü dönmüştü. Gelişen sınıf hareketin kontrolü CHP için önemliydi. Ne de olsa devletin partisiydi ve gelişen hareketi kendi iktidarı için bir tehdit olarak algılıyordu. 90’ların başında yeniden açılan CHP Kemalist ideolojinin katıksız savunucusu olmuştu. D. Baykal’ın iktidarıyla ortaya çıkan bu süreç sağ siyasette sivilleşen siyasi partilere karşı CHP’nin konumlanışında bunu gözlemek olası. CHP için toplumsal tehlike şerait olarak tanımlanmakta olup buna karşı geliştirilen siyaset merkezi bir unsur olarak kabul edilir. Toplumsal sorunun tepesinde laik ve anti-laik çatışma olduğu savıyla siyasetine süreklilik kazandırmaktadır. Bunun yanında Kürt sorununa yaklaşımda yine katıksız Kemalist bir savunma sunmaktadır. Dolaysıyla bu siyaset CHP’yi statükoculuğun cenderesine koymaktadır. Ergenekon soruşturmasında geliştirdiği tutum az önceki saptamalarımın ışığında beklenen bir tavrın sonucu olarak algılanmalıdır. Sonuç olarak CHP siyasetin sivilleşmesi ekseninden çıkıp siyasetin resmi ideoloji ile bağını güçlendirmesi ekseninde konumlandığını rahatlıkla söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;Sosyalist sol Türk siyasetinden uzun yıllar boyu dışlanmıştır. İlk saldırı Kemalist kadrolarca 1921 yılında Mustafa Suphi ve arkadaşlarının Karadeniz’de katledilmesidir. Kemalist kadrolar komünist hareketi cumhuriyeti il yıllarından beri tehdit olarak algılamıştır. O dönemde Bolşeviklerin Rusya’da iktidarı almaları Kemalist ve batı devletleri için bir tehdit ve tehlikeydi. Bu durum Kemalist asker bürokrasinin ulusal örgütlenmeyi kendi iktidarları doğrultusunda örgütlenmelerinde bir avantaj olarak kullanmışlardı. Bu doğrultuda yapıla pazarlıklarda Kemalistler büyük avantajlar elde etmişleri. Lozan Antlaşması Kemalistlerin zaferi olarak algılanması bu nedenledir.&lt;br /&gt;2. Dünya savaşının ardından Kore Savaşı ve DP’nin iktidarıyla siyasi ortamın canlılık kazanır. ‘Halkçı- Demokrat’ kavgası sol sağ olarak belirginleşmeye başlar. 1960’ların ortasında TİP’ meclise girer. O dönemde 68 hareketi dünyada sol bir rüzgâr estirir. Türkiye’deki gençlikte bu durumdan etkilenir. Birçok mitingler ve kitle gösterileri düzenlenir. Kurulan gençlik dernekleri siyasi açıdan çok etkinlerdir. Türkiye tarihinde ilk kes soldan sivil ve kitlesel bir hareket doğar. Sivilleşme o denli güçlüdür ki Rusya’nın Çekoslovakya’ya işgali, Rusya'da iddia edilen sosyalizme yakın olmasına karşın TİP tarafından protesto edilir. Bu dönemde DİSK kurulur. Solun işçi hareketiyle bağlarını geliştirdiği yıllardır. 1960 ve 1970 dönemi demokrasi talebinin, öğrenci ve sınıf hareketinin yükseldiği dönemdir. Bu demokratik hareketlik CHP’yi de belirmeye başlar. Kurulan koalisyon bu sürecin bir yansımasıdır. Parlamentoda TİP milletvekillerinin muhalefeti Kemalist asker bürokrasi için bir tehlike olarak algılanır. Sosyalist Devrimci hareket olarak örgütlenen gençlik hareketi TİP’in mücadele perspektifini sistemle uzlaşmayı öngördüğü iddiasıyla bağımsız örgütlenmeye başlar. Sol siyasetin sivilleşme süreci işçi sınıfı ve demokratik kamuoyunun gelişmesine paralel olarak yaşandı. 1970’de 15–16 Haziran işçi eylemi sınıf hareketinin siyasal düzeyini ortaya koyar. 1965–1969 seçimleri AP’nin iktidarı söz konusudur. Demirel başbakan olarak görevini sürdürür. Demirel’in AP’si Demokrat Partisi'nden daha çok merkeze yakındır. DP’nin sivilleşme çabasından çok uzaktır. Bunun nedeni; daha sonraki yıllarda Demirel'in siyasi yaşamında aldığı tavırlara ve görevlere dikkatle bakıldığında anlaşılacaktır. 1961 yılında kurulan MGK hemen hemen her dönemde siyasi ağırlığını hissettirmişti. Ordu içinde ‘sol subayların’ darbe girişimi öne sürülerek 1971’de ordu iktidara el koyar ve Nihat Erim başkanlığında bir hükümet kurulur. TİP kapatılır ve birçok tutuklamalar beraberinde gelir. Sosyalist gençlik hareketi liderleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idam edilirler Mahir Çayan ve arkadaşları Tokat’ın Niksar ilçesi Kızıldere köyünde katledilirler. Bu sindirme hareketi toplumun geneline dönüktür. Gelişen demokratik ve sivilleşme hareketinin tehdit olarak algılanması darbenin gerekçesi olmuştu. İsmet İnönü Nihat Erim hükümetini destekler ancak B. Ecevit buna karşı çıkar ve bunun sonucunda parti liderliğine seçilir. CHP’nin sivilleşme sürecinin ilk işaretidir. Darbenin yarattığı hasar gelişen demokratik kamuoyunun önünü alamaz. 1980’li yıllara kadar sosyalist devrimci sol parlamentoda olmasa da sokakta siyasi bir güçtür artık. Milliyetçi- ırkçı sağ bütün azgınlığıyla işçi eylemlerine ve sosyalist sola saldırarak sokak hâkimiyetini kurmaya çalışır. Uzun yıllar bu görevi yerine de getirir. 80’li yılların başına gelindiğinde sağ-sol çatışması öne sürülerek askeri darbenin meşruluğu sağlanır ve askeri darbe 12 Eylül 1980 yılında yapılır. Darbenin bilânçosuna gelince; 517 kişi siyasi nedenle idam edilir, 171 kişi işkence yüzünden yaşamını yitirir, 650 bin kişi gözaltına alınır ve binlerce kişi fişlenir.&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Türk sosyalist solu örgütlenmeye başladığında karşısında sürekli çatışacak güçler buldu. Dolaysıyla kendi siyasal bağdaşıklarını eleştirme sürecinde bulunamadı. Türk sosyalist hareketi dünyanın çeşitli yerlerinde sosyalizm adına alınan iktidarlara sempatiyle bakıyordu ve onlardan etkileniyordu. Türkiye’de hayata geçirdikleri siyasetin büyük ağırlığını bu anlayışlar belirliyordu. &lt;/blockquote&gt;Bu Stalinzm veya 3. Dünya sosyalizm anlayışıydı. Aşamalı devrim kuramı, mücadelenin iktidarla devrimciler arasında görülmesi 12 Eylül darbesi karşısında yenilgilerini sağladı. Sosyalist sol her ne kadar mücadele anlamında sivilleşse de ideolojik açıdan resmi ideoloji halini alan sözde sosyalizm anlayışlarına bağımlıydı. Bu anlamda sosyalist solun 1970- 80 döneminde tam bir sivilleşme yaşamadığını söyleyebiliriz. Sosyalist solun Kemalizm ile olan sıkı bağını da anmak gerekir. Kürt hareketinin sol devrimci güçlerin önderliğinde gelişmesinin ana nedeni de Kemalizm eleştirisini yapmalarından kaynaklanır. Kürt siyasi önderleri kendi etnik kimliklerinden dolayı ayrıca ezilmeleri Kürt sorunun siyasal anlamda kavranmasını neden olmuştu.&lt;br /&gt;1980 sonrası sosyalist sol ideolojik olarak uluslararası sosyalist bilinen rejimlerin çöküşü ile birlikte yoğun bir tartışma sürecin içinde bulur kendini. Bu olumlu süreç ne yazık ki hakkıyla değerlendirilemedi. Sosyalist solun kitle tabanı olarak gördüğü işçi ve emekçi sınıfların içinde güç kazanamadığı gibi günümüze kadar güçlü bir siyasi alternatif de olamadı. Kendi zayıflıklarını sürekli 12 Eylül darbesini gerekçe göstererek örtmelere çalışmaları bunun göstergesidir. Oysa bu uzun dönemde 89 bahar eylemleri ve birçok kitle hareketi söz konusuydu. 80 sonrası siyasi ortamın belirleyici gücü sağ sivilleşmiş partiler olmuştur. Bu kitlesel güç sol ve sosyalist sol tarafından görülmemiştir. Oysa bu partiler sürekli değişimi dile getirmeleri ve anti- demokratik uygulamaların eleştirisiyle güç kazanmışlardı. Solun temsil etmek istediği bu alan sağ partilerin etkisi altına girmişti. Gerek Refah partisi gerek AKP sol tarafından doğru analiz edilemedi. Ergenekon soruşturmasında solun ya taraf olmayarak ya da soruşturmaya karşı durarak bu kitleden iyice uzaklaşmıştır. Topluma bu nedenlerden dolayı güvenmeyen sol siyaseten iyice silikleşmiş, siyasal mücadelenin önderliğinden dışlanmıştır. Bu süreçte sol Kürt hareketine ya akıl vermeye çalışmış ya da Kemalist kırıntılarla eleştirmeye çalışmıştır. Solun en önemli siyasal ittifakı olan Kürt hareketinden uzak durması da solun güç kaybetmesinin nedenleri arasında görülmelidir.&lt;br /&gt;Türk siyasi hareketine baktığımızda sivilleşmeye çabalayan ve bunun dilini öne çıkaran partilerin toplumsal güç olduklarına tanık oluruz. Dolaysıyla toplum aslında değişimden ve demokrasiden yana olduğu rahatlıkla söylenebilinir. Bu anlamda sol ve sosyalistler için umut verici bir ortam vardır Türkiye’de. Sorun bunu görmemekte ve buna uygun siyaset yapmamakta yatar. Sağ Özal'ın ANAP'ı, Erbakan'ın Refah Partisi ve T. Erdoğan'ın AKP'si ile birlikte sivilleşmeyi becerirken Kürt hareketi de DTP ile bunu başardı. Türk solu ve sosyalist hareket henüz bu sivilleşmeyi  başaramadı. Eğer başarırsa toplumu daha iyi anlayacak ve siyasi bir güç olacaktır. Darısı bizim başımıza. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-4280536630373727813?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/4280536630373727813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/01/siyasetin-sivillesme-hikayesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4280536630373727813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/4280536630373727813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/01/siyasetin-sivillesme-hikayesi.html' title='SİYASETİN SİVİLLEŞME HİKAYESİ'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY02-dGgAHI/AAAAAAAABx4/bSwF9kh9wU0/s72-c/_maymun_3_3_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-688510559266137170</id><published>2009-01-17T07:44:00.000-08:00</published><updated>2009-02-01T06:45:04.626-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ortadogu'/><title type='text'>MARCOS'UN GAZZE KONUŞMASI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SXH9FZlGJXI/AAAAAAAABow/hjsel_qKJvI/s1600-h/subcomandante_marcos.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 297px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SXH9FZlGJXI/AAAAAAAABow/hjsel_qKJvI/s320/subcomandante_marcos.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292289306344695154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;subcomandante marcos'un gazze üzerine &lt;a href="http://bianet.org/biamag/kategori/biamag/111964/ekim-ve-hasatlara-dair-marcosun-gazze-uzerine-konusmasi?from=rss"&gt;konuşması&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-688510559266137170?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/688510559266137170/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/01/marcosun-gazze-konusmasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/688510559266137170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/688510559266137170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/01/marcosun-gazze-konusmasi.html' title='MARCOS&apos;UN GAZZE KONUŞMASI'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SXH9FZlGJXI/AAAAAAAABow/hjsel_qKJvI/s72-c/subcomandante_marcos.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-5061579396301570731</id><published>2009-01-09T13:24:00.001-08:00</published><updated>2009-02-01T07:20:22.957-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ermeni sorunu'/><title type='text'>ÖZÜR DİLİYORUM'A DAVA! HAY SİZİN 301 KERE...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYW9r0mVhXI/AAAAAAAABwQ/ixCg2VUXITU/s1600-h/301.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYW9r0mVhXI/AAAAAAAABwQ/ixCg2VUXITU/s320/301.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297849097222718834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;“özür diliyorum” kampanyasını türklüğe hakaret ettiği gerekçesiyle &lt;a href="http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/111839/ozur-diliyorum-kampanyasina-301-sorusturmasi"&gt;dava etmişler&lt;/a&gt;. davanın ya da internette orda burda "ben özür dilemiyorum" gibi sadece komik görünen girişimlerin son derece tehlikeli olabileceğini düşünüyorum.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşünsenize bir. birileri kendi adlarına, 1915'te olanlar adına özür diliyor, devlet özür dilesin falan da demiyorlar -ki bence aslında özür borcu devletin boynundadır ya, başkaları da kalkıp "ben özür dilemiyorum" gibi kontrataklara girişiyorlar. yahu siz zaten özür dilemiyordunuz ki! n'oldu şimdi birden "dilemiyoruz" diyorsunuz, damarlarınıza mı basıldı? damarlarınızda dolaşan "asil türk kanlarınız" mı dondu? eğer öyleyse, "ermeni tehciri sırasında olup bitenleri vicdanımıza sığdırıyoruz" diye bir kampanya yapın bence. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu memlekette ermeni sözcüğü, hakaret olarak kullanılır. bu memlekette "madem ki ermenisin, istemeden vermelisin!" gibi veciz sözler dolaşır asil kanlar dolaştıran damarların bağlandığı beyinlerde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birileri ermenileri ve yahudileri hedef alan ırkçı gösteriler yapmaya başladılar bile. köpekler girebilirmiş, yahudiler ve ermeniler giremezmiş! Öyle yazmış hayvanlar pankartlarına. hayvan dostları! ermeni bir basketbol takımının oyuncularına, bush'la özdeşleştirmiş olacaklar ki ayakkabı falan fırlattılar geçenlerde. demeye çalıştığım şey şu. tanıdığım liberal, ılımlı insanlar, "özür dilemiyorum" gibi kampanyalara destek olduklarında ırkçılık yükseliyor. türkiye'yi parçalayacak olan da bu ırkçı milliyetçilik. &lt;br /&gt;bu ılımlı sayılabilecek insanların kampanyaya itirazlarından birisi de tarih kurumu'nun iyi niyetine rağmen “karşı tarafın” bir türlü arşivleri açmaya yanaşmaması. ermeni meselesinde son yıllarda tarih kurumu'nun "arşivleri açalım" hamlesi, karşı tarafın yutmayacağı kadar kof bir hamle. asıl mesele genelkurmay arşivi'nin açılabilmesidir. bu arşivden devlete çok yakın "embeded" gazeteciler dahi çok sınırlı bir şekilde yararlanabiliyor hala. yani gerçekler ermenilerin anlattığı gibi değilse de resmi tez'in anlattığı gibi de değil muhtemelen. 1 milyon türk öldürüldü gibi bir iddia var, mesela. ya allah aşkına, bir tane toplu mezar yok ama! olması gerekmez mi? oysa bugün dışişleri yetkilileri dahi 400 bin kadar ermeninin hayatını yitirmiş olabileceğini kabul ediyor artık, uluslararası toplantılarda. adına soykırım demesek bile -ki kampanyanın sözcülerinden baskın oran bu kavramı asla kullanmaz ve kullanmanın çözümsüzlüğü dayatmak olduğunu savunur, ortada kitlesel bir ölüm olduğu ortadadır. o şartları tartışmak, o şartlarda bunun gerekli olduğunu savunmak, zaman makinesine binip o günlere dönmeye pek hevesli ittihatçıların işidir bence. ben enver paşanın torunu değilim, doğrusunu isterseniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;resmi tarih ne diyor? asıl soykırımı ermeniler yaptı diyor. tabii ki ermeni çeteleri türkleri öldürdü. terör eylemleriydi fakat bunlar. unutmayalım ki ermeniler yönetilenlerdi ve bağımsız bir ermenistan hayaliyle yanıp tutuşan ermeni milliyetçileri terörist eylemlere girişti. aynı dönemde balkanlarda da benzer şeyler oldu. sırp terör örgütleri, o zamanlar çete deniyordu -rusya'da narodnik partisi mesela suikasti bir siyasal yöntem olarak ilk kez benimsemişti, bu tür örgütlerin çoğu da sol eğilimli oluyordu ve troçki, "terorizm ve sosyalizm" adlı uzun makalesini yazmak zorunda kalmıştı, ilk kez adını koyarak. ancak bu teşkilatların müdahaleleri çoğunlukla sınırlı kalmıştı rus veya osmanlı imparatorlukları karşısında. kaldı ki zaten uyguladıklarına soykırım diyen de yok. varsa da duygusal cahillerdir. ancak diğer yandan, devletlerin uyguladığı terör, daha doğrusu bir devletin hakim ulusunun silahlı olanlarının uyguladığı terör, soykırım boyutuna varabilir, sonuçta asimetrik güçlerden sözediyoruz. ya da bizim örneğimizde olduğu gibi büyük bir felakete neden olabilecek kararlar devlet katında alınabilir ancak. börtüydü, böcekti, kıştı kurttu, açlıktı, soğuktu mazeretleriyle, bir kaç yüz, hadi bilemedin bir kaç bin teröristin eylemlerini gerekçe ederek, yüzbinlerce insanın ölümüne neden olacak bir karar alıyor ve bunu "osmanlı'nın torunlarıyız" fikri arka planıyla bugünün masum türklerinin vicdanını zehirleyecek şekilde savunuyor veya unutturmaya çalışıyorsan hiç de sağlıklı bir ülke ve toplum yaratmıyorsun demektir... birileri çıkar dava açar, başkası kalkar, pabucu delik bir delikanlıyı daha ensesinden vurur. faşistler avuçlarını ovuşturur, ergenekon avukatı sosyal-demokratlar, ulusalyalılar falan da kına yakar götlerine!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-5061579396301570731?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/5061579396301570731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/01/ozur-diliyoruma-dava.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5061579396301570731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5061579396301570731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/01/ozur-diliyoruma-dava.html' title='ÖZÜR DİLİYORUM&apos;A DAVA! HAY SİZİN 301 KERE...'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYW9r0mVhXI/AAAAAAAABwQ/ixCg2VUXITU/s72-c/301.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-6252457096127076665</id><published>2009-01-08T14:27:00.000-08:00</published><updated>2009-02-27T13:22:51.189-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hira'/><title type='text'>SON DALGANIN NESİ ŞOKMUŞ CİĞERİM?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SWaMvjZEPCI/AAAAAAAABog/Ueknpw5agog/s1600-h/eng.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 142px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SWaMvjZEPCI/AAAAAAAABog/Ueknpw5agog/s400/eng.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289069560975342626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ergenekon'da onuncu dalga!&lt;/span&gt; cumhuriyete karşı yapılmış &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;yarı-faşist baykal&lt;/span&gt;'a bakılırsa. bir grubun ağzından artık ezberlediğimiz cümleler dökülüverdi hemen: &lt;b&gt;"bu son operasyon, yanyana getirilmesi mümkün olmayan şahıslar üzerinden, amerika'nın emriyle başlatılmış, cumhuriyetin değerlerini yıkmaya yönelik siyasi bir hamledir." &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;destur! bu açıklamaların neresinden tutsanız dökülüyor. "nerden baksan ahmakça!"&lt;span class="fullpost"&gt; bir kere bu adamların hepsi bir şekilde birbirini tanıyor. aynı ortamlarda bulunmuşlar. telefon görüşmeleri yapmışlar. birinin bilmemnesiyle ötekinin bilmemnesi ilişkide. gün gibi ortada yani bir yerlerde yan yana oldukları. son dalgada akli melekeleri yönünden gözaltına alınmasına şaşırdığım, insanları adlarından yola çıkarak hain ilan eden sözde prof -kaldı ki bence profların çoğu sözdedir, tutarsız bir darbe yanlısı yavşak olan &lt;b&gt;yalçın küçük&lt;/b&gt; gözaltına alınmış. ırkçıdır kendisi, açıkça darbe destekçisidir. &lt;b&gt;sabih kanadoğlu&lt;/b&gt; denen sözde hukukçu -kaldı ki bence hukukçuların çoğu sözdedir, zaten darbe yapmış bir ekibin içindedir. 28 şubat darbesinin tezgahçılarındandır. diğer emekli paşaların tamamı 28 şubatçıdır. &lt;b&gt;batı çalışma gurubu&lt;/b&gt; denen illegal darbeci oluşumun içinde yer almışlardır. bir dönemin seçilmiş iktidarını, halk iradesini hiçe sayarak iktidarı tanklarla deviren bu zevat şimdi savcıya ifade vermek üzere gözaltındadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eski özel harekat daire başkanı &lt;b&gt;ibrahim şahin&lt;/b&gt; de alınanlardan. açık bir kontrgerillacı olan  bu adam susurluk hükümlüsüdür. suçluluğu kanıtlanmış bir adamdır. &lt;br /&gt;gözaltına alınan subaylardan birinin evinde bir cephane çıkmıştır. ibrahim şahin'den ele geçen krokilerden edinilen bilgilerle, ben şu yazıcağızı yazdığım sıralarda ankara kırsallarında cephanelik aramaları yapılmakta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;türkiye'nin gün yüzüne çıkmayı bekleyen yakın tarih gerçekleri var.&lt;/b&gt; maraşlar var, 1980 darbesi var, susurluk var, şemdinli var, 28 şubat darbesi var, 2003-2004 darbe girişimleri var, şimdi ilişkili olduklarından şüphelenilenlere dönük bir operasyon da var. bu davayı karalamaya çalışanlar, bilin ki tüm bu aydınlanmamış gerçeklerin karanlıklarında saklanmak isteyen komploculardır, sağdan ve "sol"dan komplocular! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;türkiye'nin sağı ortadaydı zaten. solunun ne bok olduğu çıkacak ortaya ve o zaman antikapitalist solun önü açılacak. kendine sol diyen chp'nin, tkp'nin, ip'nin çırpınışları bundan...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-6252457096127076665?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/6252457096127076665/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/01/son-dalga-nesi-sokmus-cigerim-bunun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6252457096127076665'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6252457096127076665'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/01/son-dalga-nesi-sokmus-cigerim-bunun.html' title='SON DALGANIN NESİ ŞOKMUŞ CİĞERİM?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SWaMvjZEPCI/AAAAAAAABog/Ueknpw5agog/s72-c/eng.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-8561067895310311747</id><published>2009-01-06T17:12:00.000-08:00</published><updated>2009-02-27T13:22:31.901-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ortadogu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hira'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='savas'/><title type='text'>İSRAİL YENİLECEK!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SWQCAXDt5uI/AAAAAAAABoQ/agK_LPKx-jw/s1600-h/n629749717_1301.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 308px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SWQCAXDt5uI/AAAAAAAABoQ/agK_LPKx-jw/s320/n629749717_1301.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5288354067652667106" /&gt;&lt;/a&gt; İsrail, Gazzelilere "ya Hamaslısın ya da insan" mealinden mesajlar yolluyormuş ceplerden. Gazze Hamas'ın. Hamas'ı İran destekliyor. Hamas'ı Araplar değil, Acemler destekliyor. Araplar yolsuzluğa batmış "yollu El Fetih'in arkasında. Dolayısıyla Amerika'nın. Savaş İsrail ile Acemler arasında. İsrail iki yıl önce İran destekli Lübnan Hizbullah'ından ciddi bir şamar yemişti. Bu savaş onun rövanşı gibi. Bu kez Hamas açısından jeopolitik çok da avantajlı değil. Coğrafya kuşatılmış çünkü. Açın ve haritaya bakın: &lt;a href="http://filistin.haritasi.com/"&gt;http://filistin.haritasi.com/&lt;/a&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Ama mesele bu değil. Katliam sapına kadar! Dünyanın iyi insanları vicdan muhasebesinde. Çaresizlik hissi hakim. Batı, ne yazık ki solu da dahil olmak üzere sessizliğe gömüldü. Ne de olsa Hamas şeriatçı! İsrail laik oysa! Şu batı-merkezli düşünce bunca sefil işte ve hücum etmiş durumda kanına kadar şu sol dediğimiz cenahın. Bu arada, memleketin saadeti, o denli olmasa da solu molu da ayakta da, ulusalcısı dut yemiş, bülbül olmuş durumda! Laikler ya şerefsizler, o bakımdan anlamak lazım galiba. Kısası, Amerika birlikçisi Arap tayfası, bizim kemalistlerle elbirliği içinde “Hamas ezilsin de n'olursa olsun” garabetinde bir sessizlik içinde. Ama bu da mesele değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü, hem Hamas beklenenden daha fazla bir direniş gösterip İsrail'in kayıplarını artıracaktır, bu kesin, böyle olunca İsrail kamuoyu ayağa kalkacaktır, hem de İsrail Gazze'yi tamamıyla ele geçirse dahi -ki zaten yeni çekilmişti, zafer kazanmış sayılmayacaktır. Böyle olursa El Fetih'in önü açılmış olmayacaktır. Direnen tek kuvvet Hamas'sa İran bölgedeki nüfuzunu artıracaktır. Erdoğan sanırım bunun farkında olarak İsrail'e böyle şarlamaktadır. Erdoğan'ın İran-Suriye ekseninde ve lehinde ürettiği söylem, büyük ihtimalle Obama'nın olası Ortadoğu siyasetine bir karşılama mahiyetinde. Obama'nın İran'ı muhatap alacağını varsayan bir dış siyaset. Türkiye'nin bölgesel bir güç olma doğrultusunda, İran'dan daha çok muhatap alınma arzusunun yansıması ve emperyal bir konumlanışa attığı bir adım olarak okunmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antikapitalist solun yapması gerekenler içte ve dışta belirginleşmektedir. İçeride Ergenekon'un tam bir deşifrasyonu için mücadele etmek. Türk devletinin tarihsel hatalarının hesabını sormak. Bu vesileyle egemen ulusun milliyetçiliğine darbeler indirerek işçi sınıfını kapitalist krize karşı birleştirmek. Dışarıda Ortadoğu'dan başlayarak korsan devlet İsrail'le ve ABD ile yapılmış askeri, ekonomik, diplomatik tüm anlaşmaların iptalini ve komşu ülkelerle barış için gerekirse her türlü tazminatı talep eden bir barışçıl aktif siyaset izlemek: Egemen sınıfın kalbine indirmek, Irak ve Filistin halkı için, Ermeni, Rum, Kürt ve Türk, ezilen tüm kadın ve erkek emekçilerin hayatları için...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-8561067895310311747?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/8561067895310311747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/01/israil-yenilecek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/8561067895310311747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/8561067895310311747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/01/israil-yenilecek.html' title='İSRAİL YENİLECEK!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SWQCAXDt5uI/AAAAAAAABoQ/agK_LPKx-jw/s72-c/n629749717_1301.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-1786983295571992664</id><published>2009-01-06T12:22:00.000-08:00</published><updated>2009-01-23T18:30:53.992-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ortadogu'/><title type='text'>İSRAİL İŞGALİNİN TARİHİ!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SXOP8LLF9DI/AAAAAAAABpA/V8l7to5tu1w/s1600-h/israilisgali.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 229px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SXOP8LLF9DI/AAAAAAAABpA/V8l7to5tu1w/s400/israilisgali.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292732251044705330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1946'dan 2008'e filistin'in adım adım nasıl işgal edildiğinin resmi.. ilk büyük dalga 46'dan 47'ye gerçekleşiyor. gazze, ramallah, darusselam ve nablus dışında her karesi işgal altında. sonraki yirmi yılda, 67'ye dek yani, darusselam'a girilmiş, gazze şeridi de iyice daraltılmış.bugün ise sadece ramallah, nablus ve gazze'nin sadece bir kısmı filistin toprağı. ve hala hamas'a terörist deniyor ve hala arap direnişi küçümseniyor ve hala boka batmış, işbirlikçi el-fetih nostaljisi yapılıyor bu memlekette ve hala sözümona laik sol filistin'de kendi meşrebine uygun bir direnişçi arayışı içinde, rüya alemlerinde temaşa izleyicisi haliyle ahkam kesiyor!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-1786983295571992664?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1786983295571992664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1786983295571992664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/01/israil-isgalinin-tarihi.html' title='İSRAİL İŞGALİNİN TARİHİ!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SXOP8LLF9DI/AAAAAAAABpA/V8l7to5tu1w/s72-c/israilisgali.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-350846139814367995</id><published>2008-12-20T10:51:00.000-08:00</published><updated>2009-01-23T17:35:32.321-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam/laiklik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='chp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemalizm'/><title type='text'>ÇARŞAF YATIRIMCI BİR AÇILIM MI?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SU1MfTIDcZI/AAAAAAAABoA/eeskiKOEW_M/s1600-h/ampulcarsaf.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SU1MfTIDcZI/AAAAAAAABoA/eeskiKOEW_M/s320/ampulcarsaf.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281962038569169298" /&gt;&lt;/a&gt; dünya tarihinde gönderdiği anlamlar açısından en çok konuşulan obje sanıyorum türbandır. son bir kaç hafta içinde ona rakip olamayacak olsa da çarşaf denen siyah obje çok konuşulur oldu. çarşaf, belki de o dünyaya çok yakın olmamamdan kaynaklanan bir algıyla bende öncelikle safi bir yoksulluğu çağrıştırıyor. &lt;br /&gt;modadan bağımsızsın. masraf gerektirmiyor. sonra kadın ezilmişliğini düşünüyorum. o kadının rızası dışında çarşaflanmış olabileceği düşüyor aklıma. ama bazen de, şu maddeci, çılgınca tüketime zorlayan dünyada, çarşafın bir karşı duruş olabileceğini söylüyor ille de antikapitalist vicdanım.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biliyorum ki cemaatler belirliyor bu işleri. o cemaate gelin gittiysen çarşafı giyeceksin, çaresi yok. zaten cemaatin içindensin büyük ihtimal. cemaatin ille de şeriatçı olmayabilir. bazen chp'ye bile oy verebilirsiniz cümbür cemaat. 89'da fatih'te olan budur. liderlik çok kuvvetli bir araçtır. "ben sizin babanızım, ben ne dersem o olur" durumu hakimdir cemaatte. doğunun aşiret düzenine benzer bu anlamda tercihler. o cemaatten olup da çarşaflı olmama olasılığı yoktur kadının. belki istemiyordur, ona sorulmaz. gördüğü ve göreceği odur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi bu tablo içerisinde kalkıp çarşaflı bir kadın, ben böyle tercih ettim diyerek chp'ye üye olabilir mi? başka sorum yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baykal bir tartışma başlatmasıyla olumlu burada. ama samimi değil. inandırıcılık sorunuyla boğuşuyor zaten. yoksa argümanları, kılık kıyafet ayrımcılığına karşı olduğunu ifade etmesi, tek parti dönemi eleştisi desteklenebilecek şeyler. ona sormak istiyorum.: çarşaflı üyeniz üniversite eğitim almak isterse ne yapacaksınız? üyenizin eğitim hakkını savunacak mısınız? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başka sorum yok demiştim, olmadı, daha çok sorum var...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-350846139814367995?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/350846139814367995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/carsaf-acilim-mi-yatirim-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/350846139814367995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/350846139814367995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/carsaf-acilim-mi-yatirim-mi.html' title='ÇARŞAF YATIRIMCI BİR AÇILIM MI?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SU1MfTIDcZI/AAAAAAAABoA/eeskiKOEW_M/s72-c/ampulcarsaf.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-6300110814208667531</id><published>2008-12-19T16:12:00.000-08:00</published><updated>2009-02-27T13:23:16.206-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hira'/><title type='text'>YUNANİSTAN'DA İSYAN! KOMŞUDA PİŞEN BİZE DE DÜŞER Mİ?</title><content type='html'>göstericiler vitrinleri indiriyormuş. e, ne güzel işte. insan türünün evriminin bu aşamasında geliştirdiği yetenekler, üçe ayrılır. vitrinlere bakmak, alışveriş merkezlerinde tatil geçirmek ve televizyon izlemek. televizyonunu tutup pencereden atan adama deli denir, ama o adama içten bir saygı beslenir. camekanları indirenler haketmiyor mu o saygıyı, üstekik sloganları şuyken:&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SUw4oVYMiGI/AAAAAAAABn4/2dVQcPcljtA/s1600-h/vit.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 126px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SUw4oVYMiGI/AAAAAAAABn4/2dVQcPcljtA/s320/vit.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281658728583301218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;a href="http://www.iscimucadelesi.net/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=452&amp;Itemid=1"&gt;isyanın içinden notlar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* &lt;a href="http://isyandan.blogspot.com/"&gt;isyandan&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-6300110814208667531?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/6300110814208667531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/yunanistanda-isyan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6300110814208667531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6300110814208667531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/yunanistanda-isyan.html' title='YUNANİSTAN&apos;DA İSYAN! KOMŞUDA PİŞEN BİZE DE DÜŞER Mİ?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SUw4oVYMiGI/AAAAAAAABn4/2dVQcPcljtA/s72-c/vit.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-1351127679411927396</id><published>2008-12-19T14:12:00.000-08:00</published><updated>2009-01-23T17:39:00.863-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam/laiklik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><title type='text'>SEN ALEVİ OLAMAZSIN LEN!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SUwgEI8c67I/AAAAAAAABnw/O4bAQVLCFrY/s1600-h/alevimezar.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 206px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SUwgEI8c67I/AAAAAAAABnw/O4bAQVLCFrY/s320/alevimezar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281631718491351986" /&gt;&lt;/a&gt; akp istanbul il binası&lt;/span&gt;nın şu an üzerinde oturduğu alan, bir rivayete göre bektaşi dervişlerinin mezarlığıymış. anıtlar yüksek kurulu mu her neyse, vaktiyle bu alana imar izni vermiyormuş, sonra bir marifetle imara açılmış ve küüüt, akp binası oturuvermiş mezarlığın üstüne şimdi. bu bilgi kesin. fotoğrafları cümle medyada.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toprağından ziyade betonu bol olanların ise alevi mi, sünni mi yoksa ergenekon havzasından türk ortodoks mu oldukları konusu ise kriminal raporlara ihtiyaç olmadan, vicdanlarda belirgin. alevi yurttaşların bir kesimi, "kazı çalışmalarında" çıkan kimi figürlere yaslanarak mezarlığın bektaşilere ait olduğunu savunmuş ve vaktiyle aleviler akp binasının inşaatını durdurabilmek için, kazma değmiş ve bir kenara atılmış kemiklerin başında eylem dahi koymuşlardı. bu iddialarını sürdüyor aleviler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçenlerde, hangi kanaldaydı hatırlamıyorum, alevi dernek temsilcileri o inşaat alanına gelmişlerdi yine ve medyaya işte açıklama falan yapmaktaydılar. ampul etrafında biriken sinekler misali mikrofon etrafında birikmeyi seven türklerden, yöre halkından saçı başı kır biri, aniden açıklamasını sürdüren alevi kadına, "benim komşum da alevi ve gerçek müslüman, sen ortalığı karıştırmaya geldin. sen alevi olamazsın" mealinden, yine türk kültürünün kadına aşırı saygı duyan tavrıyla "uyarılarını" dile getirmeye başladı. alevi kadının hemen yanındaki erkek arkadaşı koruma içgüdüsüyle araya girmeye kalktığında, bu kez mahallenin delikanlılarından yağız bir gerçek müslüman ve türk, "akıllı ol" dedi adamcağıza ve bu öneri aslında herşeyi açıklamaktaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;akıllılık çok mühim bu toplumda. "aklını alıyorlar", ama hemen "akıllı olmaya" çağırıyorlar. bir şey söylüyorsan akıllısın. alırlar aklını. en iyisi mi sus. işte o zaman gerçekten akıllısın. "akıllı ol" çağrısına uyuyorsun demektir. şu sözünü ettiğim kır saçlının komşusu alevi, muhtemelen böyle akıllıydı. o yüzden "gerçek müslüman"dı. şimdi orada dedelerinin sızlayacak kemikleri üzerinde beton yığınlarının yükselmesini istemedikleri için konuyu takip eden aleviler ise gerçek müslümanlar değiller, hakkaten akılsızlar ya hu!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-1351127679411927396?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/1351127679411927396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/sen-alevi-olamazsin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1351127679411927396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1351127679411927396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/sen-alevi-olamazsin.html' title='SEN ALEVİ OLAMAZSIN LEN!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SUwgEI8c67I/AAAAAAAABnw/O4bAQVLCFrY/s72-c/alevimezar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-7237195492799235906</id><published>2008-12-19T09:10:00.000-08:00</published><updated>2009-01-23T17:37:08.793-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><title type='text'>ETNİK ARITMACILAR VE CHP DERHAL ÖZÜR DİLEMELİDİR!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://conceptvernissage.com/Photo%20037.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 300px;" src="http://conceptvernissage.com/Photo%20037.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; biliyorsunuz. yer yerinden oynadı. 1915 yılında osmanlı ermenilerinin başına gelen büyük felaket için onlardan özür dileyen kampanya türkiye'yi salladı. faşistler köpürdü. ulusalcılar kudurdu. karşı siteler kuruldu, komik bir şekilde özür dilemiyoruz kampanyaları başladı. cumhurbaşkanımız ise bu kampanyanın türkiye demokrasisinin gelişmişlik düzeyini kanıtladığını söylemekle yetindi. tartışmaya dokunmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buna rağmen &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;canan arıtman&lt;/span&gt; denen &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;chp yöneticisi ırkçı kadın&lt;/span&gt; (ki darbecidir aynı zamanda kendisi) &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;abdullah gül&lt;/span&gt;'e etnik aidiyetinin sorulması gerektiğini söyledi.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"sorarlar adama ermeni misin diye"&lt;/span&gt; dedi. işte bu zihniyet tam manasıyla bölücüdür. bu kafa, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;eğer ermeniysen zaten suçlusun diyen&lt;/span&gt; kafadır. bu kafa, ermenilerin 1915'te maruz bırakıldıklarının müsebbibi olan kafadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir grup aydın, 1915'te yaşananları büyük bir felaket olarak yorumlamış ve bu felaketin artık daha fazla görmezden gelinemeyeceğini ileri sürerek, bence bir empati kurmak amacıyla ermenilerden özür dilemişlerdir. doğru mu yapmışlardır? bence eksik yapmışlardır! &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"özür diliyoruz"&lt;/span&gt; demek yerine, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"bizce devlet özür dilemelidir" &lt;/span&gt;demeliydiler. ama sonuçta bu pop bir kampanya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cumhurbaşkanının açıklaması da aslında gerçekleri gizlemeye dönüktür. sorunun esasına ilişmeyen, demokrasi var ki bu kampanya oluyor diyen burjuva demokratik bir açıklamadır. arıtman buna bile tahammül edememekte, bir cumhuriyet kadını olarak, cumhurdan saymadığı ermenilere cumhurbaşkanının şahsında hakaret edebilmektedir. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;bırakın şimdi aydınları falan, arıtman ve baykal, derhal tüm ermenilerden özür dilemelidir!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-7237195492799235906?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/7237195492799235906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/canan-aritman-ve-chp-tum-ermenilerden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/7237195492799235906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/7237195492799235906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/canan-aritman-ve-chp-tum-ermenilerden.html' title='ETNİK ARITMACILAR VE CHP DERHAL ÖZÜR DİLEMELİDİR!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-1136172122183772836</id><published>2008-12-18T10:40:00.000-08:00</published><updated>2009-01-23T17:40:21.125-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemalizm'/><title type='text'>ÇOK ŞEY OLDU YİNE HIZLA...</title><content type='html'>yirmi gündür internetsizdim. ne zaman biraz ayrı kalsam okadar çok şey oluyor ki hızla. ya da zaten hep bu tempoda gelişiyor mevzular da, yazamayınca insana bir kaçırıyormuşluk duygusu yerleşiyor da ondan öyle geliyor. gündem yüklü. üzerine iki satır söz söyleyemediğim çok gelişme oldu.&lt;br /&gt;obama başkan seçildi, bayram havası yaşandı.&lt;br /&gt;mustafa filmi bir tür kemalizmi eleştirdi, yeni bir türünü inşaya girişti.&lt;br /&gt;chp ve çarşaf ekseninde, modernlik, tek parti dönemi ve kemalizm tartışmaları hararetlendi.&lt;br /&gt;yunanistan'da isyan ateşi milleti şaşkına çevirdi.&lt;br /&gt;ergenekon davasında yargılanan veli küçük ajandasındaki bomba tarifine turşu tarifi dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse artık olan oldu. yeni aksilikler olmazsa, bu önemli konulardaki düşüncelerimi de yeri geldikçe yazar, devam ederim artık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-1136172122183772836?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/1136172122183772836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/cok-sey-oldu-yine-hizla.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1136172122183772836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1136172122183772836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/cok-sey-oldu-yine-hizla.html' title='ÇOK ŞEY OLDU YİNE HIZLA...'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-1044607802986080521</id><published>2008-12-18T07:50:00.000-08:00</published><updated>2009-02-02T08:09:03.434-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><title type='text'>ANTICA  KABUK DEĞİŞTİRİYOR!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYXOlbVdI_I/AAAAAAAABwo/TPOl7QhBBVk/s1600-h/kabuk.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYXOlbVdI_I/AAAAAAAABwo/TPOl7QhBBVk/s320/kabuk.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297867679059485682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;yaklaşık iki yıldır yayında olan "antica blog!", anti-kapitalist hava sahasını yeni yazarlara açıyor. "antica blog!" kanımızca belli bir olgunluğa ulaştı. kollektif bir medya olmanın vakti geldi. yazarlarla yapılan görüşmeler sürüyor. bu günden itibaren şair zate zatturi düzenli yazılarıyla burada olacak.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"antica blog!" yayın ilkelerini benimseyen her yazara açık hale gelecek. yayın ilkelerimiz kısa bir gözatmayla farkedebileceğiniz gibi apaçık ortada. kapitalist üretim ilişkisine, onun yarattığı her türden ilişki biçimiyle birlikte karşıyız. tavrımız, koşulsuz ve ikirciksiz bir şekilde ezilenden yana. milliyetçiliğin her türünün karşısındayız. emperyalizme karşı "ülkemizi" savunmak gibi bir tutumumuz yok. biliyoruz ki bu tutum, güçlü bir kapitalist ülke karşısında, güçsüz bir kapitalizmi savunmak olurdu. kapitalizmi savunsaydık, güçlü olanı savunurduk! biz yaşadığımız ülkenin daha demokratik ve daha özgür olmasını istiyoruz. ne var ki, kapitalizm altında tüm kazanımlarımızın daima tehdit altında olacağını biliyoruz. militarizmden, milliyetçilikten, ayrımcılığın her çeşidinden uzak, prangalarından kurtulmuş bir solun inşasına katkıda bulunabilmek için varolmaya daha kolektif bir halle devam ediyoruz.&lt;br /&gt;kabuk değişimi görsel açıdan sadeleşmeye doğru gittiği gibi, söylenen söz açısından da daha sade, daha açık, apaçık olmaya doğru gidecek. hedefimiz bu&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-1044607802986080521?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/1044607802986080521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/antica-blog-kabuk-degistiriyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1044607802986080521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1044607802986080521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2009/02/antica-blog-kabuk-degistiriyor.html' title='ANTICA  KABUK DEĞİŞTİRİYOR!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SYXOlbVdI_I/AAAAAAAABwo/TPOl7QhBBVk/s72-c/kabuk.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-250373192102327182</id><published>2008-12-02T14:34:00.000-08:00</published><updated>2009-01-23T17:41:38.756-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='spor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='savas'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><title type='text'>PHOTOS THAT CHANGE THE WORLD!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STW5rWVF4sI/AAAAAAAABms/CCyFhbq9F1A/s1600-h/black-power-salute.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 278px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STW5rWVF4sI/AAAAAAAABms/CCyFhbq9F1A/s400/black-power-salute.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275326692913963714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani erdoğan kürtleri kastederek, abd'de şampiyon "zenci" atletler bayrağa sarınıp koşuyorlar, bizimkiler nankörlük yapmasın demişti de taraf hemen bu fotoğrafı yayımlamıştı ertesi gün. fotoğraftaki atletler, olimpiyatta derece yapmış, kürsüde abd'nin vietnam işgalini protesto ediyorlar. işte böyle dünya tarihinin önemli anlarından pek çoğu tanıdık kareler var &lt;a href="http://photosthatchangedtheworld.com/"&gt;şu&lt;/a&gt; sitede.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-250373192102327182?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/250373192102327182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/photos-that-changed-world.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/250373192102327182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/250373192102327182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/photos-that-changed-world.html' title='PHOTOS THAT CHANGE THE WORLD!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STW5rWVF4sI/AAAAAAAABms/CCyFhbq9F1A/s72-c/black-power-salute.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-1706810628810736364</id><published>2008-12-01T15:32:00.000-08:00</published><updated>2009-01-23T17:42:08.821-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yolsuzluk'/><title type='text'>HALKIMIZIN ARKASINDAYIZ EVELALLAH!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STR0Y_QJq0I/AAAAAAAABmc/NC8Y4lVSa80/s1600-h/gokcek.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 309px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STR0Y_QJq0I/AAAAAAAABmc/NC8Y4lVSa80/s400/gokcek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274969036202552130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;chp grup başkanvekili &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;kemal kılıçdaroğlu&lt;/span&gt;, yolsuzlukların üstüne gitmeye devam edeceğini belirterek, ‘yolsuzluk dosyalarını açmaya devam edeceğim, sıra gökçek'e de gelecek" demişti. şimdi iddiası o ki, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ankara belediyesinin&lt;/span&gt; tanesini 160 küsur dolara satın aldığı sayaçlar için, aynı firma &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;istanbul belediyesine&lt;/span&gt; sadece 20 dolarlık teklif götürmüş! yüzbinlerce sayaç için tane başına 140 dolar fark! ben sıkılırım, hesaplayamam. ama &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ankara halkı&lt;/span&gt; bu sefer de hesabını doğru yapmazsa şu üstteki vaziyet devam edecek gibi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-1706810628810736364?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/1706810628810736364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/halkimizin-arkasindayiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1706810628810736364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1706810628810736364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/12/halkimizin-arkasindayiz.html' title='HALKIMIZIN ARKASINDAYIZ EVELALLAH!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STR0Y_QJq0I/AAAAAAAABmc/NC8Y4lVSa80/s72-c/gokcek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-7208367965371446284</id><published>2008-11-30T08:45:00.000-08:00</published><updated>2009-01-23T17:43:36.033-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam/laiklik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemalizm'/><title type='text'>ÇARŞAF İĞNESİ Mİ NE?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STLDOCrvISI/AAAAAAAABmM/pJssscDODQg/s1600-h/igne.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STLDOCrvISI/AAAAAAAABmM/pJssscDODQg/s320/igne.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274492759610171682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bobiler.org/monte.asp?m=69702"&gt;link:&lt;/a&gt;bobiler.örg&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-7208367965371446284?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/7208367965371446284/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/11/carsaf-ignesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/7208367965371446284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/7208367965371446284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/11/carsaf-ignesi.html' title='ÇARŞAF İĞNESİ Mİ NE?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STLDOCrvISI/AAAAAAAABmM/pJssscDODQg/s72-c/igne.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-6030039033300374302</id><published>2008-11-30T05:49:00.000-08:00</published><updated>2009-01-23T17:44:47.362-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><title type='text'>LOVE IT OR LEAVE IT... SİKTİR GİT!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STKa8v06xFI/AAAAAAAABl8/jDBseq62z_c/s1600-h/America+Love+It+or+Leave+It!.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 181px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STKa8v06xFI/AAAAAAAABl8/jDBseq62z_c/s200/America+Love+It+or+Leave+It!.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274448482025522258" /&gt;&lt;/a&gt; amerika'da vaktinde komünist partililere, siyahlara ve sonra savaş karşıtlarına karşı kullanılan "love it or leave it", ya sev ya terket sloganını mhp ithal etmişti. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ülkü ocaklarının&lt;/span&gt; falan kullandığına çokça şahit olduk. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;bahçeli&lt;/span&gt; slogan bizim değil, resmi olarak kullanmadık hiç diyor, çıksın o zaman ülkü ocakları da bizim değil desin. kimi inandırabilir?&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;slogan ayrımcı, zaman zaman ırkçı anlamlarda kullanılabiliyor. olabilir, faşistler zaten öyledir, bu normal. ama neden sevilmeyen bir şeyi bırakıp gitmek gerektiğini ima ediyor, işte onu hiç anlayamadım. neden bırakıp gidecekmiş sevmeyenler, sevemeyenler. ya da neden boktan olduğunu düşündüğü bir şeyi zorla sevecekmiş insan. sevginin böyle bir doğası yok ki. ya da bir objeye yönelik öyle toptan bir sevgi duygusu olmak zorunda mı? misal, konu memleket olduğu için, bir memleketin her şeyini sevmek mecburiyetinde mi insan? boğaz'ı seviyorum ben ama her yerinden pislik, terkedilmişlik, yoksulluk akan dolapdere'yi sevmiyorum kardeşim. kime ne? seven sevsin. ağrı'yı da sevmiyorum. ağrılılar kızmasın. izmir'i seviyorum, mhp ve chp'yi sevmiyorum, istanbul'un bazı yanlarını seviyorum, polisi sevmiyorum, üsküdar'ı seviyorum, atıyorum, mehmet ali'yi değil ama asena'yı seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STKgRW41twI/AAAAAAAABmE/Fn9pwLasglA/s1600-h/manset.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STKgRW41twI/AAAAAAAABmE/Fn9pwLasglA/s200/manset.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274454333666473730" /&gt;&lt;/a&gt; sevmediğim şeyleri sevebilmek için mücadele ediyorum. sevilebilecek bir hale gelmesi için uğraşıyorum. neyse. hani demiştik ya, kimse sloganı sahiplenmiyordu, bahçeli bile reddediyordu, erdoğan da mhp'ye vurarak puan toplamaya çalışıyordu, sonunda beklenen oldu ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;iskenderun&lt;/span&gt; ilçemizin &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;demokrat partili&lt;/span&gt; belediye başkanı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;mete aslan&lt;/span&gt; aslanlar gibi sahip çıktı bu boktan slogana. bununla da kalmadı, kentin tüm bilboardlarına yandaki afişleri astırdı. eee, başbakan, pompalı serserilere arka çıkarsa bu olur. imam osurursa cemaat sıçar efendim.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-6030039033300374302?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/6030039033300374302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/11/love-it-or-leave-it.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6030039033300374302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6030039033300374302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/11/love-it-or-leave-it.html' title='LOVE IT OR LEAVE IT... SİKTİR GİT!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STKa8v06xFI/AAAAAAAABl8/jDBseq62z_c/s72-c/America+Love+It+or+Leave+It!.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-9036132442432233925</id><published>2008-11-29T03:01:00.000-08:00</published><updated>2009-02-27T13:23:40.228-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam/laiklik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hira'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemalizm'/><title type='text'>İPEKÇİ, TÜRBAN, CHP...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STEkArqpdiI/AAAAAAAABlk/ixZ6J6b1Mes/s1600-h/ben-ne-kadar-erkeksem-chp-o-kadar-turbanci-6_b.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 224px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STEkArqpdiI/AAAAAAAABlk/ixZ6J6b1Mes/s320/ben-ne-kadar-erkeksem-chp-o-kadar-turbanci-6_b.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274036232767764002" /&gt;&lt;/a&gt; cemil ipekçi ünlü modacımız. bektaşi bir anne ile sabetay sevi'nin soyundan gelen bir babanın çocuğu. bu toprakların çocuğu. ailesi farklı kültürel köklere sahip bireylerden oluşmuş her türkiyeli gibi zengin bir bakışı var hayata. bu bakış onun başarılı bir modacı olmasına yardımcı olmuştu. şimdilerde zaman zaman siyasi alana ilişkin düşüncelerini okuyoruz.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;babası kürt, annesi türk çocuklar tanıyorum. ya da tersi. ayrımcılık konusunda her iki ebeveyni de türk olan çocuklara kıyasla daha hassaslar. bu doğal olarak böyle. çocuk da olsalar ailelerinden kimseye bok sürdürmüyorlar. &lt;br /&gt;yaşama bu çoğulcu bakış, örneğin ayrımcılığa maruz kalan alevi ailelerin bir bölümünde var. aleviler, sünniler kendileriyle eş olmak istemediklerinden birbirleriyle evleniyorlar. bu evliliklerde ulus faktörü çok etkili olamıyor. bir kürt alevisiyle bir türk alevisi pekala evlenebiliyor. bu aileler ayrımcılık konusunda iki kat hassas oluyorlar üstelik. oysa, her ikisi de türk olan alevi bir çiftin oluşturduğu aile, maalesef kürt sorununda devletten de devletçi bir noktaya savrulabiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse. ipekçi'ye dönelim. cemil ipekçi, hem soluduğu kültürel çoğulcu havanın hem de cinsel seçiminin sonucu olarak, hayatın kenar mahallelerine itilmişlerin vicdan sözcülüğünü yapıyor. üniversitelerde türban serbestisini savunuyor. onu cinsel seçimi dolayısıyla "sosyal demokrat" chp'ye yakınlaştıranlar bunu bir türlü anlayamıyor. varlık vergisinin imanını gevrettiği bir aileden geldiği için asla chp'li olamayacağını kendisi söylüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve şimdi, "ben ne kadar erkeksem" diyor "chp de o kadar türbancı." gay olduğu için söyledikleri hafifseniyor oysa gerçek ancak bu kadar dolaysız ifade edilebilir. şimdi bülent hanım'ın duruşmasına bekliyoruz onu...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-9036132442432233925?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/9036132442432233925/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/11/ipekci-turban-chp.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/9036132442432233925'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/9036132442432233925'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/11/ipekci-turban-chp.html' title='İPEKÇİ, TÜRBAN, CHP...'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/STEkArqpdiI/AAAAAAAABlk/ixZ6J6b1Mes/s72-c/ben-ne-kadar-erkeksem-chp-o-kadar-turbanci-6_b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-7986844001361453245</id><published>2008-11-01T14:01:00.000-07:00</published><updated>2009-01-23T17:48:04.042-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam/laiklik'/><title type='text'>ZAMAN'IN FOYASI, İSLAMİ LİBERALİZMİN BOYASI, FALAN FİLAN</title><content type='html'>reklamı beğenmiş, sonuna kadar izlemiştim. zaman gazetesi'ne ait olduğunu gördüğümde ise acı bir tebessüm belirmişti yüzümde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bobiler.org/monte.asp?m=61502"&gt;&lt;img src="http://www.bobiler.org/upload/photographs/139863189y.jpg" border=0&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-7986844001361453245?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/7986844001361453245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/11/zaman-bosuna-ugrasma-foyan-meydanda.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/7986844001361453245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/7986844001361453245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/11/zaman-bosuna-ugrasma-foyan-meydanda.html' title='ZAMAN&apos;IN FOYASI, İSLAMİ LİBERALİZMİN BOYASI, FALAN FİLAN'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-2821626200944019851</id><published>2008-10-29T09:23:00.000-07:00</published><updated>2009-01-23T17:48:33.795-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='temel haklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sansür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tekno-hayat'/><title type='text'>ORAL SEKS İYİDİR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SQicREEFQqI/AAAAAAAABlc/6fg1dfr0MIo/s1600-h/got.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SQicREEFQqI/AAAAAAAABlc/6fg1dfr0MIo/s320/got.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5262627981544997538" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;facebook&lt;/span&gt; duvarıma zevzek bi arkadaşım, işin gücün blog olmuş, akıllı ol, başka şey kalmadı mı mealinde bişeyler yazıktırmış. bir eklenti sayesinde her yazım duvarımda görünüyor ve son bir hafta içinde &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;blogger&lt;/span&gt;'a uygulanan sansürle ilgili gelişmeleri haber veriyorum ya, meseleyi gereğinden fazla abarttığımı düşünmüş olmalı.&lt;br /&gt;sonra, bir yerlerde okuduğum "kalem aklın dilidir" sözü geldi aklı birden ve o zevzek arkadaşın wall'una yapıştırıverdim hemen: "oral seks iyidir, kalem aklın dilidir!" diye.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;blogger&lt;/span&gt;'a uygulanan sansürün nedeni, digiturk'un maçlarının nasıl şifresizce izlenebileceğini açıklayan blogların varlığı gerekçesiyle yaptığı başvuruydu. diyarbekir sulh bilmemne mahkemesi de, o bloglara müeyyide uygulamayı değil, tüm blogger'ı bodoslama kapatmayı uygun bulmuştu. daha doğrusu yasal mevzuat, bu bodoslama dalışa müsaade eder biçimde düzenlenmişti. sansüre derhal çeşitli tepkiler oluştu. istanbul barosu mesela, iletişim grubu avukatları aracılığıyla tepki verdi. blog yazarları ayağa kalktı. derken yasak kalktı, adeta bayram havası yaşandı, forumlardaki iyimser yorumlar çoğaldı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa ki, bu gün öğrendik, blogger şartlı olarak açılmış! yani erişimi engelleme kararı, eksik olan delillerin mahkeme heyetinin eline ulaşıncaya kadar kaldırılmış. sonuçta heyetin, şikayetçilerden istediği deliller gelince sansür tekrar başlayabilir. bize de örtün, örtün, açıkta bişey kalmasın demek düşüyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-2821626200944019851?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/2821626200944019851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/oral-seks-iyidir-blogger-artl-olarak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2821626200944019851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2821626200944019851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/oral-seks-iyidir-blogger-artl-olarak.html' title='ORAL SEKS İYİDİR'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SQicREEFQqI/AAAAAAAABlc/6fg1dfr0MIo/s72-c/got.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-2503349379962914105</id><published>2008-10-15T08:41:00.000-07:00</published><updated>2009-01-23T19:17:44.713-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><title type='text'>MANİFESTO: YAŞANANLAR KADER DEĞİL!</title><content type='html'>&lt;OBJECT width="400" height="280"&gt;&lt;PARAM name="movie" value="http://video.rutube.ru/507173e479d23fc9a631c754e085c7cb"&gt;&lt;/PARAM&gt;&lt;PARAM name="wmode" value="window"&gt;&lt;/PARAM&gt;&lt;PARAM name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/PARAM&gt;&lt;EMBED src="http://video.rutube.ru/507173e479d23fc9a631c754e085c7cb" type="application/x-shockwave-flash" wmode="window" width="400" height="280" allowFullScreen="true" &gt;&lt;/EMBED&gt;&lt;/OBJECT&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu post, uluslararası bir tepki günü olan "blog action day"in bu yılki konusu olan yoksulluğu açıklayabilmek amacıyla burada. video, bence yoksulluğa karşı gelmiş geçmiş en önemli metin niteliğinde olan manifesto'nun hakikaten kıyak bir izahı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-2503349379962914105?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/2503349379962914105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/manifesto-yoksulluk-kader-degil.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2503349379962914105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2503349379962914105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/manifesto-yoksulluk-kader-degil.html' title='MANİFESTO: YAŞANANLAR KADER DEĞİL!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-6285307122941760175</id><published>2008-10-10T14:15:00.000-07:00</published><updated>2009-01-23T17:52:34.177-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kriz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='militarizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><title type='text'>10 YIL SONRA DAĞLICA İLE AKTÜTÜN'ÜN YASLARI TOPLAMI KAÇTIR OĞLUM?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SO_LVNPX-rI/AAAAAAAABk8/45uLHZ-9eLc/s1600-h/seyfettinizm_-Keca_kurd.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SO_LVNPX-rI/AAAAAAAABk8/45uLHZ-9eLc/s320/seyfettinizm_-Keca_kurd.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255642855356496562" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;şu 35 bin kayıp verdik meselesini ele almak istiyorum bugün.&lt;/span&gt; dün bir baktım da nette; bu kayıpların &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;28 bin küsuru pkk'li&lt;/span&gt; militanlardan. 5 bin 500 kadarı güvenlik güçleri, ü&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;stü siviller:&lt;/span&gt; memleketin &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"savaş üstü sivil"&lt;/span&gt; ölü sayısı, resmi kaynaklara bakacak olursak &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;bin 500. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;genelkurmayın lisanında sivil kelimesi  daha çok "örgüt yandaşlarını" ifade ettiği için, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;bin 500 sivil, muhtemel ki pkk saflarına yazılabilir. &lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyleyse tablo şudur arkadaşlar: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;25 yıldır süren savaşta pkk 30 bin, Türrk ordusu 5 bin kayıp vermiştir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu bakış açısıyla &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;aktütün kıyamında 17'ye 25 hesabı &lt;/span&gt;çok anlamlıdır. eski paşalar kahramanca bir muhasebe direnişiyle, bu hesabı tutturmuşlardır. uğur dündar'ın anlatımına göre &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"aktütün'de destan yazılmıştır."  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet, az önce değindim, her eli kalem tutan, aklı 4 işleme yatan &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;vatan evladı&lt;/span&gt; bilecektir ki, 25 yılın sonunda 30 bine 5 bin'dir aslında oran. bir kayıptan asla ve kat'a sözedilemez! sözeden haindir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizim Türrk tarafımız hep böyle zaferler kazanır durur. kıymetini bilmeyiz nedense ama biz onların. kıymet bilmezliğimizdendir yüreğimizin sıkışması, bunalmalarımız, kalp yetmezliklerimiz. ee, yorulduk, 25 koca yılda ıkına pıkına sonunda ilkokulda bir türlü tadamadığımız hazzı tuttuk, matematik insanı olduk. artık kümülatif faiz oranlarını, anlık pariteleri bile hesaplayabilecek  kalpsizleriz biz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;kürt tarafımız beni çağırıyordu kabusumda...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-6285307122941760175?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/6285307122941760175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/10-yil-sonra-daglica-ile-aktutunun.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6285307122941760175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6285307122941760175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/10-yil-sonra-daglica-ile-aktutunun.html' title='10 YIL SONRA DAĞLICA İLE AKTÜTÜN&apos;ÜN YASLARI TOPLAMI KAÇTIR OĞLUM?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SO_LVNPX-rI/AAAAAAAABk8/45uLHZ-9eLc/s72-c/seyfettinizm_-Keca_kurd.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-2859403799394926923</id><published>2008-10-08T13:41:00.000-07:00</published><updated>2009-03-17T16:10:18.636-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kriz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeviri'/><title type='text'>10 SORUDA KRİZİN NEDENLERİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.greenleft.org.au/2000/410/410p14.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 417px; height: 563px;" src="http://www.greenleft.org.au/2000/410/410p14.gif" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;blockquote&gt;kapitalizmin krizi üzerine çok şey yazılıp söyleniyor. pek çok yorumcu devletlerin banka kurtarma operasyonlarının sonuçlarından umutlu. 10/02/2008 tarihli yazımda dile getirmeye çalıştığım gibi, pek çok serbest piyasa mümini şimdilerde kapitalizmin daha denetimli bir yapıya kavuşması gerektiğini ileri sürüyor. ekonomi yazarlarına bakacak olursanız krizin sorumlusu kendini bilmez birkaç banker.  onların devlet eliyle kurtarılmasıyla sorun aşılabilir. oysa amerikan halkı sokaklarda "bankaları değil halkı kurtarın" diye yürüyor. ilk tasarının abd temsilciler meclisinden geçmesini engelleyen de bu öfkenin yarattığı basınçtı.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;aslında krizin sol bir değerlendirilişine bu gün her zamankinden fazla ihtiyaç var. bu açıdan gözüme ilişen en ciddi yazı britanya'da yayınlanan &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;socialist worker &lt;/span&gt;gazetesinden yapılan bir çeviri oldu. aşağıda konunun soru-cevap yöntemiyle ele alındığı krizin gerçekten antikapitalist bir yorumunu okuyacaksınız.&lt;span class=”fullpost”&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;1. bankacılık sistemindeki mevcut krizin altında yatan nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;çalkantının kaynağı abd’deki “alt-gelir grubu” mortgage denilen piyasada, bu piyasanın bir yıl önce çökmesi “kredi sıkışmasına” yol açtı.&lt;br /&gt;bu piyasa, kredi verenlerin mortgage satmak için yeni hedefler arayışı sonucunda ortaya çıktı.&lt;br /&gt;durumları kredi almaya uygun olmayan, düşük gelirli insanlara fahiş faiz oranlarıyla kredi vermeye başladılar.&lt;br /&gt;yani insanlar ödemeleri olanaksız borçların altına girdiler. insanların bu miktarda borçları geri ödeyemeyeceği ortaya çıkınca piyasa çözülmeye başladı.&lt;br /&gt;ancak elde patlayan krediler sadece mortgage veren kreditörleri etkilemedi. mortgage borçlarındaki “ikincil piyasa” yüzünden dünya finansal sistemine yayıldı.&lt;br /&gt;mortgage borçları yeniden ambalajlanıp diğer kurumların alıp sattığı tahvillere dönüşmüştü. bunların ticaretini yapanlar ve bankalar bu tahvillerin değeri üzerinde spekülasyon yapmaktaydılar.&lt;br /&gt;geçen yıl insanlar mortgage ödemelerini yapamaz hale düşünce, bu tahvillerin sanıldığından çok daha riskli bir yatırım aracı olduğu ortaya çıktı.&lt;br /&gt;ama borçlar yeniden yeniden paketlenip birbirine satıldığından kimse ödenemeyecek borcun en son kimin elinde patlayacağı veya miktarının ne olduğundan emin değildi. bankalar geri alamama korkusuyla birbirlerine borç vermeyi durdurdu.&lt;br /&gt;“kredi sıkışmasına” bu yol açtı – eskiden bol olan bankalararası kredi ansızın kurudu.&lt;br /&gt;bankalar günlük işlemleri sırasında birbirlerinden kısa vadeli kredi şeklinde borç alır verirler.&lt;br /&gt;northern rock gibi bazıları, günlük işlemlerini finanse etmek için geleneksel yöntem olan müşterilerinin tasarruf hesaplarındaki mevduatları kullanmak yerine bu tür kısa vadeli borçlanmayı yoğun bir şekilde kullanıyordu.&lt;br /&gt;bankalararası krediler kuruyunca northern rock felakete sürüklendi. hükümet northern rock’ı geçen sene kamulaştırdı.&lt;br /&gt;spekülasyon krizi besledi. yatırımcılar ve ticaret yapanların güveni sarsılınca paralarını başka yere taşıdılar, bunu gören diğerleri de paniğe kapılarak onları takip etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;2. kriz spekülatörlerin suçu mu yani?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;bankalar çökerken bazı kişilerin bu çöküşlerden milyonlarca sterlin kazandığı inanılmaz durumlara şahit olduk.&lt;br /&gt;bunu “açığa satış” ile yaptılar. genellikle “hedge fonları” denilen gizli finansal gruplar adına çalışan tüccarlar, hisse senetlerini önceden belirli bir süreliğine “krediyle” satın alırlar.&lt;br /&gt;fiyatların düşeceğini umarak bu hisseleri hemen satar ve daha sonraki bir tarihte geri satın alırlar – hisselerin fiyatı düştüyse aradaki fark ceplerine kalır.&lt;br /&gt;borsanın oyun odalarında bile hileli işler hoş karşılanmaz. dolayısıyla hükümet belirli hisse senetleri için kısa bir süreliğine bu uygulamayı durdurdu.&lt;br /&gt;devrimci sosyalist karl marks’ın dediği gibi finansal sistem “en etkin kriz ve dolandırıcılık araçlarından biridir.”&lt;br /&gt;örneğin “şirket içinden bilgi satın alarak borsada ticaret” yasadışıdır. ancak bir şirketin bir şey ilan edeceğini, bunun iyi veya kötü olduğunu önceden bilmek, yani şirketin hisselerini almalı mı yoksa satmalı mıyı önceden bilmek son derece karlıdır.&lt;br /&gt;abd borsasındaki 172 şirket birleşmesi üzerinde yapılan bir araştırma hepsinde de önceden içerden bilgi sızdırıldığını ortaya koydu.&lt;br /&gt;ama kriz sadece birkaç dolandırıcı tüccar yüzünden çıkmadı. bütün mali sistemin kaotik yapısından kaynaklandı.&lt;br /&gt;geçen hafta hbos bankasının başının derde girmesinin sebebi açığa satışlar değil bankanın büyük çaplı borçlarıydı. bankanın çöktüğü gün alıp satılan hisselerinin sadece yüzde 3’ü bu tür işlem gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;3. merkez bankaları piyasayı kurtarabilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;abd hükümeti kötü borçları yani geri ödenemeyen borçları devralmayı kabul etti. bu durumda ülkenin borç açığı devasa boyutlara ulaşacak.&lt;br /&gt;piyasalar tekrar serbest düşüşe geçerse abd’nin aynı çapta tekrar müdahale etmesi zorlaşmış olacak.&lt;br /&gt;yılın başında abd hükümeti tahvil sigorta eden dev şirketleri devralırken devlet müdahalesinin işe yaradığı söyleniyordu.&lt;br /&gt;mart’ta bear stearns’i kurtardıklarında ve bu ayın başında mortgage devleri freddie mac ve fannie mae’yi kamulaştırdıklarında aynı şey oldu.&lt;br /&gt;abd, ingiltere ve diğer büyük devletler bankalar ucuza borç bulabilsin diye devasa miktarda kamu parasını sisteme enjekte ettiler.&lt;br /&gt;ama bu daha ne kadar sürdürülebilir, bunun da sınırları var. örneğin şu an dolaşımdaki borçların miktarı dünya ekonomisinin bir yılda ürettiği toplam değerden çok daha büyük.&lt;br /&gt;bütün bu müdahalenin hisse senedi fiyatlarını kısa bir süreliğine arttırmak dışında bir işe yarayacağının garantisi yok. bu yapılan borsaya bedava para vermek demek ama kriz devam ederse bu para asla geri dönmeyebilir. 1930’larda wall street’in çöküşünden sonra abd aynı şeyi denediğinde olan buydu– ekonomik kriz şiddetlenmeye devam etmişti.&lt;br /&gt;çin hükümetinin elinde milyarlar değerinde abd hükümet bonosu var, herhalde bunların değeri hakkında oldukça endişelidirler. daha da önemlisi abd hükümeti de harcayabileceği üst sınıra neredeyse ulaşmış durumda.&lt;br /&gt;bu arada finansal kurumların yeniden kredi vermeye veya yatırım yapmaya başlayacaklarına dair hiçbir işaret yok– nakitte kalmak istiyorlar. bu daha ekonominin geri kalanını da tehdit ediyor.&lt;br /&gt;1990larda japon hükümeti benzer bir durumu sınırlandırmak ve tersine çevirmek için büyük miktarlar harcadı. sonunda muazzam miktarda borç geri ödemelerinin altına girdi bu da on yıl süren ekonomik gerileme dönemine yol açtı.&lt;br /&gt;devasa abd ekonomisinin kısa vadedeki çöküşü engellemek uğruna kendini daha uzun süreli bir bunalıma mahkûm ettiği kaygıları var.&lt;br /&gt;wall street’in mali egemenliğinin yediği bir darbe de abd’nin kudretli yatırım bankalarının çökmesi.&lt;br /&gt;ekonomik açıdan yaralı bir abd halen dünyanın bir numaralı askeri gücü ve bu şartlarda bu gücü kullanmaya eskisinden daha istekli olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;4. neden devlet bazı şirketleri kurtarırken diğerlerini kurtarmıyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;son haftalarda fannie mae ve freddie mac’in devralınmasında olduğu gibi finansal kurumları kurtarmak için büyük çaplı devlet müdahaleleri yaşandı. bu kurumlar için “batmak için fazla büyük” denildi.&lt;br /&gt;ama birkaç gün sonra dev lehman brothers’ı kurtaramadı.&lt;br /&gt;egemen sınıfın krize bir çözümü yok. en iyi tepkinin ne olacağı konusunda kendi aralarında bölünmüş durumdalar. batan bankaların kapitalizmi ve sistemin sıradan insanlar nezdinde inandırıcılığını nasıl etkileyeceğinden endişeleniyorlar.&lt;br /&gt;ingiltere başbakanı gordon brown lloyds tsb’nin hbos’u devralmasını ayarladı. hbos’un iş yapabilmek için her gün milyarlarca sterlin borç alması gerekiyordu, kredilerin sıkışması –ve artan maliyeti- bunu zorlaştırdı.&lt;br /&gt;hükümet ingiltere’nin en büyük mevduat bankasının batmasına göz yumamazdı. ingiltere’deki her beş mortgageden biri hbos’dan alınmış ve her on kişiden birinin hbos’ta hesabı var.&lt;br /&gt;devletin bir bankayı kurtarıp kurtarmayacağı zamanlamaya da bağlı. bazen egemen sınıf sistemin bir iflası kaldırabileceğine ve olayın daha ciddi hasara yol açmayacağına inanabilir.&lt;br /&gt;devletler kendi borç seviyelerini de düşünmek zorundalar – şirketi kurtaracak para var mı yok mu diye. ayrıca devlet müdahalesi ideolojik sorunlara da yol açar – şirketleri devletleştirmek 1980’lerden bu yana dünyaya egemen olan yeni liberalizme aykırı.&lt;br /&gt;ancak ekonomik kriz kapitalizme içkin olduğundan yöneticilerimiz bu sorunu temelli olarak çözemezler, kendi aralarındaki bölünme yüzünden de müdahaleleri tutarsız olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;5. kapitalizm neden büyüme ve çökme çevrimlerini takip eder?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;şimdi tanık olduğumuz kaos sadece kapitalizmin en sonuncu krizi. küresel ekonomi son 35 yılda bir dizi kriz yaşadı; 1973, 1990-93, 1998 ve 2001-2 bunlar arasında.&lt;br /&gt;kar oranları 1973 krizi öncesindeki düzeyine halen dönemedi. her bir ekonomik kriz sona erdiğinde serbest piyasanın peygamberleri bize sistemdeki bütün sorunların giderildiğini söyler. sonra bir sonraki ekonomik krizle hepsi yeniden paniğe kapılır.&lt;br /&gt;bu büyüme çökme çevrimleri kapitalizmin rekabetçi ve anarşik doğasından kaynaklanıyor. ekonominin merkezi bir planı olmadığından her bir şirket bir ya da daha fazla mal üreterek pazarın en büyük kısmını ele geçirmeye çalışır.&lt;br /&gt;sonunda ihtiyaç duyulandan fazla mal üretilmiş olur ve bunlar elde kalarak stoklarda birikir – karlar düşer, şirketler batar ve işçiler işten çıkarılır.&lt;br /&gt;işçilerin mal almak için daha az parası olunca kriz daha da kötüleşir ve sistem dibe vurur.&lt;br /&gt;bazı şirketlerin batması sistemin tekrar canlanmasına yardımcı olur çünkü rakipleri onların teknolojisi ve piyasa payını ucuza satın almıştır.&lt;br /&gt;bütün bunların altında sistemin temel bir sorunu yatar – kar oranlarının düşme eğilimi.&lt;br /&gt;karl marks bu eğilimi 100 yılı aşkın süre önce saptadı. bu gerçekleşen karların düştüğü anlamına gelmiyor – şirketler halen milyarlar kazanıyor çoğu karlarını arttırıyor. ancak zaman içerisinde yatırımlarının getiri oranı azalma eğilimindedir.&lt;br /&gt;çünkü gerçek değer, işçilerin çalışmasından kaynaklanır. insanların çalışarak ürettiği değer, ücretler olarak geri kazandıklarından fazladır.&lt;br /&gt;yani kapitalistler işçilerin çalışmasının yarattığı değerin bir kısmını çalmaktadırlar. “artı değer” denilen bu fark karın temelidir.&lt;br /&gt;ancak patronlar rekabet baskısı nedeniyle işgücüne yatırdıkları miktarı azaltmaya çalışırlar.&lt;br /&gt;bunun yerine işgücüne daha az para ödemelerini sağlayacak yeni teknolojilere yatırım yaparlar. yeni teknoloji ve makineler sayesinde aynı sayıda veya daha az işçiyle aynı miktarda malı üretebilirler.&lt;br /&gt;ayrıca işçilerin sömürü oranını da arttırmaya çalışırlar – yani insanları daha az paraya daha çok çalıştırırlar.&lt;br /&gt;şirketler yeni teknolojiye yatırım yaparak rakiplerini geride bıraktıklarından kısa vadede kazançlarını arttırabilirler. ama diğer şirketler de aynısını yaptığında, bu avantaj ortadan kalkar ve patronların karlarını arttırmak için yeni yollar bulması gerekir.&lt;br /&gt;kar oranlarının düşme eğilimi kapitalistleri sürekli yeni para kazanma yolları aramaya iter.&lt;br /&gt;bunu yeni piyasalar yaratarak veya spekülatif balonlar şişirerek yapabilirler.&lt;br /&gt;bunlar ekonomiyi geçici olarak yüzdürebilir ve sorunları gizleyebilir. ama kriz kapitalizmin işleyiş biçimin içinde mevcut olduğundan aynı sorunların gelecekte tekrar ortaya çıkması kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;6. finansal piyasalar nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;en basit haliyle finansal piyasa büyük bir kumarhanedir ama kapitalizmin işlemesi için vazgeçilmezdir.&lt;br /&gt;kapitalizm karlarını en yükseğe çıkarmak için birbirleriyle rekabet eden şirketlere dayanan bir sistemdir. şirketler genellikle karlarının bir kısmını yeni teknolojiye yatırarak rakipleri üzerinde avantaj yakalamaya çalışırlar.&lt;br /&gt;ancak kapitalistlerin karlarını derhal değerlendirebilecekleri bir alan yoksa veya yatırım yapmaları gerektiği halde yeterli sermayeleri yoksa bankacılık sistemi, borsa ve benzeri kuruluşlar yatırımı finanse edecek araçlar sunar.&lt;br /&gt;ayrıca bu kurumlar diğerlerinin karlarını değerlendirebilecekleri alanlar da sağlar. örneğin bir kapitalist daha sonra yatırım yapma umuduyla banka hesabında para biriktiriyor olabilir. banka o parayı şimdi yatırım yapmak isteyen başka bir kapitaliste borç verir.&lt;br /&gt;ancak finansal sistem aynı zamanda bir istikrarsızlık kaynağıdır. şayet kar oranlarında ani bir düşüş olursa veya piyasada güven kaybı yaşanırsa orta çıkan panik bu kanaldan sisteme yayılabilir.&lt;br /&gt;modern kapitalizmde hisse senetleri kendi başlarına bir hayat yaşamaya başlayabilir. zenginlerin hisse senetleri ve tahvillerin, döviz kurlarının veya diğer yatırım araçlarının fiyatı üzerine spekülasyon yaptığı büyük kumarhaneler ortaya çıkar – new york’taki wall street veya londra borsası gibi.&lt;br /&gt;düzenleme ve sınırlamaları kaldırma şeklindeki neoliberal politika piyasa kumarhanelerinde kumar oynamanın birçok yeni türünün doğmasına yol açtı.&lt;br /&gt;sözgelimi vadeli iş sözleşmeleri (futures contracts) belir bir malın fiyatının belirli bir tarihte ne olacağı hakkındaki muazzam bahisleri içerir.&lt;br /&gt;vadeli (futures) işlemler türev işlemlerin en basit örneğidir – türevler, değeri daha basit başka bir işlemden “türetilen” finansal araçlardır. bu “türevler” tüccarların hisse veya borç senetlerinin fiyatları hakkında karmaşık bahislere girebilmesine izin verir, hem de bu senetlere sahip olmadıkları halde.&lt;br /&gt;2007 sonunda bütün türevlerin teorik değeri 596 trilyon dolar idi.&lt;br /&gt;piyasaların bu şekilde helezonik olarak büyümesi finansal sistemi küresel çapta birbirinin içine geçirir. ancak işler kötü gittiğinde de toptan kaosa yol açar.&lt;br /&gt;örneğin geçen yıl çöken mortgage borçları piyasasının etkileri.&lt;br /&gt;şirketler borçları ellerinde tutup faiz ödemelerini toplayacaklarına, bunları birleştirerek borç senedi olarak başkalarına sattılar. başka birileri bu borç senetlerinin fiyatı üzerine bahse tutuştu.&lt;br /&gt;başka bazı kurumlar da bu borç senetlerini sigortalayarak, borcun geri ödenememesi riskini üstlendi (elbette sigorta primleri karşılığında) – (cds, credit default swaps).&lt;br /&gt;abd’nin en büyük dördüncü yatırım bankası lehman brothers’ın yakınlarda batması, sigorta şirketlerinin elinde borç senedi olanlara multi milyar dolarlar tutan ödemeler yapmasına yol açtı.&lt;br /&gt;bu sigorta alış verişleri iki şirket arasında yapıldığından kimse kimin kime ne kadar borcu olduğunu – veya geri ödenip ödenmeyeceğini bilemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;7. finansal kriz ekonominin geri kalanını etkiler mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;ekonominin geri kalanı finansal piyasalarda olanlardan etkilenir. “gerçek” ekonomi işçiler ve kapitalistler arasındaki bölünmeye dayanır. kapitalistler işçileri istihdam ederek onlara ürettikleri değerin genellikle çok altında bir ücret öderler.&lt;br /&gt;finansal piyasalar karl marks’ın deyişiyle “hayali seymaye”dir. bunların faaliyetleri ne yeni servet yaratır ne de üretimi arttırır. işçilerin yarattığı karlarla kumar oynanmasıdır – ve bunlar nihayetinde gerçek ekonominin gidişatına bağlıdırlar.&lt;br /&gt;hisse senetlerinin iddia edilen değeri ne kadar abartılmış olursa olsun, şirketin ödediği kar paylarının seviyesiyle ilişkilidirler ki bu da kara bağlıdır. karlar düşüyorsa şirket kar payı ödemesi yapamaz ve hisse değerleri düşer.&lt;br /&gt;piyasalar bir süreliğine gerçek karlara denk düşen değerlerin çok üzerine çıkabilir. bu durum spekülatif bir balon yaratır ki sonunda balonun patlaması kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;böylesi bir şey olduğunda bunun gerçek sonuçları olur. örneğin hedge funds denilen yüksek riskli yatırım fonlarının belli başlı yatırımcıları emeklilik fonlarıdır. kumar oynadıkları fişler sıradan insanların emeklilikleridir.&lt;br /&gt;finansal sektördeki kriz gerçek ekonomiye de geçer. kredilerin kuruması sadece bankerlerin işinden olması değil gerçek şirketlerin batması da demektir.&lt;br /&gt;ingiltere’de okullar ve hastanelerde iş yapan pfı (özel finansman inisiyatifi) şirketlerine hükümetin ödediği milyarlarca sterlin, para piyasalarına yatırılmış durumda. piyasayı kurtarmak için yapılan her bir kurtarma operasyonu veya yatırım, kamu hizmetlerine harcanabilecek kamu parasının patronlara verilmesi demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;8. bu krizin sıradan insanlar üzerindeki etkisi ne olacak?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;kriz hakkında yorum yapanlar 1930’ların büyük bunalımının tekrarlanmak üzere olduğu şeklinde spekülasyonlar yapıyorlar. o dönemle benzerlikler var – sözgelimi spekülasyon ve kredilerin krizde oynadığı rol.&lt;br /&gt;ancak doğrusu 1930’lar tarzı dramatik bir krizle mi yoksa daha uzun bir durgunluk ve daralma dönemiyle mi karşı karşıya olduğumuzu kimse bilmiyor.&lt;br /&gt;kesin olan bir şey var – bizi yönetenler aynen 1930’larda yaptıkları gibi krizin faturasını işçi sınıfına ödetmek isteyecekler. işten çıkarmalarda ve işsizlikte şimdiden önemli artış görüyoruz, daha fazla iş kaybı tehlikesi de gündemde. ingiltere’de ev piyasası neredeyse durma noktasına geldi.&lt;br /&gt;finansal sektörde kriz bankaların insanlara ve işletmelere borç vermeye çok daha az gönüllü olması demek. bunun çeşitli sonuçları var.&lt;br /&gt;ekonomi bir süredir ucuz kredi bolluğu ile ayakta duruyordu. ücretler düşük tutulsa da insanlar kredi sayesinde tüketici mallarını alabiliyorlardı.&lt;br /&gt;artık ucuz kredi yok – üstüne artan hayat pahalılığı, ücret sınırlandırması ve işsizlik korkusu – insanlar daha az harcıyorlar. bu da ekonominin sorunlarını büyütüyor.&lt;br /&gt;hükümetler kapitalizmin tekerlerini yağlamaya çabalayarak finansal sektöre milyarlar pompalıyorlar.&lt;br /&gt;bir şirketin batmasının ekonominin geri kalanını olumsuz etkileyeceğini düşündüklerinde şirket de kurtarıyorlar.&lt;br /&gt;bunlar ülkelerin bütçe açıklarını büyütüyor.&lt;br /&gt;northern rock’ın devletleştirilmesi yüzünden ingiltere’nin ulusal borcuna 87 milyar sterlin daha eklendi. ulusal borç ingiltere’nin ulusal gelirinin yüzde 43,3’üne ulaştı.&lt;br /&gt;diğer yandan işsizliğin artması ödenen vergilerin azalması anlamına geliyor. yeni işçi partisi ve muhafazakâr parti bütçe açığıyla baş etmek için devlet harcamalarında kısıtlama yapmayı dolayısıyla kamu hizmetleri ve emeklilik maaşlarını kısmayı deneyecekler.&lt;br /&gt;özel şirketler çalışanlarının emeklilik öncesindeki son maaşlarının miktarına dayalı emeklilik ödemesi programlarına saldırarak masraf azaltmaya çalışacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;9. saldırılara direnmek için ne yapabiliriz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;ekonomik durgunluğun bizi nasıl etkileyeceğini işçi sınıfının nasıl mücadele edeceği belirleyecek.&lt;br /&gt;yaşanan çalkantı küresel bir krizin bir parçası. ancak sıradan insanların durumunu hafifletmek için hükümetin uygulayabileceği bazı önlemler var– biz de bunların uygulanmasını talep etmeliyiz.&lt;br /&gt;işçiler acı çekerken birçok çokuluslu şirket milyarlar kazanmaya devam ediyor. rekor seviyede kar ettikleri halde enerji fiyatlarına zam yapan enerji şirketleri haliyle dikkatlerin odağı haline geldi.&lt;br /&gt;hükümet bu şirketlere “ekstra kar” vergisi uygulayabilir. sonra bu para düşük ücretli işçilere ve devlet yardımı alanlara fiyat artışlarıyla baş edebilmeleri için yardım olarak verilebilir.&lt;br /&gt;hükümet daha ileri giderek enerji fiyat artışlarına üst sınır getirebilir. enerji şirketlerini devletleştirebilir. durgunluğun etkileriyle mücadele etmek için elindeki kaynakları arttırmak için şirket vergilerini arttırabilir.&lt;br /&gt;zenginleri ve şirketlerin karlarını vergilendirerek elde edilen milyarlar toplu konut inşasına ve kamu hizmetlerine akıtılabilir.&lt;br /&gt;hükümet bu parayla devlet yardımları ve emeklilik aylıklarını arttırabilir.&lt;br /&gt;hükümetin kamu sektöründe ücret sınırlandırmasını kaldırmasını talep etmeliyiz, çünkü bunun anlamı milyonlarca işçinin ücretlerinin artan fiyatlar karşısında erimesi.&lt;br /&gt;bütün saldırılara karşı tabanda direniş gerekiyor, aynen 1930larda olduğu gibi.&lt;br /&gt;bu da insanların evlere haciz konulmasını durdurmak için örgütlenmesi, işyerlerini ve fabrikaları kapanmasını önlemek için işgal etmek, sendikacıların enflasyonun altında ücret anlaşmaları yapmalarına karşı aşağıdan isyanı yoğunlaştırmak demek.&lt;br /&gt;ekonomik kriz kapitalizmin istikrarsızlık ve deliliğini ortaya çıkarır. bu da demektir ki milyonlarca insan sistemin temelini sorgulamaya başlayacak.&lt;br /&gt;bu durumda bizi yönetenler krizin suçunu başkalarına yükleyerek konuyu saptırmak isteyecekler. göçmenleri ve işsizleri günah keçisi yapmaya çalışacaklar.&lt;br /&gt;kapitalistler ve devletler arasındaki rekabet şiddetlendikçe daha çok savaş olasılığı da artacak. bu yüzden sıradan insanların birlikte mücadele etmesi çok önemli- hem durgunluğun getireceği yıkımı durdurmak için hem de toplumu sağa götürme girişimlerini durdurmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;10. reformlar yeterli mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;ekonomik kriz kapitalizmin parçasıdır. ekonomik durgunluğa son vermenin tek yolu bu anarşik sistemin yerine işçi denetimine dayalı, demokratik olarak planlanan bir ekonomiyi yani sosyalizmi geçirmektir.&lt;br /&gt;bu tabi gökten düşmeyecek. sıradan insanların bunu bizzat kendilerinin yaratması lazım.&lt;br /&gt;birçok insan sistemin kendilerine bir yararının olmadığını görebilir – en çok da böyle zamanlarda.&lt;br /&gt;sorun şu ki, toplumu örgütlemenin tek yolunun kapitalizm olduğu şeklindeki fikirlerin egemen olduğu bir sistem içinde yetiştik.&lt;br /&gt;ama sistem aynı zamanda insanları mücadele etmeye de iter – ve bu mücadeleler içinde işçi sınıfından insanlar kendilerine güven kazanırlar. insanlar birden eskiden olanaksız olduğunu düşündükleri şeyleri yapabildiklerini görürler – bir grev örgütlemek, bir toplantıda konuşmak veya saldırılara direnmeye ikna etmek için insanlarla tartışmak.&lt;br /&gt;reformlar için mücadele etmek ve sistemin önceliklerine meydan okumak egemen ideolojiyi çatlatır.&lt;br /&gt;devrimciler iki sebeple reformlar için mücadele ederler. birincisi gerçekten de bu reformları isteriz – kamu hizmetlerinin özelleştirilmesini durdurmak, ırkçılığa meydan okumak ve işçilerin haklarını arttırmak isteriz çünkü bunlar sıradan insanların hayat kalitesi açısından önemlidir.&lt;br /&gt;ancak reformlar için mücadele aynı zamanda insanları eyleme geçirir, kendilerine güvenlerini ve sistemi sorgulamalarını artırır.&lt;br /&gt;kapitalizmin ihtiyacımız olan şeyleri sağlayamadığı gerçeği ortaya çıktıkça birçok insan radikalleşecek ve dünyayı toptan değiştirme ihtiyacı hissedecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;socialist worker, 27 eylül 08&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-2859403799394926923?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/2859403799394926923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/10-soruda-krizin-nedenleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2859403799394926923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2859403799394926923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/10-soruda-krizin-nedenleri.html' title='10 SORUDA KRİZİN NEDENLERİ'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3613845360369086190</id><published>2008-10-07T13:38:00.000-07:00</published><updated>2009-01-23T17:54:43.464-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><title type='text'>AKTÜTÜN, "ACI TÜTÜN"...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SOvPPEnU4SI/AAAAAAAABks/NXWG9NOCrdA/s1600-h/tutun.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SOvPPEnU4SI/AAAAAAAABks/7oxyLQdcn8g/s320-R/tutun.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;tüm umutların tütüne bağlandığı bir urla baharını anlatır &lt;b&gt;necati cumalı&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;"acı tütün"&lt;/b&gt; adlı romanında. dumanaltı kahve köşelerinde sabahlayarak tütün taban fiyatlarının açıklanmasını bekleyen kasabalıları, sonrasını hiç de tahmin edemeyecekleri bir gelişme beklemektedir. binnaz'la evlenme hayalleri kuran ferit'ten, kasabanın doktoruna kadar herkes tütün işindedir, yaşamları ve gelecek düşleri, o sabah tekelden gelecek açıklamaya iliştirilmiştir. ahali tekelin önünde toplandığında, az sonra çakacak ve ege köylüsünün&amp;nbsp; acımasız piyasaya başkaldırısını başlatacak kıvılcımların gökyüzünde birikmeye başladığından habersizdir. olan olur. tekel idaresi beklenen fiyatın yarısını bile vermez. köylüler tek çıkar yolun örgütlenmekten geçtiğini, onca homurdanmadan sonra er geç farkedecek ve tüm egeyi kasıp kavuracak yürekli bir başkaldırıyı başlatacaklardır.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;b&gt;acı tütün&lt;/b&gt;" öfkenin bilince dönüşmesinin ele alındığı sıcak ve gerçekçi bir romandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçenlerde aktütün denen allah'ın belası bir tepede, "oradan ve buradan" kırk genç insan öldü. on yıllardır, artık neredeyse bağımlısı olduğumuz aynı kabus bulutları başımızın üzerinde dolaşmaya başladı yeniden. karamsarlık, korku ve öfke hakim oluverdi zihinlere hemen. artık yüzlerini eskitmiş emekli asker, terör, ortadoğu uzmanı zevat kapladı televizyonları. ben mantıklı tek bir önerilerini işitmedim daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her defasında terör örgütü bitti deniyor, son çırpınışları deniyor. zaten güçsüzlüklerini örtbas etmek için saldırıyorlar, deniyor. sözkonusu karakola bu bilmemkaçıncı saldırı. sözde abd anlık istihbarat veriyor. gündüz gözüyle neredeyse bütün bir gün sürüyor çatışma. kalkmışlar, maddi yetersizliklerden dolayı karakolu tacize açık o bölgeden taşıyamadıklarını açıklıyorlar. özürleri kabahatlerinden büyük.&amp;nbsp; sınır ötesi kara harekatları, defalarca denenmesine rağmen sonuç getirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi hemen devreye, belki de kürtlerle bin yıl düşmanlık getirecek "tampon bölge" önerisi getiriliyor. kanamalı bir rahatsızlık var, doğru. kanama, canlarda ama daha çok da zihinlerde, yüreklerde. kanama içerimizde. tamponu içerimize bastırmak gerek. kürtlere iş vermek gerek, aş vermek gerek, kürt olmalarından duydukları onurla bizlerle yanyana yaşamalarına izin vermek gerek. askeri yöntemlerle ancak böylesi sonuçlar alınabiliyor. bunun artık görülmesi gerek. gencecik askerlerin niçin o lanet tepede öldüklerini birilerinin açıklaması gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet, öfkeliyiz. 40 bin insanımızı bu soruna kurban verdiğimiz için acılıyız, öfkeliyiz. balıkesir'deki gibi öfke bazen kürt komşusuna yönelebiliyor körce. bizi, bir daha biz olamayabileceğimiz bir tezgaha getirmek isteyenler var. aklın öfkeye yenik düşmesini kollayanlar var.&lt;br /&gt;biz artık bu "acı tütünü" içmemeliyiz. öfkemizi bilince dönüştürmeliyiz. &lt;b&gt;bülent ersoy&lt;/b&gt; kadar cesur olmayı becerebilmeyiz...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3613845360369086190?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3613845360369086190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/aktutun-aci-tutun.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3613845360369086190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3613845360369086190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/aktutun-aci-tutun.html' title='AKTÜTÜN, &quot;ACI TÜTÜN&quot;...'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SOvPPEnU4SI/AAAAAAAABks/7oxyLQdcn8g/s72-Rc/tutun.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3440167742403661591</id><published>2008-10-02T04:46:00.000-07:00</published><updated>2009-01-23T17:55:38.122-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kriz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><title type='text'>KAPİTALİZM HARİKA, İNSANLAR OLMASA....</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SOS2vrqDU0I/AAAAAAAABkk/FMYLDJufUnI/s1600-h/borsa.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SOS2vrqDU0I/AAAAAAAABkk/S6PjeCmx5Rw/s320-R/borsa.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;vurun kahpeye misali vuruyorlar &lt;b&gt;serbest piyasa&lt;/b&gt;ya. ulan ayıptır. zenginliğinizi, müreffeh ülkelerinizi, mutluluğunuzu, tosuncuk bebelerinizi ona borçlusunuz. onun sayesinde ciplere biniyor, tosuncuklarınızı kolejlere gönderiyor, onun sayesinde kırkınızda botokslanıp derhal gençleşiveriyorsunuz! bankalarınız, borsalarınız, reklam şirketleriniz serbest piyasa sayesinde böyle semirdi, size bu maaşları ödeyebildi. bu serbesti sayesinde&amp;nbsp; "halktan arındırılmış yuttaşlar bölgelerinde" konut sahibi oldunuz. gelecek kaygısından kurtuldunuz. plazalarınızda patronlarınızın yaşamına öyküne öyküne yaşayabilme şansınız oldu.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi n'oldu peki? neden kocaman bir halktan arındırılmış sesler korosu oluşturup &lt;b&gt;"marx haklıymıışş"&lt;/b&gt; diye çığırmaya başladınız. aslında sizin patronlarınızın ve sizin daha iyi, ama hep daha da iyi yaşama arzunuz olmasa var ya, ne harika bir şekilde yoluna devam ederdi aslında serbest piyasa, biliyor musunuz? serbest piyasanın hiç suçu yok, o masum. bırakın yine çözsün kendi kendine bu krizi. doğadaki gibi doğal seleksiyon işlesin. aslında adını da "doğal piyasa" olarak değiştirsin. bu sayede fazlalıklar temizlensin. risk analizini iyi yapamayıp bodoslama yatırımlara girişenleriniz ayıklansın. en iyi uyum sağlayabilenler ayakta kalsın. hadi yiyorsa, on yıllardır göklere çıkardığınız serbest piyasanız, bırakınız yapsın. piyasalar kendi free doğasına uygun bir şekilde tam temizliğe başlamışken, şimdi siz ihanet içindesiniz.  serbest piyasa aşkınızı terkettiniz. fütursuzca &lt;b&gt;marx&lt;/b&gt;'ın yatak odasına giriverdiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;serbest piyasayla düşe kalka yıllarca arzularınızı tatmin ettiniz. arzularınızın denetimsizliği piyasaya da at koşturdu. o, bu denetimsiz sahada aşırılıkları ve eksikleri arasında bir denge kurmaya çalıştı. onu dizginlemeye çalışan kuvvetlerle savaştı. şimdi aranızdan kimilerini sırtından atma zamanı geldi. ama siz düşmek istemiyorsunuz. ne öneriyorsunuz? kapitalistler konseyiniz, yani devletiniz duruma el atsın! at terli! artık bu kadar serbest olmasın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maliyeti siz ve sizin sınıfınız değil, başkaları ödesin. başka ülkeler ödesin. devlet geri gelsin, sertleşsin. bir de bu zamanda sizi zorlayacak yoksullarla, onların bağırışlarıyla uğraşmayın. onların vergileri sizin şirketlerinize aktarılsın. ayağa kalkmaya çalışırlarsa da "konseyiniz" icaplarına baksın! gerekirse dünya daha da istikrarsızlaşsın. yoksul ülkeler daha da yoksullaşsın. olmadı bir kaç savaş daha başlatılsın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok açık bir gerçek var. kapitalizm serbest de denetimli de olsa büyük krizlere yol açıyor. 1929'da serbestti, 1950'lerde ise denetimli. krizlerden kaçamadı. maliyeti de her defasında yoksullar ödedi. şunu bilin, şimdi &lt;b&gt;marx&lt;/b&gt; sizi yatak odasından kovuyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sizi s*kmeye sonra kendi gelecek!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3440167742403661591?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3440167742403661591/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/kapitalizm-harika-insanlar-olmasa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3440167742403661591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3440167742403661591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/kapitalizm-harika-insanlar-olmasa.html' title='KAPİTALİZM HARİKA, İNSANLAR OLMASA....'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SOS2vrqDU0I/AAAAAAAABkk/S6PjeCmx5Rw/s72-Rc/borsa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-7935261815026213935</id><published>2008-10-01T03:33:00.000-07:00</published><updated>2009-01-23T17:56:18.102-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><title type='text'>TOLSTOY  VATANSEVERLİĞE KARŞI!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SONSAgZhBKI/AAAAAAAABkU/KE82BJ3435E/s1600-h/vatan.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SONSAgZhBKI/AAAAAAAABkU/4sCAmLYq3DM/s320-R/vatan.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&amp;nbsp;"hükümran sınıflar, emekçi yığınlarınkine nazaran sıradışı avantajlara sahip konumlarını, ancak vatanseverliğe yaslanan iktidar sistemi sayesinde koruyabilirler.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;halkı etkileyebilecek en güçlü araçlar ellerindedir ve daima sebatla kendilerinde ve başkalarında vatansever duyguları beslerler, özellikle de, iktidar erkini ayakta tutan o duygular, o erk tarafından daima en iyi şekilde ödüllendirilenler olunca..."&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;yokuş yayınları, büyük rus romancı&lt;b&gt; tolstoy&lt;/b&gt;'un milliyetçilik ve yurtseverlikle ilgili yazılarını &lt;b&gt;acar burak bengi&lt;/b&gt;'nin editörlüğünde "&lt;i&gt;&lt;b&gt;vatanseverliğe karşı"&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; adıyla yayımladı.&amp;nbsp; &lt;a href="http://books.google.com.tr/books?id=Yy2_Nz3x4rIC&amp;amp;pg=PA86&amp;amp;lpg=PA86&amp;amp;dq=vatanseverli%C4%9Fe+kar%C5%9F%C4%B1+t&amp;amp;source=web&amp;amp;ots=qzo55un7my&amp;amp;sig=KQc0UmY4ho4mj6CG7Q_UQ9LkT7c&amp;amp;hl=tr&amp;amp;sa=X&amp;amp;oi=book_result&amp;amp;resnum=7&amp;amp;ct=result#PPA6,M1"&gt;&lt;b&gt;google books&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;'tan izleyebilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-7935261815026213935?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/7935261815026213935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/tolstoy-vatanseverlie-kari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/7935261815026213935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/7935261815026213935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/10/tolstoy-vatanseverlie-kari.html' title='TOLSTOY  VATANSEVERLİĞE KARŞI!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SONSAgZhBKI/AAAAAAAABkU/4sCAmLYq3DM/s72-Rc/vatan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-8327693826598254695</id><published>2008-09-25T17:42:00.000-07:00</published><updated>2009-01-23T17:56:55.729-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><title type='text'>YOKSULLUK TUZLA'DIR! DÖN DE GÖTÜNÜ ÖRT!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SNwwhI3z5_I/AAAAAAAABkM/3WfTo5Y1mlQ/s1600-h/tuzla1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SNwwhI3z5_I/AAAAAAAABkM/OqINiNTJ630/s320-R/tuzla1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;blog action day 08&lt;/b&gt; (blog hareket günü) bu yılın temasını yoksulluk olarak belirlemiş. mesela biz şimdi &lt;b&gt;yoksulluk, tuzla'dır&lt;/b&gt; desek, 100'den fazla işçinin öldüğü bu '&lt;b&gt;insan öğüteci'&lt;/b&gt;nin siciline bakmaya taa 2004'ten, &lt;a href="http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=849"&gt;şurdan&lt;/a&gt;&amp;nbsp; başlasak. tuzla'nın nasıl da siyaseti aşan, 'yandaşlığı' alaşağı ediverecek apaçık sırsızlığını şimdilik &lt;a href="http://yenisafak.com.tr/Yorum/?t=19.08.2008&amp;amp;i=135409"&gt;şurdan&lt;/a&gt; okuyuversek. 'her şey mubah'çılardan olmadığımızı, yıldırım türker'in şu güzelim &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=EklerDetay&amp;amp;ArticleID=883479&amp;amp;Date=21.06.2008&amp;amp;CategoryID=42"&gt;öfkesinden&lt;/a&gt; yola çıkarak biraz kanıtlasak birbirimize. şimdilik bunları sindirsek yeter. &lt;b&gt;blog action day'&lt;/b&gt;in yoksulluk gündemi&amp;nbsp; için kafa yormaya başlamak için çok neden var memlekette..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-8327693826598254695?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/8327693826598254695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/mesela-yoksulluk-misal-tuzladr-desek.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/8327693826598254695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/8327693826598254695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/mesela-yoksulluk-misal-tuzladr-desek.html' title='YOKSULLUK TUZLA&apos;DIR! DÖN DE GÖTÜNÜ ÖRT!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SNwwhI3z5_I/AAAAAAAABkM/OqINiNTJ630/s72-Rc/tuzla1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-5851160693418632153</id><published>2008-09-24T15:28:00.000-07:00</published><updated>2009-01-23T17:58:14.045-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><title type='text'>SAĞLAM BİR İT: JUST DO IT!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SNq_i0IP7aI/AAAAAAAABkA/pjc5U7nBXk0/s1600-h/justdoit.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SNq_i0IP7aI/AAAAAAAABkA/w2AsWSt24-I/s400-R/justdoit.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://freshpics.blogspot.com/2008/09/brand-irony-by-sharad-haksar.html"&gt;kaynak&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-5851160693418632153?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/5851160693418632153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/just-do-it.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5851160693418632153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5851160693418632153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/just-do-it.html' title='SAĞLAM BİR İT: JUST DO IT!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SNq_i0IP7aI/AAAAAAAABkA/w2AsWSt24-I/s72-Rc/justdoit.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3839020893804145462</id><published>2008-09-23T14:17:00.000-07:00</published><updated>2009-01-23T17:59:02.818-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemalizm'/><title type='text'>AT İZİ, İT İZİ VE BİR ANKET SORUSU!</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;i&gt;..."liberal demokratlar" ordusu bugün çanakkale direnişine, işgalciler karşısında elde silah dövüşen efelere, asker kaçaklarına, çetelere, kuvvacılara saldırıyorsa, durup bir düşünmek, derin manayı çözmek gerekir... &lt;/i&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;yukarıdaki satırların yazarı kim olabilir? hangi siyasal görüştendir sizce bu şahıs? kendine yakıştırdığı kimlik hangisidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A) islamcı anti-emperyalist&lt;br /&gt;B) ulusalcı&lt;br /&gt;C) kemalist&lt;br /&gt;D) marksist&lt;br /&gt;E) ülkücü&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zorlandınız mı? o zaman alıntının devamını da ekleyelim. bir kaç seçeneği elemek mümkün olur belki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;i&gt;...bağımsızlık talebi milliyetçilikmiş! evet, şimdilerde "sol"da pek bir revaçta bu laf. sizi köpek ruhlular sizi!.. O zaman "yaşasın ikinci bağımsızlık savaşımız!" diye ayaklanan, yerlisinden avrupa kökenlisine, melezine kadar tek yumruk olup meydanları anti-emperyalist sloganlarla dolduran latin amerika halkları da milliyetçi!..&lt;/i&gt;&lt;/blockquote&gt;yazar düpedüz zıvanadan çıkmış. "latin amerikalıların" milliyetçi olmadığını ileri sürüyor. oysa birinci bağımsızlık savaşlarında da milliyetçiydiler, küba devriminde de öyleydiler, şimdi de milliyetçiler. aslında yazar, "milliyetçiliğin kötü bir şey olabileceğini ima edenler köpeklerdir"&amp;nbsp; demeye getiriyor da&amp;nbsp; açık açık söyleyemiyor. ulaşamadı henüz o "güzel kafaya", rahatlayamadı bir türlü!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;milliyetçiliği, milliyetçi çeteleri, milliyetçi bombacıları, ergenekonu, darbe girişimlerini deşifre eden herkesi akp ajanı sanan paranoid şizofren yazarımız, hakkında kampanya başlattığımızı sağda solda anlatan, yazan &lt;b&gt;hakan gülseven&lt;/b&gt;'den başkası değil. takmış kafasına solculuğu, milliyetçiliğe pupa yelken açmış gidiyor. türkiye stalinist solunun öncüllerinin zerre kadar milliyetçi olmadığını iddia ederek,&amp;nbsp; buna delil olarak&amp;nbsp; amerikan emperyalizmiyle mücadele jargonunu göstererek, var olanı gizleyip&amp;nbsp; güzelliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üstelik, şimdi de hakim aynı jargon stalinist solda.&amp;nbsp; zerre kadar değişmedi ki! bir fabrika&amp;nbsp; yabancılara mı satılacak,&amp;nbsp; hemen&amp;nbsp; "bu memleket bizim"&amp;nbsp; sloganı atılıyor.&amp;nbsp; bu slogan işçi sınıfının kafasındaki hakim ideoloji olan milliyetçilikten üreyip onu yeniden üretmiyor mu?&amp;nbsp;  yani "bu memleketin neresi bizim yahu" sorusunun sorulmasını geciktirmiyor mu? &lt;b&gt;hakan gülseven&lt;/b&gt; bal gibi biliyor bunu. niye ayrı duruyor? stalinistlerle, bilemem artık, başka milliyetçilerle birleşmelidir. o &lt;a href="http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/08/lemana-kapaklanan-red-sosyalistlere.html"&gt;saldırgan&lt;/a&gt; bir vatanseverdir. yeri vatanseverlerin yanıdır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3839020893804145462?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3839020893804145462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/at-iziyle-it-izi-ve-bir-anket-sorusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3839020893804145462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3839020893804145462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/at-iziyle-it-izi-ve-bir-anket-sorusu.html' title='AT İZİ, İT İZİ VE BİR ANKET SORUSU!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3687275427629641146</id><published>2008-09-22T14:11:00.000-07:00</published><updated>2008-09-22T14:14:17.566-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muzik'/><title type='text'>goober patrol | mind the gap</title><content type='html'>&lt;object height="300" width="400"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1582795&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1582795&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/1582795?pg=embed&amp;amp;sec=1582795"&gt;Goober Patrol _mind The Gap&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/superface?pg=embed&amp;amp;sec=1582795"&gt;Tom Blyth&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/?pg=embed&amp;amp;sec=1582795"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3687275427629641146?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3687275427629641146/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/goober-patrol-mind-gap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3687275427629641146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3687275427629641146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/goober-patrol-mind-gap.html' title='goober patrol | mind the gap'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-2189550342450290911</id><published>2008-09-21T08:57:00.000-07:00</published><updated>2008-09-21T09:20:25.761-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muzik'/><title type='text'>müzik blogları</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SNZu_tTqdJI/AAAAAAAABjE/eLq5PBs5doQ/s1600-h/AlbumArt_%7B09C80C46-42ED-4D90-B85D-43DC31EBCD42%7D_Large.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SNZu_tTqdJI/AAAAAAAABjE/ct3CpvJNeck/s400-R/AlbumArt_%7B09C80C46-42ED-4D90-B85D-43DC31EBCD42%7D_Large.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;izlediğim müzik bloglarını yazmayı bir süredir düşünüyordum. bir kısmını toparlayıp "müzik blog" başlığıyla üçüncü sütunun altına ekledim. çoğunlukla alternatif müzik konularının ele alındığı bu blogların izlenmesinde yarar var. şimdi hatırlamıyorum, birinde &lt;b&gt;mad season&lt;/b&gt;'a rastladım. bir jenerasyonun rock tutkunlarının tadı damağında kalan ve önce basçıları baker'ın, ardından da efsanevi solistleri &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=layne+staley"&gt;layne staley&lt;/a&gt;'in ölümünün ardından "tarih " olan grubun '95 tarihli albümü &lt;b&gt;above&lt;/b&gt;'ı ve&amp;nbsp; &lt;b&gt;seattle soundu&lt;/b&gt;na çok şey kazandıran bu adamı anmak istedim. yandaki albüm kapağı da staley'in çizimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;above albümünü &lt;a href="http://rapidshare.com/files/142966219/Mad_Season_-_Above.rar%20"&gt;şuradan&lt;/a&gt; indirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=staley"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-2189550342450290911?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/2189550342450290911/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/mzik-bloglar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2189550342450290911'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2189550342450290911'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/mzik-bloglar.html' title='müzik blogları'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SNZu_tTqdJI/AAAAAAAABjE/ct3CpvJNeck/s72-Rc/AlbumArt_%7B09C80C46-42ED-4D90-B85D-43DC31EBCD42%7D_Large.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-6522710643373811681</id><published>2008-09-15T14:01:00.000-07:00</published><updated>2009-01-17T06:46:34.959-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam/laiklik'/><title type='text'>merhamet etmeyeceksin!</title><content type='html'>deniz feneri patlağıyla kudurup sağa sola çarpan lastik iktidarla, sahtekar, savaş çığırtkanı, ahlaksız burjuva medyasının kavgası var, işte şimdi tam da "yiyin birbirinizi" demenin zamanı! "üçüncü yol" işte böyle bir anda bizim yolumuz. soldaki ergenekon tartışmalarına işte böylece teğet değip asıl meseleye geleyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="kwout" style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.acikistihbarat.com/Resimler/Haber/deniz-feneri.jpg"&gt;&lt;img alt="http://www.acikistihbarat.com/Resimler/Haber/deniz-feneri.jpg" height="170" src="http://kwout.com/cutout/a/ad/qp/mv7_bor_rou_sha.jpg" style="border: medium none;" title="deniz-feneri.jpg (JPEG Image, 673x338 pixels)" width="390" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-top: 10px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.acikistihbarat.com/Resimler/Haber/deniz-feneri.jpg"&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://kwout.com/quote/aadqpmv7"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;merhametin kurumsallaşması&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;deniz fenerinin sloganı "yüzyılın iyilik hareketi"ydi. hakikaten, yakinen biliyorum, pek çok yoksul aileye "yardımları" dokundu. ancak bu yapılan gerçekten iyilik mi?&lt;span class="fullpost"&gt; ramazan ayındayız. dört bir yanda yoksulları doyurduğu söylenen iftar çadırları. fitre ve zekat toplama kampanyaları. türk hava kurumu bile dağıttığı zarflarla fitre topluyor. sıradan inananlar bu gibi kurumlara yaptıkları yardımlarla vicdanlarını rahatlatıyorlar. oysa merhamet son derece kişisel bir duygu. şimdi merhamet kurumsallaşıyor ve samimi inananların merhamet etmelerinin neticelerini denetleyebilme, sonuçlarını görüp "mutlu olabilme" şansları da ellerinden alınıyor. merhamet kurumsallaştıkça kolpa olasılığı artıyor. bu meselenin bir yanı. asıl ahlaksızlık "komşusu açken tok yatan bizden değildir" inanışında gömük. bu inanış sermayenin egemenliğini kabullenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;korkunç kötülükler ve mülkiyet hakkı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;hatırlatmaya hacet yok. yoksulluk kapitalizmin yapısal sorunu. yoksulluk sorununu çözebilmiş bir kapitalist ülke yok. yoksulluk sınırı ülkeden ülkeye değişse de böyle bir kriterin varlığı söylediğimizin kanıtı. korkunç olan, kapitalizmin bu sorunu yoksulların hayatta kalmalarını sağlayarak çözmeye çalışması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1857'de, brüksel'de &lt;b&gt;I. iyilikseverler kongresi &lt;/b&gt;toplanmıştı. marks'ın damadı ve ünlü "&lt;a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=CLB2OHNPNT5KP4L4ZMNR"&gt;tembellik hakkı&lt;/a&gt;"nın yazarı &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Paul_Lafargue"&gt;paul lafargue&lt;/a&gt;'nin anlatımına göre, fransa'nın lille bölgesinin en zengin fabrikatörlerinden biri olan bay scrive, yoğun tezahüratlar arasında kürsüye gelmiş ve şunları söylemişti: "çocuklar için birtakım eğlence olanakları sağladık. çalışırken şarkı söylemesini ve yine çalışırken sayı saymasını öğretiyoruz onlara; eğlendiriyor bu onları ve geçimlerini sağlamak için gerekli 12 saatlik çalışmayı cesaretle kabul ediyorlar."&lt;br /&gt;bir çocuğun geçimini sağlamak için gerekli olan çalışma başından beri bu sistemde var. onlara iyilik yapmak isteyen başkaları da!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapılan şudur: özel mülkiyetin yol açtığı korkunç kötülüklerin yoksullar üzerinde yol açtığı korkunç etkileri azaltmak için yine özel mülkiyeti kullanmak.&amp;nbsp; mülk sahibi olmayan bir sınıfın soyundan geldikleri için çoğu zaman yoksulluk, bazen düpedüz açlık koşullarında yaşayan ve hayvanlar gibi çalışmak zorunda bırakılan insanların üzerinde son derece aşağılayıcı bir merhamet duygusu kılıcı var. orta sınıfların "günahlarından arınmak için" varlıklarının küçücük bir zerreciğini merhamet adı altında yoksullara bağışlamaları çok mide bulandırıcı. bu burjuvalar ve küçük burjuvalar, yoksulların ezik kalmasını istiyorlar! çünkü onlar yoksulların bir arada oluşturdukları güçten büyük bir maddi refah sağlıyorlar. yoksulların avurdu çökmüş yüzleri, sıska çocukları onların daha müreffeh geleceklerinin teminatı. hayırseverlik bu ilişkide en iyisinden romantik bir sadaka. "iyi müslümanların" traji-komik derecede kifayetsiz bir borç ödeme seramonisi. üstelik bu "borç", "ödeyenlerin" vicdanında küstahlığa yol açıyor. "yaparım da, öderim de" diyorlar içten içe ve zorbalıkları artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gün iftar sofralarında oturan, fenerlerden yardım alan yoksullar, zenginlerin sofrasından dökülen bir kaç kırıntıya zerre kadar gönül borcu duymazlar vakti geldiğinde. neden zenginlerin sofrasında oturmadıklarını sormaya başlarlar. el açanlar, el uzatanlara dönüşüverir. mülke uzanan el karşısında sınanır o vakit gerçek merhamet! ey hayırseverler, nereye kadar merhametiniz? biz yoksulun, zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaksızını severiz!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-6522710643373811681?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/6522710643373811681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/ite-deniz-ite-fener-merhamet-deil.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6522710643373811681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/6522710643373811681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/ite-deniz-ite-fener-merhamet-deil.html' title='merhamet etmeyeceksin!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-1835213181372940119</id><published>2008-09-06T19:51:00.000-07:00</published><updated>2008-09-09T09:24:05.770-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dunya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><title type='text'>üç milyon çocuk ölümün eşiğinde!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMLupNyRzNI/AAAAAAAABRc/whOWrEEYoMc/s1600-h/_cp25d.gif" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMLupNyRzNI/AAAAAAAABRc/m8aPy9Bd6Lk/s320-R/_cp25d.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: #303030; font-family: Arial; font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;birleşmiş milletler çocuk fonu’na göre (unicef), kuraklık, çatışmalar ve gıda fiyatlarının artması nedeniyle doğu afrika'da 3 milyon çocuğun ölüm riski altında. unicef yaptığı yazılı açıklamada, 'bu kurak ve marjinalleşmiş bölgede 3 milyon çocuk ölüm, hastalık tehlikesi altına ya da uzun vadeli kötü beslenmenin sonuçları ile karşı karşıya' dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son haftalarda bm'nin bir çok kurumu ve sivil toplum örgütleri doğu afrika'da 14 milyon kişinin ağır beslenme sorunu yaşadığı konusunda uyarılarda bulunuyor. unicef, kuraklığın yıllardır somali, etiyopya ve doğu afrika'nın  bazı bölgelerinde şiddetini arttırdığını belirtiyor. gıda üretimi azalıyor ve yerel çatışmalar da artıyor. bölgedeki insani yardım kuruluşu çalışanları da çatışmalardan etkileniyor.  somali'de son aylarda çok sayıda yerli ve yabancı insani çalışan saldırıların hedefi oldu. bu yıl içinde dünya gıda programı için çalışan altı somalili şoför öldürüldü. bm'ye göre 3,2 milyon somalili, diğer bir ifadeyle nüfusun yüzde 40'ı yılın sonuna kadar insani bir yardıma ihtiyaç duyuyor. bu da ocak 2008'den bu yana yüzde 77 artışa denk geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani bir kıta hızla çöküyor. kapitalizm ebe-sobe oynuyor! antikapitalist hareketin yüzünü afrika'ya daha çok dönmesi gerekiyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-1835213181372940119?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/1835213181372940119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/milyon-ocuk-lmn-eiinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1835213181372940119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/1835213181372940119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/milyon-ocuk-lmn-eiinde.html' title='üç milyon çocuk ölümün eşiğinde!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMLupNyRzNI/AAAAAAAABRc/m8aPy9Bd6Lk/s72-Rc/_cp25d.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-2942802874034334402</id><published>2008-09-06T16:30:00.000-07:00</published><updated>2009-01-17T06:48:04.907-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetcilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ulusal sorun'/><title type='text'>bu toprağın o çocukları</title><content type='html'>&lt;div class="kwout" style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/c/candundar/ogun/ogun_67eylul/67eylul_02.jpg"&gt;&lt;img src="http://kwout.com/cutout/c/k4/ij/bqs_bor_rou_sha.jpg" alt="http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/c/candundar/ogun/ogun_67eylul/67eylul_02.jpg" title="67eylul_02.jpg (JPEG Image, 450x307 pixels)" width="338" height="232" style="border: none;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p style="margin-top: 10px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/c/candundar/ogun/ogun_67eylul/67eylul_02.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://kwout.com/quote/ck4ijbqs"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;önce bir hikâye:&lt;br /&gt;&lt;blockquote style="border: medium none;"&gt;&lt;span id=""&gt;&lt;/span&gt;BİR telefon. Tanıdığımız bir polis şefi gülüyor:&lt;br /&gt;"Gel, seni Nuri Baba'yla tanıştırayım!"&lt;br /&gt;"Nuri Baba kim?"&lt;br /&gt;"Gel, pişman olmazsın!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emniyet Müdürlüğü'nün bir odasında "Nuri Baba" ile tanışıyoruz; "Nuri Baba" eski polislerden, yeniler onlara "Kulağı kesik" derler. "Nuri Baba" Boğaz tarafında bir karakolda yirmi yıldır görev yapıyor, artık karakol ondan sorulur, onunla anılır olmuş, tanımadığı yok...&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;MÜDÜRİYETTEN telefon. Amirlerden biri arıyor:&lt;br /&gt;"Nuri Baba, filan kilisenin papazı Yani'yi al gel!"&lt;br /&gt;"Nuri Baba" Rum papaza arka çıkıyor:&lt;br /&gt;"Beyim, iyi adamdır bu papaz, kötü bir şey yapmaz!"&lt;br /&gt;"Nuri Baba, uzatma, hakkında ihbar var, al getir!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapsın "Nuri Baba", papazı alır, birlikte vapura binerler, Bebek'te inecekler. Tramvayın arka sahanlığında "Nuri Baba" bir sigara yakar, Ortaköy'e gelince bir bakar ki "Papaz Yani" yok, kaçmış...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;TRAMVAYDAN aşağı atlar, Dereboyu'nda her gördüğüne sorar:&lt;br /&gt;"Papazı gördün mü?"&lt;br /&gt;Kimse görmemiştir...&lt;br /&gt;"Nuri Baba" yanmıştır, müdüriyette adamın çırasını yakarlar, derken karşıdan gelen bir papaz görür, koşar yakalar, papaz şaşkındır, "Nuri Baba" ihtar eder:&lt;br /&gt;"Şimdi seni müdüriyete götüreceğim, kimseyle konuşmayacaksın, yoksa yanarsın!"&lt;br /&gt;Papaz korkar, Sirkeci'ye, müdüriyete gelinir, "Nuri Baba" Birinci Şube'ye çıkar, zimmet defterini nöbetçi memura imzalatır, papazı teslim eder, ver elini Boğaziçi...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;ORTAKÖY'de yakalanan papaz iki gün nezarette kalır, korkudan ağzını açamaz. "Nuri Baba" yol boyunca tembih etmiştir:&lt;br /&gt;"Sorulmadan konuşma, ağzını açarsan yanarsın!"&lt;br /&gt;Polisler cebindeki üç beş kuruşla ona peynir ekmek ve sigara alırlar, iki gün sonra sorguya çekilir:&lt;br /&gt;"Gel bakalım papaz efendi. Adın ne?"&lt;br /&gt;"Kirkor!"&lt;br /&gt;"Ne Kirkor'u, sen Yani değil misin?"&lt;br /&gt;"Hayır beyim, ben Kirkor'um!"&lt;br /&gt;"Yoksa sen Rum değil misin?"&lt;br /&gt;"Tabii beyim, ben Ermeni'yim!"&lt;br /&gt;Papazın başına gelenlere sorguyu yapanlar katıla katıla gülerler. Ermeni papazı bırakıp, "Nuri Baba"yı müdüriyete getirirler.&lt;br /&gt;"Nuri Baba"nın savunması müthiştir:&lt;br /&gt;"Ne fark eder beyim, o da papaz, bu da papaz!"&lt;/blockquote&gt;&lt;div style="border: medium none;"&gt;6 eylül'e az kaldı. yukarıdaki hikâye, hikaye dediğimize bakmayın, yaşanmışlık,&amp;nbsp;can dündar'ın 6-7 eylül olaylarıyla ilgili hazırladığı "&lt;a href="http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/c/candundar/ogun/ogun_67eylul.html"&gt;o gün&lt;/a&gt;" belgeselinden. &lt;/div&gt;&lt;div style="border: medium none;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;div style="border: medium none;"&gt;1955’in 6 Eylülü. Başta İstanbul olmak üzere, İzmir ve Adalar’da Rumlara ve diğer gayrimüslimlere karşı büyük bir linç ve yağma hareketi gerçekleşti. İki gün boyunca devam eden olaylarda birçok gayrimüslim yaralanırken, yaşamını yitirenler oldu. Maddi hasar ise çok büyük boyutlardaydı. Kalabalık güruhun önüne çıkan tüm dükkânlar, kiliseler yağmalanmıştı. Devletin kolluk kuvvetleri önceden haberdar oldukları halde herhangi bir müdahalede bulunmadan olayları izlemekle yetindiler. Olayların ardından birçok Rum ve gayrimüslim, sahip oldukları her şeyi geride bırakarak yaşadıkları alanları terk etmek zorunda kaldılar. Olayların tarihsel gelişimi, eski despotik devlet geleneği üzerinde yükselen yapının yeni sahiplerinin sınıfsal ihtiyaçlarıyla örtüşmekteydi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalist üretim ilişkilerinin yeni yeni nüfuz etmeye başladığı Osmanlı devletinin son dönemine kadar, ticaret, ağırlıklı olarak gayrimüslim tebaanın eliyle yürüyordu. Bu olgu TC’nin kuruluş yıllarında da varlığını sürdürecekti. Lozan Konferansıyla “azınlık” statüsü verilen Rumlara ve diğer gayrimüslimlere, yeni gelişmekte olan Türk burjuvazisi bir taraftan gıpta bir taraftan da açgözlü bir kinle bakıyordu. Bu “azınlıklar”ın burjuva kesimlerinin sahip olduğu servet ve mülkiyete çeşitli biçimlerde el koyma girişimleri en açık ifadesini aslında daha II. Dünya Savaşı sırasında yürürlüğe konulan Varlık Vergisi ile bulmuştu.&lt;/blockquote&gt;&lt;div style="border: medium none;"&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.marksist.com/tr/cem_keskin/6_7_eylul_olaylari_azinliklari_tasfiye_hareketi.htm"&gt;diyor&lt;/a&gt; yazar. evet, 6 eylül'e az kaldı. ne misaferperveriz! sanki ev sahibi bizmişiz gibi!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="border: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-2942802874034334402?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/2942802874034334402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/bu-topran-o-ocuklar.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2942802874034334402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2942802874034334402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/bu-topran-o-ocuklar.html' title='bu toprağın o çocukları'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-8073856093437843978</id><published>2008-09-05T16:00:00.000-07:00</published><updated>2008-09-18T09:31:25.716-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='savas'/><title type='text'>kültür'ün çöküşü: ırak!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="kwout" style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://cache.boston.com/universal/site_graphics/blogs/bigpicture/iraq_09_03/iraq4.jpg"&gt;&lt;img alt="http://cache.boston.com/universal/site_graphics/blogs/bigpicture/iraq_09_03/iraq4.jpg" height="282" src="http://kwout.com/cutout/6/ww/97/gyj_bor_rou_sha.jpg" style="border: medium none;" title="iraq4.jpg (JPEG Image, 990x598 pixels)" width="390" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="margin-top: 10px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://cache.boston.com/universal/site_graphics/blogs/bigpicture/iraq_09_03/iraq4.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://kwout.com/quote/6ww97gyj"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;nasıl bir yıkımla karşılaştı ırak? işgal ne demek? unuttuk gitti mi attığımız savaş karşıtı naraları? savaş karşıtlığı naif bir barış yanlılığı mı sadece? bir kültür imha ediliyor! dünya onun bir parçası olmuş, o'nu vareden emeklerin toplamı bir yöresini yitiriyor. o'nu yitirmesi demek, kendini sağlıkçı olduğunu iddia eden bir sahtekara emanet eden kanserli bir hastanın çaresizliği demek. kanser yayılıyor... kanıksanmaması için fotoğraf &lt;a href="http://www.boston.com/bigpicture/2008/09/scenes_from_iraq.html"&gt;bağırıyor&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-8073856093437843978?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/8073856093437843978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/kltrn-k-rak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/8073856093437843978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/8073856093437843978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/kltrn-k-rak.html' title='kültür&apos;ün çöküşü: ırak!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-439398671286416916</id><published>2008-09-05T07:27:00.000-07:00</published><updated>2008-09-05T07:33:54.794-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam/laiklik'/><title type='text'>yuh!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMFCCmxN7QI/AAAAAAAABPc/uLaz2ODpiYE/s1600-h/logo.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMFCCmxN7QI/AAAAAAAABPc/NAk7W9ia4pM/s400-R/logo.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;islami evlilik platformuymuş!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.allahinemripeygamberinkavli.com/main"&gt;www.allahınemripeygamberinkavli.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-439398671286416916?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/439398671286416916/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/yuh.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/439398671286416916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/439398671286416916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/yuh.html' title='yuh!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMFCCmxN7QI/AAAAAAAABPc/NAk7W9ia4pM/s72-Rc/logo.gif' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-2314915425591465093</id><published>2008-09-05T01:01:00.000-07:00</published><updated>2008-09-05T01:11:15.228-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><title type='text'>bir ziyaret delil olabilir mi?</title><content type='html'>&lt;b&gt;şevket kazan&lt;/b&gt;, RP’nin kapatılma nedenlerinden olan ve 5 yıl süreyle kendisini siyasi yasaklı hale getiren bekir yıldız’ı adalet bakanı olarak cezaevinde ziyaret etmesini , ´ben tamamen iyi niyetle ve kırdığım bir gönlü tamir için yaptığım bu ziyareti, kim ne derse desin asla hata kabul etmiyorum, edemiyorum´ diyerek &lt;a href="http://www.haber7.com/haber/20060407/Sevket-Kazandan-28-Subat-itiraflari.php"&gt;savunmuştu&lt;/a&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilindiği gibi şevket kazan &lt;b&gt;refahyol hükümetinin&lt;/b&gt; adalet bakanı iken hakkındaki karar henüz kesinleşmeyen, sadece tutukluluk hali bulunan dönemin sincan belediye başkanı &lt;b&gt;bekir yıldız’&lt;/b&gt;ı cezaevinde ziyaret edince, Genelkurmay, malum medya ve bazı çevreler ortalığı ayağa kaldırmış, konu milli güvenlik kurulu’na kadar bile götürülmüş, anayasa mahkemesi’nde de kapatmaya delil sayılmıştı. acaba diyorum, genelkurmayın eruygur ve tolon paşaları cezaevinde ziyareti de bir delil sayılabilir mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-2314915425591465093?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/2314915425591465093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/bir-ziyaret-delil-olabilir-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2314915425591465093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/2314915425591465093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/bir-ziyaret-delil-olabilir-mi.html' title='bir ziyaret delil olabilir mi?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3181583217686960231</id><published>2008-09-04T14:28:00.000-07:00</published><updated>2008-09-05T00:37:00.943-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antikapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ekoloji'/><title type='text'>genetiği değiştirilmişlerden misiniz?</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMBzKOZuRhI/AAAAAAAABO0/e5EwDePQwRE/s1600-h/domates.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMBzKOZuRhI/AAAAAAAABO0/cz_gskv6yKM/s320-R/domates.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Doğal yolla gerçekleşmeyen, modern biyoteknoloji kullanılarak,&lt;br /&gt;bir organizmaya ait genin diğer bir organizmaya aktarılması işlemi&lt;br /&gt;sonucu oluşan yeni organizmaya, Genetiği Değiştirilmiş Organizma&lt;br /&gt;(GDO) deniyor. Bütün organizmalar DNA denilen molekülden oluşur.&lt;br /&gt;Kromozomlar içersindeki genler tüm yaşamlarda ortaktır. Bir bitki de,&lt;br /&gt;insan da DNA taşıdıkları için bunları birbiriyle değiştirmek mümkündür.&lt;br /&gt;Kromozomların yerini değiştirdiğinizde insanlarda kanser başlıyor. Bir&lt;br /&gt;gendeki bozukluk ömür boyu hastalığın çekilmesine neden oluyor.&lt;/blockquote&gt;herhangi bir canlı organizmadan bir geni alıp, ayrıştırıp, laboratuvar ortamında bir başka canlıya aktararak burada yeni bir canlı üretiyorlar. daha sonra da bu yeni canlının patentini alıyorlar. oysa, bir geni aktardığınızda doğaya, o canlıya bir bedel ödemiyorsunuz ki mülkiyet hakkı talep edeceksiniz! yapılan biyolojik korsanlıktan başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;İlk denemelerde domates kullanıldı. Domatese, soğuk sularda&lt;br /&gt;yaşayan bir balığın antifriz üreten hormonu aktarıldı. Bilindiği gibi&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMBz4lTpVJI/AAAAAAAABO8/dBpLudpKlC8/s1600-h/351.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMBz4lTpVJI/AAAAAAAABO8/hEJsZ-LRLVo/s200-R/351.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;domates sıcak iklimlerde yetişir. Erken ilkbahar ve geç sonbahara&lt;br /&gt;kadar “büyüme periyodunu geliştirmek” amacıyla, antifriz domatesin&lt;br /&gt;bünyesine aktarılmış. Hiçbir fark yok. Domates yiyorsunuz fakat balık&lt;br /&gt;geni taşıyor. Bu da balık alerjisi olanlarda domates yediği halde bu&lt;br /&gt;hastalığın nüksetmesine neden oluyor. GDO’lu ürün yiyenlerde&lt;br /&gt;özellikle alerji önemli bir rahatsızlık olarak gündeme gelebiliyor.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;sohbet böylece uzayıp gidiyor. şu açık ki gdo'lu ürünler konusunda hükümetler tutum almaktan kaçınıyor. bu konuya döneceğiz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3181583217686960231?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3181583217686960231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/doal-yolla-gereklemeyen-modern.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3181583217686960231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3181583217686960231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/doal-yolla-gereklemeyen-modern.html' title='genetiği değiştirilmişlerden misiniz?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMBzKOZuRhI/AAAAAAAABO0/cz_gskv6yKM/s72-Rc/domates.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-8933377720223556314</id><published>2008-09-04T10:27:00.000-07:00</published><updated>2008-09-04T11:31:53.294-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='temel haklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tekno-hayat'/><title type='text'>yasaksız bir internet mümkün!</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;hâlâ çeşitli yerlerde okuyorum.&amp;nbsp;erişim yasakları şöyle delinir, böyle proxy ayarlarınızı değiştirin, şu sitelere gidip linki yazıp ulaşın falan&amp;nbsp;diye. ben de birkaç kez yazmıştım&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/06/youtubea-ayarsz-dns-proxy-olmadan-giri.html"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;youtube'a ayarsız giriş&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;falan diye yeni bir şey duydukça. bir de bazı programların kurulabileceğini biliyordum yasaklı sitelere ulaşmak için ama deniyemiyordum, çünkü çoook uzun bir süredir windows kullanmıyordum. ee o programların da linux versiyonları yoktu. bırakmıştım açıkçası artık, teslim olmak üzereydim ki yasağa, ultra surf denen şeyi okudum bir yerde. şimdi şu resmin sırası geldi:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size: 13px;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMAdx_SPWpI/AAAAAAAABOg/5Xeu2hwMZOs/s1600-h/mahkeme.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMAdx_SPWpI/AAAAAAAABOg/z7jJ80Je-vM/s320-R/mahkeme.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size: 13px;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size: 13px;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;mesele sırf youtube meselesi değil tabii. kapitaizmi tehdit etmesi muhtemel pek çok site yasaklanıyor. &lt;/span&gt;&lt;a href="http://saldiray.wordpress.com/"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;saldiray&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt; yasaklılardan mesela. &lt;/span&gt;&lt;a href="http://kandanadam.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;kandanadam&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;'a bakarken bağlantılarından farkettim bu yasağı. &lt;a href="http://www.yeniozgurpolitika.org/"&gt;özgür politika&lt;/a&gt; da zaten uzun süredir yasaklı. eeee dedim, yeter artık be! yasağın anlamsız olduğu, dangalak dungalak işlerle vazifeli birilerinin bu durumu göremediği apaçıkken ısrar ediliyordu. ben de hard diskimin uzun süredir uğramadığım ikinci bölümüne, windows'a istemeden geçerek indirdim gitti programcığı. bir zip dosyası halinde geliyor programcık, zırt diye de iniyor, zira sadece 204 kb. açıp çift tıkladığınızda çalışmaya başlıyor ve yasaksız bir internetle yaşamaya başlıyorsunuz, aslında sanal olsa da. program çalıştığında şöyle bir şekil alıyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMAg8k6JjAI/AAAAAAAABOo/lxUDRaii9oQ/s1600-h/ultrasurf.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMAg8k6JjAI/AAAAAAAABOo/DWPIeHUhRYM/s320-R/ultrasurf.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 13px;"&gt;siz de dilediğiniz siteye girebiliyorsunuz. dosya rapid'de, &lt;a href="http://rapidshare.com/files/125604791/us.rar"&gt;şuracıkta&lt;/a&gt;. ama siz bununla yetinmeyin. &lt;a href="http://kampanya.org.tr/sansur/destekliyorum.php"&gt;şuraya&lt;/a&gt;&amp;nbsp;da uğrayıp bir de yasaksız bir internet için bir imza verin.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-8933377720223556314?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/8933377720223556314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/yasaksz-bir-internet-mmkn.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/8933377720223556314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/8933377720223556314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/yasaksz-bir-internet-mmkn.html' title='yasaksız bir internet mümkün!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SMAdx_SPWpI/AAAAAAAABOg/z7jJ80Je-vM/s72-Rc/mahkeme.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-54359422155913054</id><published>2008-09-04T06:05:00.000-07:00</published><updated>2008-09-04T11:37:14.853-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='militarizm'/><title type='text'>komutandan darbecilere destek ziyareti!</title><content type='html'>&lt;style&gt;&lt;!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";}@page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;}div.Section1 {page:Section1;}--&gt;&lt;/style&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SL_hdBmL7TI/AAAAAAAABOQ/deD0yN73Lk0/s1600-h/postal.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SL_hdBmL7TI/AAAAAAAABOQ/vTPJJ4KdWss/s320-R/postal.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;ilker başbuğ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;'un genelkurmay başkanlığına gelişinden sonra komuta kademesinde tutum değişikliğine gidildiği anlaşılıyor. genelkurmayın emekli orgeneraller &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;şener eruygur&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; ile &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;hurşit tolon&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;’un ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınması ve sonrasında iki ay boyunca hiçbir tepki vermeyen türk silahlı kuvvetleri’nin&amp;nbsp; tavrı orgeneral &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;ilker başbuğ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;’un genelkurmay başkanlığı’na gelmesinin ardından değişti. kocaeli garnizon komutanı ve kara kuvvetleri komutanlığı eğitim ve doktrin komutanı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;korgeneral galip mendi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;, kandıra f tipi cezaevi’nde tutuklu bulunan eruygur ve tolon’u tsk adına ziyaret etti. üstelik&amp;nbsp; genelkurmay başkanlığı’nın resmi internet sitesinde ziyaretin ‘tsk adına yapıldığı’ özellikle vurgulandı. bu ziyaret genelkurmayın suç örgütü kurmakla suçlanan tutuklulara destek vermesi anlamına geliyor ve yargı üzerinde baskı kurmayı hedeflediği de çok açık. ergenekon soruşturmasının sunucunda dağın fare doğurmaması için darbe karşıtlarının yapacakları daha önemli bir hale geliyor. konuyla ilgili dsip’ten gelen tepki &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://dsip.org.tr/content/darbecilere-destek-vermek-suctur"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;şurada&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-54359422155913054?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/54359422155913054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/komutandan-darbecilere-destek-ziyareti.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/54359422155913054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/54359422155913054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/09/komutandan-darbecilere-destek-ziyareti.html' title='komutandan darbecilere destek ziyareti!'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SL_hdBmL7TI/AAAAAAAABOQ/vTPJJ4KdWss/s72-Rc/postal.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-3973173842885611591</id><published>2008-09-02T02:29:00.000-07:00</published><updated>2008-09-04T11:43:13.885-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='militarizm'/><title type='text'>bir tekrar: filler ve çimenler mi, gerçek bir demokrasi için mücadele mi?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SG9owTlPO-I/AAAAAAAABKo/BD_VqzAj9sw/s1600-h/filler.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5219505672245165026" src="http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SG9owTlPO-I/AAAAAAAABKo/BD_VqzAj9sw/s320/filler.JPG" style="cursor: pointer; float: right; margin: 0pt 0pt 10px 10px;" /&gt;&lt;/a&gt; gerilim tırmanıyor. ergenekon operasyonu kapsamındaki gözaltılar dış basında laik-kemalistlerle, siyasal islamcıların hesaplaşması olarak anıldı. pek çok yorumcu da aynı fikirde. sorunun bu şekilde ortaya konması ciddi bir basınç ve bunaltı yaratıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu hükümet çok açık bir şekilde, tüm kapitalist hükümetler gibi, işçi düşmanı. tuzla tersanelerinde olup bitenler, insan hayatı karşısında, eğer o insan bir mülksüzse ne denli duyarsız kalınabileceğini kanıtladı. "ekonomik istikrar" denen şey emekçilerin yaşam çıtasını yükseltmiyor. milyonlarca kamu çalışanı yoksulluk sınırında yaşıyor, hükümetin onlara reva gördüğü zam sadece yüzde 2. sağlık alanında reform olduğu ileri sürülen uygulamalar tam bir kaos yarattı. tarımda çöküş sürüyor. toprağa bağlı yaşayan insanlar giderek yoksullaşıyor. topraktan kopuyor, koparılıyor. genetiği değiştirilmiş tohum ithalatının önünü açan hükümet, köylüleri küresel kapitalizmin insafsız kollarına terketti. bütün bunlar gerçek, ab uyum yasaları aslen neoliberalizme yani tımarhana ekonomisine ekonomik ve politik angajman yasaları. ve bu alanda kocaman bir muhalefet boşluğu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüzde 15'in sosyali, genelkurmayın demokratı chp emekten yana olmadığı için bu alan boş. akp'yi hükümetten seçimler yoluyla uzaklaştıramayacağını bilen içe kapanmacı, ab karşıtı, ulusalcı cenah, "şeriatla 100 yıl geriye gideceğimize, darbeyle 10 yıl geriye gideriz" mantığında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dış basının dik açılı bakışının ıskaladığı şey, bu memlekette bu hükümete zımnen dahi destek vermesi mümkün olmayan ama demokrasi dışı yöntemlerle alaşağı edilmesi karşısında sessiz kalmayan insanların olduğudur. ulusalcı koro bu insanları neredeyse fettullahçı ilan etmiştir. bu ülkede demokrasinin kazanılması adına kılını bile kıpırdatmamış, hiç bir bedel ödememiş, aksine özgürlükten yana her girişimi bastırmaya çalışmış bu koro, birdenbire demokrat kesilebilmekte, tüm kavramları tarihsel yükünden kopartarak demokrat insanları gerici ilan edebilmektedir. fakat şunu da belirtmek gerekir. chp'ye oy vermiş önemlice bir kalabalık aslında kapatma girişimine karşıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu noktada antikapitalistler, ciddi bir basınçla kuşatılmıştır. ya akp'nin karşı oldukları ekonomi politikalarını savunuyor görünmek pahasına darbeye karşı demokrasiden, seçimlerden, halk iradesine saygıdan yana tavır alacaklar, ya da susup bekleyecekler. ikincisini tercih edenler var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu ergenekon davasının bir an önce açılması ve sonuçlanması gerekiyor. temmuz sonu, ağustos başı gibi sonuçlanacağı söylenen  akp davasının sonucunu görmek gerekiyor. yani artık söylenecek sözün bizim açımızdan pek bir hükmü kalmadı. ama yine de söyleyelim. demokrasimizi beğenmiyoruz ki varız. daha gelişmiş bir demokrasiyi işçi sınıfının kadın ve erkeklerinin haklarının, bilinçlerinin ve örgütlenme düzeylerinin gelişmesi olarak anlıyoruz ve bu yüzden de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;darbeye hayır&lt;/span&gt; diyoruz. denklem bu kadar basit! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;akp'yi alaşağı etmek isteyenler bizlerden çok mu hoşlanıyor diyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;parlamentoyu kapatmak isteyenler, sendikaları açık mı bırakacaklar sanıyorsunuz? 02.07.2008&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-3973173842885611591?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/3973173842885611591/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/07/filler-ve-imen-mi-gerek-bir-demokrasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3973173842885611591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/3973173842885611591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/07/filler-ve-imen-mi-gerek-bir-demokrasi.html' title='bir tekrar: filler ve çimenler mi, gerçek bir demokrasi için mücadele mi?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SG9owTlPO-I/AAAAAAAABKo/BD_VqzAj9sw/s72-c/filler.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-5287445552753237160</id><published>2008-08-29T08:16:00.000-07:00</published><updated>2008-09-04T11:37:59.890-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemalizm'/><title type='text'>red kime sesleniyor?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SLgXaKO0LEI/AAAAAAAABMg/v_gseGis05Q/s1600-h/ayb-trotsky.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5239963904636103746" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SLgXaKO0LEI/AAAAAAAABMg/v_gseGis05Q/s200/ayb-trotsky.jpg" style="cursor: pointer; float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt;" /&gt;&lt;/a&gt; blogger yorum yönetim servisinde geçici olduğunu umduğum bir arızadan dolayı gelen yorumları yayımlayamıyorum. çare olarak son yazı altına &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;foxy&lt;/span&gt;'den gelen yorumu ekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dergi yırtmak, kitap yakmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1920'lerin ortasından itibaren Rusya'da iç içe geçmiş devlet ve parti aygıtını gasp eden stalinist bürokrasi Ekim Devrimi'ni savunan Troçki ve Sol Muhalefet militanlarına karşı savaş açtı. Toplantıları basıldı ve yasaklandı. Çıkardıkları yayınlar yasaklandı. Vurulup öldürülmeyenler Gulag Takım Adaları'na sürüldü, çoğu orada açlık grevinde öldü. Troçki stalinist basın tarafından "Yahudi şeytan" olarak tanıtıldı, kitapları ve Troçkist yayınlar meydanlarda yakıldı. Bir sosyalist yayını, düşüncesini beğenmediğin yırtmak, sol içi şiddet, Red'in yaptığı gibi kendi dışındaki bütün muhalif güçlere karşı rekabet içinde olmak ve onları itibarsızlaştırmak için saldırganlık yapmak düpedüz stalinist bir tutumdur. Bir devrimci Marksist, kaba kuvvete, erkekçe güç gösterilerine, cinsiyetçi bir dile değil devrimci fikirlere güvenmelidir. Yanlış bir fikrin varsa çıkar sen de doğrusunu söyler ve yaparak karşısındakini ya da seslenmek istediğin kitleleri kazanırsın. Red bunun tam tersini yapıyor, çünkü savunduğu fikirlerin Troçkizmle bir ilgisi yok.&lt;br /&gt;Bir Troçkist darbe savunuculuğu yapıp, Kürt sorununda sosyal şovenizmi savunup, dindar kitleleri aynı Bush gibi islami-faşist olarak görebilir mi? Yanıt açık ki hayır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Troçki ve Lenin, proleter devrimi boğmak ve bizzat kendilerini kurşuna dizmek kararında olan geçici hükümetle devri ezmek için yürüyen General Kornilov arasında tarafsız kalmadı. En gerici parlamentonun bile diktatörlükten daha iyi olduğu 'sol komünism bir çocukluk hastalığı'nda yazılmıştı. 1917 Eylül'nde Bolşevikler her yer ve Sovyetlerde Kornilov darbesini durdurmak için savunmaya geçtiler. Kornilov yenildi. Ekim'de tarihin ilk muzaffer sosyalist devrimi oldu. 1917 yılının başında küçük ve etkisiz bir parti olan Bolşeviklerin yılın sonun işçi sınıfının, Sovyetlerin, yoksul halkın tam desteğini kazanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyalistler bu yoldan yürümelidir. Troçki'nin Faşizme Karşı Mücadele'sinde uzun uzun anlattığı birleşik işçi cephesi politikasını attıkları her adımın merkezine koymalıdırlar. Bugün darbeye karşı çıkmak, düne kadar solun tabanında yer alan işçilerin ve yoksulların AKP'den geri kazanılmasının tek yoludur. &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Red kime sesleniyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;CHP, MHP, ADD, İP gibi ulusalcıların belirlediği yüzde 20'lik Kemalizm yanlısı orta sınıflara mı? Yoksa toplumun çoğunluğuna, geride kalan yüzde 80'e mi? Açık ki ilk gücün, cumhuriyet mitinglerini yapanların yanında, bu yüzden Ergenekon'a ve darbeye karşı çıkan sosyalistlere karşı küfür kampanyası yürütüyor. Genç redçiler size soruyorum: Sosyalizm çoğunluğun kendi çıkarları için kendi kurutuluşu için bilinçli eylemi değil midir? Manifesto böyle yazar. Bir sosyalist kendi halkının büyük çoğunluğunu düşman olarak görebilir mi? Üstelik bu halkın içinde devrimin biricik öznesi olan Türkiye işçi sınıfı dururken. Her türden devlet baskısına, darbelere, diktatörlüklere, faşizme ve stalinizme karşı direnmiş troçkist gelenek asla generallerle, kemalizmle, militarizmle uzlaşmaz. Haklı bir mücadele veren Kürt özgürlük hareketini ulusalcılar gibi "emperyalizmin ajanı" olarak göstermez. Lenin'in ulusların kendi kaderini tayin hakkı anlayışıyla yaklaşır. Ezilen ulusu koşulsuz olarak destekler, kendi ulusunun milliyetçiliğini eleştirir.&lt;br /&gt;Milliyetçilik, cinsiyetçilik, lumpenlik, darbe şakşakçılığı ve devrimcileri karalama kampanyası. Red'de bunların hepsi var, Troçkizm yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç redçiler Hakan Gülseven'e sorun: Bugüne dek bir eylem örgütledin mi? Cafe ve bar köşelerinde bizle buluşup konuşmaktan, bizleri bir hiyerarşiye dizip birbirimizle konuşturmaktan, internette yazıştırmaktan, başka sol güçlere karşı kışkırtmaktan başka ne yaptın? Neden eylem yapmıyorsunuz, sokağa çıkmıyorsunuz, oturduğunuz yerden mücadele eden insanlara çamur atıyorsunuz? Bir troçkist oturduğu yerden konuşanlara sadece lafazan der, çünkü o militandır ve hareketi inşa eder.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6649065493608034090-5287445552753237160?l=antikapitalizm.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/feeds/5287445552753237160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/08/red-kime-sesleniyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5287445552753237160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6649065493608034090/posts/default/5287445552753237160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://antikapitalizm.blogspot.com/2008/08/red-kime-sesleniyor.html' title='red kime sesleniyor?'/><author><name>AntiCa</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SY9XQGe15XI/AAAAAAAAByY/K_tGReFdyOs/S220/left-brain-right-brain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SLgXaKO0LEI/AAAAAAAABMg/v_gseGis05Q/s72-c/ayb-trotsky.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6649065493608034090.post-7391443719224565484</id><published>2008-08-22T06:08:00.000-07:00</published><updated>2008-09-04T11:38:41.645-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='darbe/ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemalizm'/><title type='text'>leman’a kapaklanan red, sosyalistlere saldırıyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SK7EiIpqDdI/AAAAAAAABLY/5heb0hCYeWE/s1600-h/lem.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237339507395268050" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SK7EiIpqDdI/AAAAAAAABLY/5heb0hCYeWE/s320/lem.JPG" style="cursor: pointer; float: right; margin: 0pt 0pt 10px 10px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;red’in politik gündemi:DSİP!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1990ların hemen başı. yanılmıyorsam darbe sonrası ilk izinli 1 mayıs kutlaması. ankara'da, etlik, kasalar'dayız. imara kapalı, insansız, bomboş, toz toprak içinde bir arazi. iki üç bin solcu başbaşayız. doğu bloku çökmüş. sol yetim gibi. sloganlar kararsız. hakan gülseven'i oradan anımsıyorum. elinde kırmızı bir bayrak elektrik direğine tırmanıyor. bayrağı diğer solcuların bayraklarından daha yukarıda artık. kuşlara daha yakın. &lt;br /&gt;yine o yıllar. biz az sayıda sosyalist, &lt;a href="http://www.sosyalistisci.org/"&gt;sosyalist işçi&lt;/a&gt; (Sİ) dergisini çıkarıyoruz. sınıf mücadelesini merkezine alan bir yayın politikamız var. kürtler ayakta. kirli savaş tavan yapmış. onlara destek olmaya çalışıyoruz. sovyetler altüst olmuş. sol büyük bir ufalanma yaşıyor. "sosyalizm çöktü" propagandasıyla başetmeye çalışıyoruz. çökenin sosyalizm değil bürokrasinin iktidarı altındaki devlet kapitalizmi olduğunu ileri sürüp tartışıyoruz. yanı sıra üniversitelerde faşistlerle boğuşuyoruz. dil-tarih'in yakınlarında yoldaşlardan birinin çay ocağı var, okulda ya da "sendika rutininde" değilsek oradayız. sürekli devrim'i, faşizme karşı mücadele'yi, sonuçlar ve olasılıklar'ı, rusya'da devlet kapitalizmi'ni tartışıyoruz. &lt;br /&gt;hakan da arasıra uğruyor çay ocağına. öylesine sekter ve pervasız ki tartışmalarında, bir keresinde bizim dergiyi, Sİ'yi yırtıp çöpe atıp tüyüyor mekandan. bir şeyler gevelediğini duyuyoruz, asabiyetine alışık olduğumuzdan delirdi deyip geçiştiriyoruz. attığı şeyin bizim dergi olduğunu çöpteki buruşturulmuş tomarı açıp baktığımızda farkediyoruz. deliye dönüyoruz ama iş işten geçmiş, hakan tüymüş çoktan. o mücadeleyi böyle bir şey sanıyordu o yıllarda. ateşli ya da tutkulu bir devrimcinin heyecanıyla değil, bilincini yitirmiş birinin heyecan nöbetleriyle davranıyor, provokatif tutumlarla daha çok da kendi soluyla mücadele ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi de pek değişmemiş. radikal'de yazdı bir süre. "argonun güzeli" diliyle popüler olmaya çalıştı. bir ölçüde başardı da. leman'a terfi oldu. leman'da nihat genç'ten kalan boşluğu doldurdu. nihat'ın ilk döneminin devamı gibiydi. bu arada leman basın yayın'ın yayımladığı red adlı dergiyi çıkardı. hakan sağolsun, red'in son sayısını Sİ'ye ayırmış. belli ki red ekibi toplanmış ve dergimizin ağustos sayısını Sİ'ye ve devrimci sosyalist işçi partisi'ne (&lt;a href="http://www.dsip.org.tr/"&gt;DSİP&lt;/a&gt;) ayıralım, hakettiler demişler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SK7Fj2ApsfI/AAAAAAAABLg/26sTkZeG_R4/s1600-h/savasa_hayir_resimleri.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237340636262806002" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SK7Fj2ApsfI/AAAAAAAABLg/26sTkZeG_R4/s320/savasa_hayir_resimleri.jpg" style="cursor: pointer; float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;lolipoplar ve değişimin yolu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;ilk yazı ümit dertli'den gelmiş. dertli, bürokratik kast ile hükümet arasındaki gerilimin bir amerikan operasyonuyla uzlaşmaya vardırıldığını, operasyonun adının ergenekon olduğunu söylüyor. darbe girişimine karşı mücadele eden Sİ'yi ise sol liberal zibidiler olmakla suçluyor. ona göre yuvarlak dövizler ukrayna'da ortaya çıkmış ve bu dövizleri kullananlar temiz toplum şakşakçılığı yapıyormuş. bunu yapmak alçaklıkmış, haysiyetsizlikmiş. yahu bu ne komik bir ithamdır. o dövizler grafik sanatçısı erkman tarafından tasarlanan "ırak'ta savaşa hayır" rozetlerinin yaygınlaşması sonucu, o rozetlerin birebir aynısının döviz olarak kullanılabileceği fikrinden doğmuştur ve savaş karşıtı hareketin alamet-i farikası olmuştur. daha sonra sendikalardan kürtlere kadar çeşitli muhalefet grupları benzer yuvarlak dövizleri kullanmıştır ve hâlâ kullanıyorlar. ümit dertli darbeye karşı binlerce insanın sokağa dökülmesine öylesine dertlenmiş ki eleştirisini seviyesizlik düzeyinde bir bilgisizlikle şaklatmış. darbeye karşı parlamentonun savunulması nerede ve nasıl iktidar partisine şakşakçılık olmuş, hangi marksist lider böyle boktan bir şeyi savunmuş, bilgi yok. dikkat edelim. red takımı zırt pırt parlamentonun emekçilerden oluşmadığını falan anlatıyor. gerizekalıların dahi bilebileceği basit bir gerçeği böbürlene böbürlene anlatıyorlar. biz ne zaman parlamentoyu, parlamentarizmi savunduk, çıkıp açıklasınlar! Sİ'nin temel sloganlarından biri, "değişimin yolu parlamentodan değil, devrimden geçer" olmuştur. parlamentarizmi savunmak ile darbe girişimleri karşısında parlamentoyu savunmak aynı şeyler değildir. aynıymış gibi göstermek halkı apolitikliğe iter, nasılsa bu meclis boktan, öyleyse oturalım kıçımızın üzerinde demek olur ve solu ve işçi sınıfı muhalefetini paralize ederek egemenlerin kucağına oturtur.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SK7NgSnnuCI/AAAAAAAABMQ/u2pd90dQBqs/s1600-h/2temmuz.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237349371315992610" src="http://1.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SK7NgSnnuCI/AAAAAAAABMQ/u2pd90dQBqs/s200/2temmuz.JPG" style="cursor: pointer; float: right; margin: 0pt 0pt 10px 10px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yanıtsız sorular&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;ikinci yazı yavuz alogan'a ait. alogan'ın ne önerdiğini çok anlamadım. o, soldaki birilerinin "tsk zayıfladığında demokrasi bülbüllerinin şakıyacağını" sandığını iddia etmiş. tsk'nın etkisinin zayıflamasını hiç istemediğini buradan anladım. nitekim ergenekonun tsk içindeki ulusalcıların sivil uzantılarıyla birlikte tasfiye edilmesi amacını taşıdığını ve bunu abd'nin istediğini anlatıyor. kendisi hiç istemiyor. işte bunlar olurken birileri "tehlike darbe mi akp mi" diye tartışıyormuş. ne kadar da safçaymış. yani aslında darbe düşüncesi, günlükleri falan yokmuş. bombalar falan patlamamış. veli küçük gibi ulusalcı paşalar kirli savaştan beslenip kudret falan kazanıp darbe planlamak dahil pis işlere bulaşmamış. yavuz alogan küçümseyerek sorduğu soruyu yanıtsız bırakmış: "susurluk'ta sokaklara döküldünüz de ergenekon'a niye sessiz kalıyorsunuz?" yani bu kirli ilişkilerin tüm çıplaklığıyla ortaya dökülmesine neden katkıda bulunmuyorsunuz? neden bu operasyonun tavsaması, olası mutabakatlara bağlı kalması ihtimaline karşı tüm darbecilerin, kirli savaş tacirlerinin ipliğini pazara çıkaracak geniş kapsamlı bir kampanyaya başlamıyorsunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hıdır Ateş yazısında bir cevap vermiş: onlar saf değilmiş, zaten darbeye karşıymışlar ve bunu katıldıkları toplantılarda dile getiriyorlarmış. aferin hıdır, solculuk işte budur, siz devam edin. ha unutmadan, gerçi onları savunmak bana düşmez ama bilgin olsun diye söylüyorum. genç siviller barış meclisi'nin "kürt sorununda demokratik çözüm" eylemine katıldılar ve bu 1 mayıs'ta taksim'e çıkmaya çalışan kalabalığın arasında da yer aldılar. hani demişsin ya "sizi gidi genç siviller, ben sizin gibi demokrasi aşıklarını 1 mayıs'ta taksim'de, kirli savaşa hayır eylemlerinde görmek istiyorum" diye. önce biraz oku, araştır, kafanı kaldır hıdır! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SK7I9xGDNzI/AAAAAAAABL4/YB7YODOfZz4/s1600-h/lemanrc9.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237344380154754866" src="http://3.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SK7I9xGDNzI/AAAAAAAABL4/YB7YODOfZz4/s200/lemanrc9.jpg" style="cursor: pointer; float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;teorik zayıflık, saldırgan pratik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sİ hakkındaki ana yazı orta sayfada asıl. yazarı mahir ükünç. mahir, Sİ yazarı ve DSİP genel başkanı doğan tarkan'ın taraf gazetesinde yayınlanan "tehlike akp mi yoksa darbe mi?" adlı yazısından alıntılar yaparak sözde bir eleştiri geliştiriyor. doğan o yazısında akp'nin sonuçta bir sermaye partisi olduğunu ve ona uygun davrandığını, bu yönüyle esasen önceki sermaye partilerinden bir farkı olmadığını savunuyordu. imf politikaları, kadrolaşma, işçi sınıfına karşı takındığı vahşi tutum itibarıyla falan. buna emperyalist savaş konusunda alınan tutumu da ekleyebiliriz. körfez savaşı döneminde özal'ın duruşunu hatırlayın. ükünç bir farkın olduğunu savunuyor ve başlıyor teorilemeye: "piyasa şimdi tamamen uluslararası finans kapitalin emir-komutasında hiçbir yasal sınırlama-denetime tabi olmadan ulus devletten pazar devlete dönüşmüş ülkeleri iliğine kadar sömüren, farklı bir biçimde kendini yeniden üretmiştir." breh breh! çok dramatik. ilik milik sömürüsü varmışmış. ulus devletten pazar devlete geçilmişmiş. yahu saf olma be kardeşim! kim anlattı bu "ulus devlet bitti" masalını da sen inandın? fukuyama mı? o bile vazgeçti be! piyasa finans kapitalin denetimi altındaymış. sana yeni mi danketti bu? bir de şuna bakın n'olur: "farklı bir biçimde kendini yeniden üretmiştir." nasıl farklı, hani sen zaten onu anlatacaktın? katıksız bir sömürü varmış, bunun aracı da emperyalist saldırganlıkmış. bu mu  yeni olan, fark bu mu? ıkına ıkına bu mu çıktı? bu mu senin teorileyebilme kuturun? başlığa öyle atacaksın "sol liboşların ahmaklığı, akp'nin kıçında demokrasi sondajı" falan diye, nazari çapın buna mı yetecek ükünç?  ükünç doğan yoldaşın "ergenekon yetersizdir" diye yazdığını da aktarmış. ama parlamentoya ordudan, yargıdan vesair atanmışlardan gelecek müdahalelere karşı olduğunu beyan eden ve bunun hakkını veren solcuların neden akp'ci olduklarına tek satırla açıklama getirmeden aklınca  sosyalistlere sıçmış sıvamış. doğan'ın demokrasi denince, baskın oran kampanyasına atıfla, ezber bozan dürtülerinin esiri olduğunu yazmış. ama gerekçesi yok, sallamış. okuyunca göreceksiniz, yazısının tamamı böyle. bir alıntı yapmış ve cık cık demiş o kadar! en komiği de şu. şöyle yazıyor utanmadan: "kemalist devlet mekanizması çok gaddar ve anti-demokratik de, bunun muarızı akp çok mu demokrat? eşcinsellere, sendikalara, sivil toplum örgütlerine, ifade-örgütlenme-dernek kurma hakkına çok mu saygılı?" kim bu gerzekçe soruya evet diyor? ben böyle bir solcuya rastlamadım. iyi duble yol yapıyor, ekonomik kriz yok en azından falan diyenler var da, kim üküncü kandırmış? ükünç bir de Sİ taraftarlarını ellerini tek bir çakıl taşının altına koymamakla suçlamış ki, insanın "bi git ya" diyesi geliyor gerçekten. burada anlatmaya lüzum da yer de yok, açsın, Sİ arşivini okusun! hangi kampanyaların altında imzası olduğunu, hangi kampanyaların çağırıcısı ve örgütleyicisi olduğunu görsün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;provokatörün terbiyesi olmaz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;bu sadece ve doğrudan Sİ yazarlarını hedef alan zayıf  yazı, küstahça fakat yine de eleştirel sayılabilir. bir de şuna bakalım. burak sönmezer adlı ‘insan’ neler söylüyor hızlandırılmış ergenekon kursu başlıklı zırvalamasında. hiç dokunmadan aktarıyorum: “seneler önce ilk gördüğümde vücuduyla kafasının orantısızlığı hemen dikkatimi çekmişti. neye benziyor, neye benziyor? diye düşünüp durmuştum da 3-5 sene evvel, neye benzediğini bulamasam da kime benzediğini keşfetmiştim. peyami safa. evet peyami’ye benziyordu. onun sakallısıydı. üstelik abuk sabuk politik tutumları da peyamiyi andırmıyor değildi. bir nevi fırıldak! troçki’nin temel tezlerini hem reddedip, hem troçkist olduğunu iddia eden kimlik bunalımındaki bir politik akımın Türkiye temsilcisi. işçi kitlelerinin yönelimi değişiyor diye bir o partiye (zamane shp’si) oy isteyen, bir bu partiye yanaşan (zamanın akp’si) zattırı zutturu bir siyasi çizginin müellifi. şimdilerde taraf yazarı, akp savunucusu, darbe karşıtı zat… bu kadar şeyi şunun için yazıyorum. yeni dikkatimi çekti, üstat ahmet haşim, peyami safa’nın tipini tarif ederken diyor ki, ‘çekirge vücudu üzerine koyulmuş at kafası.’ işte sana doğan tarkan!..”  şimdi bu nedir?  nasıl bir apolitiklik, nasıl bir provokasyondur. bu satırların yazarının solcu olması mümkün müdür?  bir insanın fiziksel özelliklerinin kendi çarpık bakışınla gördüğün orantısıyla dalga geçmek, o fizik orantısız bile olsa, en basitinden ayrımcılık, atletik ırkçılık değil midir? bu burak ‘insanına’ söylenecek başka söz yok! kimin ve hangi yaklaşımın zattırı zutturu olduğu çok açık. dünya genelinde onbinlerce üyesi olan etkili bir devrimci marksist politik çizginin, uluslararası sosyalizm akımı’nın türkiye temsilcisi  DSİP’in genel başkanının politik tutumunu peyami safa’nın politik çizgisine benzetebilecek kadar travmalı bir beyin onunkisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;okun ucu meselesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;ilgili son yazı bizzat hakan’dan. hakan güngören bombalarının cia-mossad işi olduğunu yazmış. haklı olabilir. rusya’nın işi de olabilir. hakan’a göre bombaları koyanlar “akp kapatılamaz” mesajını iletmiş. şimdi &lt;a href="http://www.dsip.org.tr/"&gt;DSİP&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.sosyalistisci.org/"&gt;Sİ&lt;/a&gt; de “akp ve dtp kapatılamaz” diyor ya, bunu demek fettullahçıların peşine takılmakmış, cia istasyon şeflerinin ağzıyla konuşmakmış. bir de Sİ bu takılmanın üstünü örtmek için bolşevik liderlerden alıntılar yapıyormuş. yani biz akp bir darbeyle alaşağı edilmek istendiğinde susmalıymışız. yüzde 47 zaten şuursuzmuş, onların oyları önemsizmiş. bizim asıl meselemiz abd emperyalizmi olmalıymış. yani  hep yazıyorum, ne kadarsa o kadar demokrasiyi savunmak ve sınırlarını genişletmek için mücadele etmek boş işlermiş. biz bu darbe marbe işleriyle uğraşarak bilinçli olarak emperyalizm olgusunu gizliyormuşuz. vallahi hakan sağolsun, bunları yazarak emperyalizmin ipini pazara çıkarıvermiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SK7JthOFKtI/AAAAAAAABMA/kGT7fgwDORY/s1600-h/81.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237345200527190738" src="http://4.bp.blogspot.com/_R5o57PqtJPs/SK7JthOFKtI/AAAAAAAABMA/kGT7fgwDORY/s320/81.jpg" style="cursor: pointer; float: right; margin: 0pt 0pt 10px 10px;" /&gt;&lt;/a&gt;neyse, şimdi size red’de politik olarak doğru 
